1 Şubat 1921


Tevfik Paşa, Mustafa Kemal'in yeni Anayasayı hatırlatarak Londra'ya yalnız Ankara Hükümeti'nin delege gönderebileceğini belirten 30 Ocak tarihli yazısına cevap vererek, konferansa birlikte gidilmesini önerdi ve birlik sağlanamazsa Boğazların elden gidebileceğini ileri sürdü. Tevfik Paşa, Fevzi Paşa'dan İzzet ve Salih Paşaların derhal geri gönderilmesini de istedi. Bekir Sami Bey, Meclis'te Hükümet'in Londra Konferansı'na katılmak için yaptığı çalışmalar hakkında kısaca bilgi verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Eskişehir'de 8 uçakla bir Hava Kuvvetleri Müdürlüğü, Trabzon'da da Deniz Ulaştırma Komutanlığı kuruldu. Bu kararla eldeki uçakların teknisyen ve yedek parça yokluğundan çoğunun kullanılmadığı "Tayyare İstasyonları" kaldırılıyor. * Bursa'nın gönüllü gençlerinden kurulan Gökbayrak Müfrezesi kaldırılarak mevcutlarından 41.Alayın 1 ve il. taburları meydana getirildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yüksek Komiser Rumbold, Dışişleri Bakanlığı'na bir telgraf çekerek, Ankara Hükümeti'nin İtilaf Devletleri'ne İtalya aracılığı ile bir telgraf gönderip bunda Tevfik Paşa'ya çektiği telgrafı ilettiğini bildirdi. Atina Elçisi Granville ise şunları bildirdi: "Askeri bakımdan Nisan' da saldırıya geçilmesi uygun olacak. Saldın başlayınca Mustafa Kemal'in ordusu ikiye bölünecek, Ankara'nın zaptı kolaylaşacak. Ondan sonra da Mustafa Kemal hareketinin çökeceği kanısı var". Granville'in raporunda Çerkez Ethem'in Yunanlılara 1.000 kişilik kuvvetiyle teslim olduğu da yer aldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)



22 Ocak'ta kuvvetlerini serbest bırakarak bir kısım adamıyla Sındırgı dağlarında dolaşmaya başlayan, Yunan Karargahı'nın açıklamasına göre 26 Ocak'ta Yunanlılara teslim olan Çerkez Ethem, muhafaza altında İzmir'e götürüldü. Burada Başkomutan Papulas'la görüştükten sonra Hollanda Hastanesi'ne yatırılacak ve akciğerlerinden tedavi edilecektir. İzmir'de Ankara Hükümeti ve ordusu hakkında faaliyetlerine devam eden Ethem, Padişah tarafından İstanbul'a çağrılacak, ancak çağrıya olumlu cevap vermeyecektir. Ethem daha sonra Yunanistan'a, oradan da Almanya'ya gidecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)



The New York Times: Hasta adam iyileşme belirtileri gösteriyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Nutuk’tan


Efendiler, Tevfik Paşa’nın Fevzi Paşa Hazretleri’ne cevap olarak gönderdiği telgrafı da okuyalım:


Şifre İstanbul, 1.2.1921


Ankara’da Mustafa Fevzi Paşa Hazretleri’ne

İlgi: 30 Ocak 1921.


Kral Konstantin’in Atina’ya dönmesi üzerine, İtilâf Devletleri çevrelerinde ve kamuoyunda, Yunanistan aleyhine meydana gelen değişme dolayısıyla, Avrupa’da lehimize bir akım doğmuştur.


Ancak, bu akıma karşılık, Rumların tarafım tutan ve Sévres Antlaşması’nı tamamıyla veya ufak tefek değişikliklerle uygulayarak Türkiye’yi ortadan kaldırma düşüncesinde bazı siyaset adamları da vardır. Özellikle aldığımız güvenilir bilgilere göre, bu siyaset adamlarının, Anadolu temsilcilerinin de konferansa davet edilmesini kabul etmeleri ve buna istekli görünmeleri, Anadolu’nun böyle bir davet kabul etmeyeceğine inanmış olmalarından ileri gelmektedir.


Bununla güdülen maksat da, bu davete uymama durumunu öne sürerek ve bize karşı sert tedbirler alınmasını haklı göstererek, kamuoyunu siyasetlerine uymaya mecbur etmektir. Bu bakımdan, konferansa bir an önce ve birlikte gidilerek hakkımızın alınmasına çalışmak şarttır.

Eğer orada meşru ve haklı isteklerimizin reddedildiğini görür ve konferanstan çekilmek zorunda kalırsak, bu durum, karşımızdakilerin elinde aleyhimize kullanılacak tesirli bir silâh olamaz. Telgraflarında öne sürülen isteklerin, daha önce de bildirilen sebepler ve İstanbul’un özel durumu dolayısıyla, kabulü mümkün değildir.


Bunlarda ısrar ederek, konferansa tam zamanında katılma fırsatı kaçırılırsa, önce birlik sağlanamadığı için İstanbul ve Boğazlar büsbütün Osmanlı hâkimiyetinden çıkar.


İkinci olarak, İtilâf Devletleri’nin Yunanistan’a para ve asker yardımı yapmaları ve Anadolu’da ortak bir taarruz hareketi yürütmeye kalkışarak zaten savaşın günden güne artan güçlüklerinden sayıları pek çok azalmış olan Türk unsurunun, bir kat daha ezilip yok obuası ile karşı karşıya kalınır.


Üçüncü olarak büyük ölçüde fedakârlıklara katlanmak karşılığında dış yardıma ihtiyaç mecburiyeti ortaya çıkar ve nihayet hedefimiz olan istiklâlin heder edilmesi gibi acı sonuçlar doğar. Delegelerimizin hemen İstanbul’a gönderilmesi kaçınılmaz bir zarurettir, efendim.


Sadrazam Tevfik


Bir Bölge Şehir


Garip bir şehir. Eski letafet ve güzelliği ne oldu acaba? Sokaklarda Türkler sessizce ve korkarak geçiyorlar, güçleri kaybolmuş. Belli ki başlarında zalim bir yönetici var. Bu zalim patron. Yerli halktan bir Türk’ü veya Fransız’ı, yahut İtalyan’ı gördüğü zaman ona nefretle bakıyor ve başını öbür yana çevirip elindeki kamçısı ile kaldırım taşlarına vuruyordu. İngiliz çizmesi altındaki İstanbul’un çehresi tamamıyla değişmiş, adeta can çekişmekte. Bu toprak parçası tamamiyle kuşatılmış durumda, şehrin etrafındaki eşkıyanın faaliyeti, onu besleyen bölgelerle ticaretine engel olarak nefesini kesmekte. Halk açlıkla mücadele ediyor.


Sefaletin yerleştiği yer


Burada sadece Ruslar ve Asya halkı iyi durumda. Bolşevik, Menşevik, Çarist, Wraglen ordusunun Kazakları, milliyetçilik formülü çevresinde tekrar birleşmiş, yan yana yaşıyorlar. Keza, Panslavizm, Panislavizm, Pantürkizm, birbirlerine karşı kin gütmeksizin, daha doğrusu aynı kini güderek bir araya gelmişler. İngiltere bütün bunları birleştirmiş. Bu muhteşem dekor içinde bunca yüzyıldır onu yok etmek için harcanan çabalara karşı koyan Türkiye derin yaralarını gizleyerek şikayet etmiyor. Yağmalar devam ediyor, önceleri hal ve durumları iyi olan Türkler, şimdi soyulmuşlar, tehdit altında yaşıyorlar. İngiliz hakiminin hiç şakası yok, hiçbir itirazı dinlemiyor. Artık adalet diye bir şey kalmamış. Biraz bir şeyler biriktirmeyi başaranlar Anadolu’ya kaçıyorlar.


İngilizlerin çalışmaları düzensiz ve çok sert: Gerçekten sivil ve asker İngiliz memurlar mütevazı bir tavır takınıyorlar. Acaba İngilizlerin kuruluşlarında aksayan bir şey mi var? Gerçekten de öyle gibi, çünkü İngilizlerin ciddi otoritesi altında ezilmiş olan İstanbul’un sinir bozucu, çok karışık ve düzensiz bir görünüşü var. İngiliz görevliler de, hiç utanmaksızın Türkleri boyuna sömürüyorlar. Türk esnaf, ticaretini sürdürebilmek için, her gün İngiliz memurlarına ne kadar para vermek gerektiğini iyice öğrenmişler; durumu iyi olanlar itirazsız bu parayı ödüyorlar. İngiliz yönetimi baştan aşağı rakamlarla meşgul. Cezalardan kurtulmak için şu kadar lira, eğer “ İngiliz Muhipleri Cemiyeti” ne üye değilseniz bu cezalar iki, üç yada dört kat olmakta. Bir Türk’ün iş yapabilmesi için az ya da çok bir miktar para ödemesi gerek.


KURTULUŞ SAVAŞI SIRASINDA TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ / BERTHE GEORGES – GAULİS


Birinci İnönü Muharebesinin dış siyasette de büyük tesiri olmuştur. İtilafçıların içinde bulunduğumuz bu devrede nasıl bir politika takip ettiklerini, takip edeceklerini sıraya koyup tahmin etmek kolay değildi. Yalnız kesinlikle biliyoruz ki, bizimle mütareke yapanlar, birbirini tutmayan değişik görüşlerine rağmen, Türkiye’yi parçalamaya kararlıdırlar. Aralarında bunu müzakere ediyorlar ve planlarının tatbiki için kolay yollar arıyorlar. Birinci İnönü Muharebesine kadar geçen devrede Türkiye’yi içerden çökertmek için başta isyan çıkarmak olmak üzere, türlü tedbirlere başvurdular. İstanbul Hükümeti, padişah hükümeti, iç isyanlarla memleketi çökertmek için İtilaf Devletlerine canla başla yardımcı oldu. Bunu bir sene tecrübe ettiler. Şimdi Birinci İnönü Muharebesi ile vaziyetin değiştiğini anladılar. İnönü Muharebesi bittiği zaman iç isyanların kökü kazınmış, Kuvayı Milliye tasfiye edilmiş olarak milli hareketin dışarıdan görünüşü eski tertiplerle netice alınamayacağı intibaını veriyor. Bu defa İtilaf Devletleri bizi Londra’da bir konferansa davet ettiler. Davet, evvela İstanbul Hükümetine yapıldı, İstanbul Hükümeti, Ankara’nın da konferansa iştirakini teklif etti. Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan gelen teklifi kabul etmeyerek, bizi doğrudan doğruya çağırsınlar, gidelim dedi. İstanbul ile Ankara arasında bu münasebetle uzun muhabere ve münakaşa cereyan etmiştir. Nihayet, İtilaf Devletleri, Ankara Hükümetini de ayrıca konferansa çağırmaya mecbur oldular ve iki hükümetten ayrı ayrı heyetler Londra’ya gitti. Konferans başladığı zaman İstanbul Hükümeti adına giden Sadrazam Tevfik Paşa Türkler namına söz söylemeyi Ankara Hükümetine bıraktı.


Londra Konferansı ile memlekette kesif bir barış propagandası başladı. Biz konferanstan fazla bir şey beklemiyor ve mücadele azminin gevşememesi için uğraşıyorduk. Nihayet müzakereler akamete uğradı.


İSMAT İNÖNÜ HATIRALAR / SABAHATTİN SELEK / 235 – 236


**Sovyet Hükümeti nezdinde Doğu Ulusları Şurası üyesi yurttaş (Echbah) başkanlığında bir inceleme kurulu dün Moskova’dan Ankara’ya gelmiştir.


Bu kurul özellikle coğrafi ve ekonomik bakımdan Anadolu’nun durumunu inceleyecektir.

** Gürcistan Cumhuriyetini, BMM Hükümeti nezdinde temsil edecek olan Bakan Bay Medivani başkanlığında 7 kişiden kurulu Gürcü temsilcileri pazartesi akşamı Ankara’ya gelmiştir.

Delegasyon üyeleri garda Hükümet ve Dışişleri temsilcileri tarafından selamlanmıştır.

Bakan ve üyeler, Hükümet tarafından Cebeci’de Askeri Hastane yakınlarında kiralanan evde kalacakladır.


2 Şubat 1921


** Ankara’ya gelen Gürcistan temsilciliği üyeleri şunlardır.

Bay Simon Medivani, Gürcistan Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Djonbasi ve Carthourani ve delege General Eristavri, Binbaşı Chalighue Chouli ve Lidenan Emeuhari ve Yüzbaşı Mahne Choulo askeri temsilci.


3 Şubat 1921


** Doğu ve Batı cephelerinde tam bir sükunet var.


23 Şubat 1921


Resmi bildiri


1 Gürcistan Hükümeti nezdinde yaptığımız dostça girişimler, olumlu olarak karşılanmış, Ardahan ve Artvin kazaları Gürcüler tarafından boşaltılarak 23 Şubat 1921 tarihinde Osmanlı bayrağı Ardahan’a çekilmiştir. Halk askerimizi kentin uzağında parlak bir törenle karşılamış ve sevinç gözyaşları dökmüştür.


2 Cephe sakindir.


Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa hazretlerine, Kars 23 Şubat 1921 -23 Şubat 1921 tarihinde sabah erkenden Osmanlı bayrağı Ardahan’a çekilmiştir. Halk birliklerimizi uzun mesafeden kucaklayarak ve öperek karşılamış, sevinç gözyaşları dökmüştür. Bütün halk Büyük Meclisimiz ve Hükümetimiz için Tanrı’ya dualar etmiştir. Cephe adına heyecanla ve saygıyla, bu yeni başarısı için Büyük Meclisi kutlarım. İnanıyorum ki milli davamız kesin bir başarıyla taçlanacaktır. Ordum her zaman milli irade doğrultusunda hazırdır.


AMERİKAN GİZLİ BELGELERİYLE TÜRKİYE’NİN KURTULUŞ YILLARI / ORHAN DURU / 115-116


İstiklal harbimiz ve kurtuluş savaşlarımız, bugünkü varlığımızın gurur veren nedenleridir. O günler, destanlarla doludur.


Bunları yaşayanlar ve bilenlerimiz gerçi yazmışlar, anlatmışlardır. Yine de bilinmeyen yazılar ve olaylar mevcuttur.


Fakat bu üstün vasıflı destanları, hiçbir yabancı yazmamıştır. Daha doğrusu, biz öyle bilmekteyiz. Türk’ün sevgisini kazanan yabancı edipler, gerçi yok değildir. Bunları, Pierre Loti, Claude Ferrere olarak biliriz, hatırlarız, severiz. Ancak bunlar bizleri, daha ziyade romanlarda ve birkaç makalede anlatmış, özellikle Doğu’nun Batı’yı imrendiren güzel taraflarımızı belirtmişlerdir.


Yok edilmek istenen Türk’ün ve Türk ülkesinin varlık davası ile savaşlarını yazan tek yabancı B.G. Gaulis olmuştur ve ne gariptir ki. Onun bu gözlem ve hayranlık dolu eseri, Türkçeye çevrilmemiştir. Yazar hem gazetecidir, hem ediptir; inceliklerle dolu, nüanstan nüansa geçen seçkin bir üslup sahibidir.


Bu kitap Türkiye’mize, o zamanları az veya çok bilenlere, dinleyenlere ileride merak edecek ve öğreneceklere geç de kalmış olsa, bir sunuştur.


Bu arada şunu da belirtmek istiyoruz; Çeviride Bağımsızlık Savaşı denilmez, özellikle İstiklal Harbi denilir; çünkü bu , tarihi bir deyimdir. Bazı yerlerde, vekil gibi mebus gibi kelimeler, mahalli renk vermek için, o zamanki halleriyle kullanılmıştır. Yine bazı yerlerde, aydın denilmeyip, entelektüel denilmiştir. Umumi Harp denildiği gibi.


Berthe G. Gaulis, İstiklal harbi anılarında, her şeyi eksiksiz gören ve yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından davet edilmiş ve kendisine tahsis olunan, Çankaya’da bir bahçeli evde, üç kez misafir edilmiştir. Bu ikametler, süreli olmuştur. Yazar bu zaman zarfında Gazi Mustafa Kemal ile Çankaya’da görüşmelerde bulunmuş, Meclisimizin çalışmalarını, Hariciyenin işleyişini iyice incelemiş, görmüş anlatmıştır.


Gaulis bunların hepsini, hadiseler, meseleler olarak, dayandıkları mefkure kaynaklarıyla birlikte tüm dünyaya anlatmıştır. Önemli olan de anlatması, anlatabilmiş olmasıdır.


Eserin büyük ve hakim konusu, Gazi Mustafa Kemal’dir. Onun seçkin silüeti kitabın her yerinde vardır. Yanı sıra milli fikrin doğuşu, milli hareketin yapılışı, Türk kadınının uyanışı, o kadının kağnı denilen çağların aracı ile Kurtuluş Savaşlarına katılması da gösterilmektedir. Bu arada, Yunan-Rum-Ermeni işbirliğinin yaptığı zulümler cephe içlerinde, cephe gerilerinde görülmüş, anlatılmış, tıpkı bugün olduğu gibi mazlum Türk’ü zalim rolüne sokma çabaları çürütülmüş, bunun tam tersi olan gerçekler, bir bir anlatılmıştır.


Bu olaylar, zamanın çok büyük gazeteleri (Le Temps)’a (Le Matin)e, (L’İnformation)a uzun metinler halinde devamlı tellenmiş, sonra da Avrupa’da aynı yazar, aynı yayınlarını sürdürmüş, Batı’da Fransa’da, hatta İngiltere’de bizim adımıza, bizim kavgamızı yapmıştır.


Kitapta, Panislamizm’i de, Atatürk’ün o zamanki tarifi ile amaç değil, araç olarak görüyoruz. Yine kitapta, Batı’nın yaşayış ve anlayışına atıfta bulunup, bunları bizdeki yeni akımlarla yan yana koymak ve kıyaslamak, yazarın duyduğu bir zaruret olmaktadır. Zira düşünmeli ki o zamanlarda Fransa, bizim karşımızda yer almış ve bir Fransız yazar, Türk’ün davasını dile getirmekte, bunun için de inandırıcı olmayı gözetmektedir. Bu yazı sanatında psikolojik bir gerektir. Kitabın adı, çeviride, bize daha uygun gelen biçimde konulmuştur. Gazi Mustafa Kemal, yazara şu ilgi çekici sözleri söyler:


- Tamamen serbestçe, geziniz, görünüz, inceleyiniz, dinleyiniz. Bizim tek isteğimiz, görüp anladıklarınızı, oldukları gibi nakletmenizdir. Başka bir şey istemeyiz.


Bu kitabın, derin bir boşluğu dolduracağına inanıyor ve o büyük nedenle, eseri kıvançla sunuyoruz.


ÇANKAYA AKŞAMLARI 1 / BERTHE G. GAULİS / 5-6-7

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG