1 Eylül 1921

Sakarya Savaşı, bütün gece de devam etti. Şiddetli bir saldırıyla Çaldağı'nın önemli yerleri geri alındıysa da karşı saldırıya geçen Yunan kuvvetleri, bazı yerleri yeniden işgal ettiler. Bazı Türk kuvvetleri, Polatlı yakınlarındaki sırtlara çekildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Sakarya Savaşı'nın Türkiye açısından en kritik günü... Çarpışmalar en kanlı ve çetin noktasına ulaştı. Türk kumandanlığı bütün ihtiyat kuvvetlerini Haymana ve Çaldağı yöresinde savaşa sürdü. Mürettep Tümen, Polatlı'nın 3 km. batısına çekildi. Düşman ateşi altında kalan Polatlı boşaltıldı. Haymana'nın savunulması için 2. Grup'un yaptığı çarpışmalarda 82 subay, 900 er, 3 alay, 5 tabur komutanı kaybedildi. 15. Tümen topçularında, 17. ve 24. Tümen'de yalnız 129 aum cephane kaldı. 4. Tümen Hücum Taburu'nda yalnız iki subay kaldı. 42. Alay komutanlığı bir yedek teğmenin elinde. 2. Grup'ta taburların idaresi de yedek teğmenlere kaldı. Başkomutan Mustafa Kemal, hükümet merkezinin Kayseri'ye taşınmasını emretti. Türk ordusunda cephane sıkıntısı var. Yunanlıların Çaldağı'nı bütünüyle ele geçirmek için yaptıkları saldırı başarıya ulaşamadı, ancak Duatepe Yunanlıların eline geçti. Cepheye yakın köylerin kadınları, askerler için yemek hazırlıyor, bunları askere ulaştırıyor. Kayıpları yüksek olan Yunan ordusunda da açlık ve savaştan bıkkınlık görülüyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)



Meclis, 5avaştaki orduya selam ve güvenini bildirdi. Meclis İkinci Başkanı Rauf Bey, Mustafa Kemal'e gönderdiği telgrafta "Meclis, erler, subaylar ve komuta heyeti hakkında her zamankinden çok şükran ve güven hisleriyle doludur. Ordunun behemahal zaferi elde edeceğine inancı tamamdır. Erinden, en büyük komutanına kadar orduya en içten selamlarını sunar" dedi. Mustafa Kemal'in cevabı: En kıdemsiz erinden kumandanına kadar en yüksek azim ve imanla savaşan ordunun, istiklalimizin savunulması uğrunda namus gereğini yerine getireceğini temin ederim.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Tercümanı Hakikat: AP Ankara muhabirinin Mustafa Kemal'le mühim bir mülakatı -Refet Paşa'nın orduya ve millete beyannamesi. -Yunan zayiatı 30.000 tahmin olunuyor. -Cephenin yarıldığına dair haberler yalandır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Güleryüz: Konstantin'in yediği son tekme. Var varanın, sür surenin, destursuz bağa girenin hali budur çorbacı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ayine'de Dertli'nin manzumesi: Mehmet'ten nişanlısı Ayşe'ye cevap: Top tüfenk önünde demir gibiyim.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal’in Sakarya Zaferi sonrası 19 Eylül 1921’de mecliste bir konuşma yaptı. O konuşmanın bugün ile ilgili olan bölümünden kesitler:


1 Eylül’de düşman doğudan kaydırabildiği kuvvetlerin katılmasıyla sağ kanadımız aleyhine ve merkeze, Haymana ve Dikilitaş’a kadar olan sahada genel taarruz yaptı.


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri Cilt 11 / Syf 404)


İngiliz Gizli Haberalma örgütü ‘Black Jumbo’nun ajanları ile İngilizler hesabına casusluk yapanlar topladıkları bilgileri İstanbul’daki İngiliz Generali Harrington’a iletmeye devam ediyorlardı. O da bunları Londra’ya ulaştırıyordu. Bugünkü tel şöyleydi:


‘8 gündüz süren savaşlarda taraflardan hiç biri kesin bir başarı kazanamamış, Türkler de cephelerinin sol kanadında tutunmuşlardır. Türkler, Çaldağı denen mevzilerini yitirdiler. Ama dün oralara karşı saldırıya geçtiler ve mevzilerinin çoğunu geri almış ve kuvvetlerini birleştirmiş görünüyorlar. Kanımca savaşın sonu berabere bitecektir.


Şimdiye dek Yunanların zafer kazanacağını telleyen General Harrington artık bunu söyleyemiyordu. Ama Türklerin savaşı kazanabileceklerini de hiç aklına getirmek istemiyordu. Ona göre savaşın sonu olsa olsa berabere bitecekti.


(Kaynak: Alptekin Müderrisoğlu / Sakarya / Syf 179)


Gözetleme uçuşundan dönen Pilot Yüzbaşı Fazıl ve Gözetleyici Teğmen Hamdi ‘İzmir’ adlı uçakla Mallıköy’deki meydana iner inmez, gördüklerini rapor etmek için telefonun başına koştular. Haymana önlerindeki Yunan birliklerine gerilerden büyük destek birlikleri geliyordu. Gözetlemeyi sürdürmek amacıyla, Pilot Vecihi ile Gözetleyici Teğmen Basri ‘İsmet’ adlı gözetleme uçağıyla hemen havalandılar. Yalnızca iki uçaktan kurulu Türk hava gücü gökleri boş bırakmıyor biri inince öbürü havalanıyordu. Yunanların 18 uçaklık hava gücüne karşı iki uçakla sık çıkış ve uzun uçuşlar yapılarak aradaki dengesizlik giderilmeye çalışılıyordu.

İzmir bir gözetleme uçağıydı. Gözetleyicinin önüne bir makineli tüfek yerleştirilerek hava çarpışmalarında elverişli duruma sokulmuştu. Gözetleyici Teğmen Basri, her uçuşta oturduğu yerde ayaklarının altına 6 büyük bomba yerleştirir yerdeki hedeflerin üstüne eliyle bırakıtı. Böylece ilkel bir bombardıman uçağı olurdu ‘İsmet’ aynı zamanda.

Uçak Haymana göklerine gelince yerin papatya tarlası gibi şarapnel patlamalarıyla dolu olduğu görüldü. Alevlerden Türk savunmasını yoğun bir biçimde döven ağır topların güney sırtlarında mevzilendiği anlaşılıyordu. Teğmen Basri eliyle bombalama işareti yapınca Pilot Vecihi İsmet’i Yunan bataryaları yönünde döndürdü. Yunanlar uçağı görünce havaya ateş açtılar. Pilot Vecihi mermilere aldırmadan topçu ateşinin üstüne doğru zik zaklar yaparak uçmaya koyuldu.

İsmet toplara yaklaşmıştı ki Pilot Vecihi Haymana’ya doğru uçak bir Yunan uçağı gördü. Yunan uçağı henüz kendilerini görmediğine göre bombaları hedef üstüne bırakabilirlerdi ve öyle de yaptılar. Bombaları bıraktıktan sonra yükselişe geçtiler. Yunan uçağı kendi halinde Haymana’ya doğru ilerliyordu. Eşit yüksekliğe geldiklerinde Yunan uçağının ani bir dönüşle kendilerine doğru döndüğünü gördüler. Vecihi havada ender rastlanan bu yüz yüze gelişi şöyle yorumluyordu: ‘Yunanlar bizi çok yakınken gördüler. Derhal yön değiştirip kaçmaya kalkıştılar. Fakat çok geç kaldıklarından dönüşlerini yarılamadan bizi karşılarında buldular. Demek ki çarpışmaya gönüllü değiller. Kaçamadıkları için çarpışmak zorunda kalıyorlar.’


Yunan uçağındaki gözetleyici ateş açtı. Teğmen Basri ise kesik kesik ateş etmeye başladı. Bu esnada yerdeki çarpışma durmuş gibiydi. Birbirlerine ölüm yaptıranlar tetikleri bırakmış gökteki çarpışmayı izliyorlardı. Yunan yeni bir dönüşe ateş etme şansı yaratmak isterken, bilmeden Teğmen Basri’nin öldürücü mermi güzmesi alanı içine kayıyordu. Tehlikeyi gören Yunan uçağı birden doğrultu hızını artırarak saldırdı. Çok yakın mesafeden İsmet’in üstünden geçerken Teğmen Basri beklenen fırsatı kaçırmadı ve beliren net hedefe mermilerini yağdırdı.

Yunan uçağının önce koyu bir duman saldığı, ardından sağa sola yalpalandığı görüldü. Sonra birden burun üstüne dikildi, gittikçe artan bir hızla ve arkasında kara dumanlar bırakarak Katrancı Vadisine doğru dalışa geçti. Bir külçe gibi toprağa çakıldı.


Teğmen Basri, sevinçle gözetleyici yerinden uzanarak Pilot Vecihi’nin arkadan yanaklarından öpmek istedi. Vecihi tek eliyle arkadaşına sarıldı, alnından öptü. Bu sırada aşağıdan bir uğultu yükseldi. Önceleri anlayamadılar, motorun gazını azaltınca uğultu netleşti. Birlerce ağızdan tek bir ses çıkıyordu:

‘Ya.. Şa.. Va.. Rol.., Ya.. Şa.. Va.. Rol..’

Yunan kesiminde ise çıt yoktu.


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu / Syf 179)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG