1 Nisan 1920 Perşembe

Halide Edip anlatıyor:


Ankara’da kurulması gereken hükumetin şekli hakkında tartışmalar nisanın başında şiddetlendi. Başta İstanbul’da anayasa profesörü olan Celaleddin Arif olmak üzere fikirleri Batı’ya açık olanlar şöyle bir şey istiyorlardı:


Bir yasama meclisi, bir kabine, bir de yürütme kurulu kurmak ve bunun başına da meclis reisi getirmek istiyorlardı.


Mustafa Kemal Paşa önce buna itiraz etti. Bunu bir cumhuriyete benzetti. Bunun halkı ürkütmesinden korkuyordu. Tamamen Jean Jacques Rousseau gibi konuştuğunu iyi hatırlarım:


‘Bütün kudret halkındır. Kudret bölünmez, icrai ve teşrii diye birbirinden ayrılmaz.’


Kudretin bölünmemesi ve halkın ekinde olması meselesi üzerinde uzun uzun tartışmalardan sonra varılan karar bir çeşit anlaşma şekliydi. Bunu şöyle özetleyebiliriz:


Bütün icra ve teşri kuvveti Mexlis’in elinde olacak ve kabine üyelerini onlar seçecek. Onlar sadece Meclis’e karşı sorumlu olacaklar. Bu suretle kabineye karşı sorumlulukları olmayacak. Yani, kabine Meclis’in bir nevi memur heyeti olacak. Bunların başında Meclis reisi bulunacak, fakat şahsi sorumluluğu olmayacak.


İşte, bu şekilde Mustafa Kemal Paşa bunu teklif etti. Arkadaşlarının bir kısmı bunu Sovyetler’in şekline benzettikleri için hayli itiraza uğradı. Fakat her şeyden önce Mustafa Kemal Paşa’yla anlaşmak gerekiyordu.


Bu münakaşalar yemekten sonra başlar, saat dokuza, hatta bazen sabahın beşine kadar sürerdi. Mustafa Kemal Paşa ve diğerleri nihayet, bu teklifleri kabul ettiler. Aralarında hiçbir fikir anlaşmazlığı olamazdı. Çünkü muhit tehlike içindeydi.


Bu tartışmalar, o zamana kadar okuduğum kitaplardaki fikirlere benzediği için beni ilgilendiriyordu. Bence şeklin de çok önemi yoktu. Bu meselede Mustafa Kemal Paşa’nın şahsiyetinin büyük rol oynadığını sezmemek kabil değildi. Mustafa Kemal Paşa fikirlerini telkinden hiç yorulmaz, etrafını nihayet kendi düşüncelerine sürüklerdi. İnanıyorum ki, TARİHİN DRAMATİK VE ANİ DEĞİŞMELERİ, ÇOK ZAMAN, DİNAMİK FERTLERİN ESERİDİR.


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 145)


Hükümet, üç yüksek komiserin, Kuvayı Milliye ve Mustafa Kemal aleyhinde istedikleri bildiriyi imzalamayacağını bildirdi. Salih Paşa cevabında, Hükümet’in, büyük devletlerin kararlarına karşı gelmenin faydasızlığma inan­dığını, bununla birlikte millî teşkilatın bütün mensuplarını toptan isyancı ilan etmenin de sükûnet getirmeyeceği kanısında olduğunu, bildiriyi istenen biçi­miyle basında yayımlayamayacaklannı bildirdi. 28 Mart’ta Hükümet, Mustafa Kemal’in hareketlerini tasvip etmediği yolundaki bildiri taslağını yüksek komi­serlere sunmuş, ancak taslak yetersiz görülerek 29’da geri çevrilmişti. Salih Pa­şa Hükümeti yarın istifa edecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 461)


Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gece yaptığı bir toplantıdan sonra Antep’te Fransız ve Ermeni kuvvetleriyle Türk kuvvetleri çarpıştı. Türk hapishanesinden kaçan bir mahkûmun ardından ateş açılması ve bir Ermeni’nin öldürülmesi şehirde bir anda heyecanı artırdı. Dükkânlar kapandı, sokaklar boşaldı. Daha önce yapılan plan gereğince, belirli yerler örgütlü semt sakinlerince tutuldu. Cepheler kuruldu. Türk çeteleri, Kilis’e dönmekte olan Fransız takviye koluna saldırdılar. Antep’te Türk kuvvetleri, Antepli yedeksubaylar, çavuşlar ve semt reisleri yönetiminde 1800 silahlı, 1400 silahsız kişiden oluşuyor. Fransız kuvvet­leri ise şöyle: 1500 silahlı Ermeni gönüllüsü, bir Cezayir avcı bölüğü bir Fran­sız bölüğü, bir buçuk Senegal bölüğü, bir Ermeni ağır makineli tüfek bölüğü, bir dağ ve bir sahra bataryası, bir istihkâm bölüğü, bir seyyar hastane. Fransız kuvvetlerine Albay Saint Marie komuta ediyor. ★ Urfa’da Fransızların bir saat süren saldırısı püskürtüldü. Ermeni Cemaatı Başkanı Mihran, Kuvayı Milliye Komutanı Namık (Ali Saip) Bey’e gönderdiği mektupta, Türklere düşmanlık beslemedikleri, Fransızların teşviklerine uymadıkları cevabını verdi. ★ Gülek Boğazı’ndaki Kadirhan’da bir Fransız karakolu çeteler tarafından yakıldı. Ku- vayı Milliye, Mersin’i kuşattı ve Fransızların şehirle bağlantısını kesti. Kuvayı Milliye, Fransızların işgalinde bulunan Karaisalı’yı ele geçirdi. Kasabada gösteriler yapıldı, kurbanlar kesildi, erlere ziyafetler çekildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 462)


İngiliz generallerinin Türkiye sorunu ile ilgili görüşü Genelkurmay Başkanı Mareşal Wilson tarafından bir muhtıra ile Hükümet’e bildirildi. Muhtırada, Türkiye’yi abluka altına almanın zor olduğu, Ermenilere de ancak silah verile­bileceği anlatıldı. Türklerle İngiliz çıkarları yönünden hemen bir barış yapıl­ması istendi. “Yunan tutkuları sınırlandırılmadıkça Türk sorunu tatmin edici bir biçimde çözümlenemez” dendi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 462)


îradei Milliye: Fevkalade Meclis-i Millî.


R. Cevat: Millî Teşkilat kumandanlarına hitap etmek tenezzülünde bulunmayı fazla görürüz: Eşkıya ile anlaşamayız.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 463)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG