1 Nisan 1921


İkinci İnönü Zaferi... Geceden bazı mevzileri işgal eden Türk atlıları, çekilen Yunanlıları takibe başladı. Bozöyük ve Söğüt geri alındı. Yunanlıların 23 Mart'ta Bursa ve Uşak yönünden saldırısıyla başlayan ve 27 Mart'ta iki ordunun karşı karşıya gelmesiyle bir meydan savaşı halini alan çarpışmalar, Türk Batı Cephesi ordularının zaferiyle sonuçlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, İkinci İnönü Zaferi'nin müjdesini Metristepe'den saat 18.3o'da Meclis Başkanı Mustafa Kemal'e ve Genelkurmay Başkanlığı'na bildirdi. "Düşman, binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silahlarımıza bırakmıştır" dedi. Mustafa Kemal, verdiği cevapta "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz. Bütün Dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Savaşı'nda üzerinize aldığınız görev kadar bir misyon yüklenmiş komutanlar pek azdır" dedi. Fevzi Paşa da İsmet Paşa'yı ve askerleri kutladı. İsmet Paşa, Mustafa Kemal'e verdiği cevapta "Zulüm ve istibdat dünyasının en zalimce hücumlarına karşı yalnız ve şaşkın kalan milletimizin maddi ve manevi bütün kabiliyet ve kuvvetlerini ruhundaki ateşle toplayan ve harekete getiren Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa"ya askerler adına takdir ve tebriklerini bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Papulas Yunanistan'dan acele yeni subaylar istedi. Onun epeydir istemekte olduğu takviye birliklerinin bir kısmı ancak bugün Mudanya'ya gelebildi. Yunanlılar, Çivril'i ikinci defa işgal ettiler. (Gnkur. 23) "Sinop önlerinde bir Yunan motoruna el kondu. Motorun adı daha sonra lnönü'ye çevrilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yusuf Kemal Bey, Moskova'dan Ankara'ya hareket etti. Yusuf Kemal Bey, Tiflis, Erzurum, Trabzon, İnebolu yoluyla g Haziran'da Ankara'ya ulaşacaktır. (Tengirşek: 236) * Sovyetler, yıllık olarak vermeyi vadettikleri 10 milyon altın rublenin 4 milyonunu Moskova'da teslim ettiler. Sovyet yardımları hakkında bkz. 15 Temmuz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, Şair Mehmet Emin Bey'e (Yurdakul) bir telgraf çekerek, Anadolu'ya, gelişinden duyduğu memnunluğu anlattı, onu milli şiirlerinden ötürü "milletin mübarek babası" olarak niteledi. Mehmet Emin Bey, Yusuf Akçora ile birlikte yarın İnebolu'ya çıkacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Eskişehir'de heyecan ve sevinç doruk noktasında. Onbin kişi İdman Alanı'nda toplandı. Savaşı izlemek için şehirde bulunan Muhittin Baha Bey, heyecanlı bir konuşma yaptı. Mitingden sonra halk, yaralıları ziyaret ederek onlara sigara ikram etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Ölümle göz göze. -Düşman kesin olarak mağlup edilmiş ve çekilmeğe başlamıştır. -Anadolu niçin savaştığını biliyor. Kahraman ordumuz, göğüs göğüse çarpışırken, halk da yarışırcasına yaralıların yaralarını sarmaya çalışıyor. -Yaralı gazilerle sohbet


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Vahdet: Anadolu Türk ordularının son muzafferiyetini hazırlayanlardan Mustafa Kemal Paşa (çerçeve içinde büyük resmi). –Yunan ordusu, birçok esir, silah, top, cephane ve diğer levazım terk ederek münhezimen firar ediyor. Kürt aşiret süvarileri düşmana soluk aldırmıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Cephenin iki yanından mukabil taarruzlarımız inkişaf ederken ben tekrar cephenin sağ cerrahına geçmiş muharebeyi buradan idare ediyordum. Akşam saat 18.30 da Ankara'ya şu Telgrafı çektim


“Saat 18 dakika 30 ‘da Metristepe’den gördüğüm vaziyet. Gündüzbey şimalinde sabahtan beri sebat eden ve dümdar (artçı)olması muhtemel bulunan bir düşman müfrezesi, sağ cenah grubunun taarruzuyla gayrimuntazam çekiliyor. Yakından takip ediliyor. Hamidiye İstikametinde temas ve faaliyet yok. Bozüyük yanıyor. Düşman binlerce maktülleriyle doldurduğu muharebe meydanını silahlarımıza terk etmiştir


Garp cephesi kumandanı İsmet


(Kaynak: İsmet İnönü / Hatıralar / Syf 240)


Bundan sonra sıra bize geliyordu. İsmet Paşa 31 Mart günü, karşı taarruza geçti ve düşmanı yenerek, 31 Mart-1 Nisan gecesi geri çekilmeye mecbur etti. Böylece, inkılâp tarihimizin bir sayfası, İkinci İnönü zaferiyle yazılmış oldu.


Efendiler, düşman çekilirken Batı Cephesi Komutanı ile 1 Nisan günü yapılan yazışmalar, o günün duygularını tespit eden belgelerdir.


O duyguları yeniden canlandırmak için, müsaade buyurursanız, o günkü yazışmalardan bazı telgrafları olduğu gibi okuyacağım:


Metristepe, 1.4.1921

Saat 18.30’da Metristepe’den gördüğüm durum: Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri dayanan ve artçı olması muhtemel olan bir düşman müfrezesi, sağ kanat grubunun taarruzu ile düzensiz olarak çekiliyor. Yakından takip ediliyor. Hamidiye yönünde karşılaşma ve faaliyet yok. Bozöyük yanıyor. Düşman, binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silâhlarımıza terk etmiştir.

Batı Cephesi Komutanı

İsmet


Ankara, 1.4.1921

İnönü Savaş Meydanında Metristepe’de

Batı Cephesi Komutanı ve Genel Kurmay

Başkanı İsmet Paşa’ya


Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebeleri’nde üzerinize yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Milletimizin İstiklal ve varlığı, dahice idareniz altında görevlerini şerefle yapan komuta ve silâh arkadaşlarınızın kalbine ve vatanseverliğine büyük bir güvenle dayanıyordu.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz. İstilâ altındaki talihsiz topraklarımızla birlikte bütün vatan, bugün en ücra köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azminizin ve vatanseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu.

Adınızı tarihin şeref âbidelerine yazan ve bütün millete size karşı sonsuz bir minnet ve şükran duygusu uyandıran büyük gazâ ve zaferinizi tebrik ederken, üstünde durduğunuz tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş parıltılarıyla dolu bir geleceğin ufkuna da baktığını ve hâkim olduğunu söylemek isterim.


Büyük Millet Meclisi Başkanı

Mustafa Kemal


Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne


Zulüm ve zorbalık dünyasının en zalimce hücumlarına karşı yalnız ve şaşkın kalan milletimizin maddî ve manevî bütün kabiliyet ve kuvvetlerini ruhundaki ateşle toplayan ve harekete getiren Büyük Millet Meclisi’nin Başkanı Mustafa Kemal Paşa!

Kahraman askerlerimiz ve subaylarımız adına, askerlerimizle avcı hatlarında omuz omuza vuruşan tümen ve kolordu komutanları adına takdir ve tebriklerinize büyük bir iftiharla teşekkürlerimi arz ederim.

Batı Cephesi Komutanı İsmet


“İnönü’deki savaş alanında ikinci kez yenilen” Yunan Ordusu, Bursa yönündeki eski mevkilerine çekildi. Dönüşü olmayan bir yola giren Lloyd George ve Yunan Kralı Constantine, umutsuz amaçlarından vazgeçmedikleri gibi. Churchill’in söylemiyle “ akla gelebilecek durumların en kötüsünü” seçtiler. “ Antik çağdan beri görülmemiş büyüklükte bir sefere kalkışıp, sert ve engebeli bir ülkenin içlerine doğru ilerleyerek” Türklerin işini Ankara’da bitirmeye karar verdiler. Constantine, 13 Haziran’da İzmir’e geldi ve “ bir haçlı komutanı gibi karşılandı”. Hareketinden önce, Atina’da yayınladığı bildiride şöyle diyordu: “ Ordunun başına geçmek için, Helenizmin yüzyıllardan beri mücadele ettiği topraklara gidiyorum. Tanrının yardımıyla kutsal zafere doğru. Karşısında durulmaz bir biçimde ilerleyen ırkımızın savaşını taçlandıracağım. Gittiğim topraklardaki bugünkü egemenliğimiz, eski zamanlardaki atalarımız gibi; en yüksek hürriyet, eşitlik ve adalet ülküsünün gerçekleşmesini sağlayacaktır.”


Yunan Ordusu, İkinci İnönü yenilgisinden sonraki üç ay içinde, silah, donanım ve asker bakımından güçlendirildi. Yunanistan’da genel seferberlik ilan edildi, 18-45 yaş arasındaki tüm erkekler silah altına çağırıldı, yeni vergiler kondu. Uluslararası gelenekler çiğnenerek, işgal altında tutulan Batı Anadolu ve Trakya’da Osmanlı yurttaşı konumundaki yerli Rumlar silah altına alındı. İngiltere, Yunan Ordusu’na silah, cephane, donanım ve uçak sağladı. Asker ve silah gücü olarak, iki ordu arasındaki ara açıldı. (Tüfek 88 bin-40 bin, makineli tüfek 7000-700, top 300/177). Yunan ordusunun arkasında, Eskişehir-Afyon hatlarıyla bağlı iki demiryolu, sahillerin tümünü kullanacağı deniz yolu ve 500 kamyonla 3000 at arabası varken, Türk Ordusu’nda taşıma ; “ köylülerin kağnıları, eşekler, develer ve erkekleri askerdeki kadınların sırtlarıyla” yapılıyordu. Anadolu’da, sağlam yük hayvanı, en değerli mal haline gelmişti; Yakup Kadri’nin ( Karaosmanoğlu ) söylemiyle “ Ankara’da bir uyuz eşek bile küheylan (soylu arap atı) kadar değerli” olmuştu. Büyük Millet Meclisi o günlerde, genel seferberlik ilan edecek durumda değildi. Gereksinimler çok, olanaklar yetersizdi.


MUSTAFA KEMAL VE KURTULUŞ SAVAŞI (Ülkeye Adanmış bir Yaşam ) / METİN AYDOĞAN /335-336


Yıl 1920 İstanbul’da Osmanlı Harbiye Nezareti’nde (Milli Savunma Bakanlığı) eğitim Dairesi Kısım şefliğinde görevli bir subaydım. Yine bir sabah evimden çıkıp Bostancı’nın görünüşte sakin yollarında beş-on adım atmıştım ki önümde bir dilenci belirdi. Elindeki fesini bana doğru uzatarak durdu ve sızlanan bir edayla Allah rızası için yardım istedi. Birden şaşırmıştım. Dilencinin elindeki fesin içinde bir zarf vardı ve zarfın üzerinde Erkan-ı Harp Binbaşısı Ekrem Bey’e – zata mahsustur – yazılıydı. Hemen kendimi toparladım derhal cebimden beş-on kuruş yardım parası çıkarıp fesin içine koyarken dikkatle ve titizlikle zarfı alıp hiç belli etmeden cebime koydum ve dilencinin yanından ayrıldım. Bu zarfla yoluma devam etmek tehlikeli olabilirdi. Bir şey unutmuş hal ve tavır içinde derhal evime döndüm. Zarf, kırmızı mum ile kapatılmış ve üstüne resmi mühür vurulmuştu. Mümkün olduğu kadar heyecanımı muhafaza ederek zarfı açtım. İçinde, Mustafa Kemal’in Gizli Servisi’nde çalışacak olanların adları yazılı idi. Buna göre; ‘ Bnb. Ekrem Bey istihbarat alma ve yardım başkanlığı, Bnb. Aziz Hüdai Bey siyasi istihbarat, Yzb. Kerim şifre subaylığı, Yzb. İsmail Hakkı şifre subayı, Yzb. Kemal askeri istihbarat, Ütğm. Bedii Osmanlı Hükümeti Genelkurmayı’nda istihbarat, Yzb. Fehmi zat işleri, Yzb. Cevdet Anadolu’ya subay sevki ve tebligatı, Yzb. Rasim nakliye işleri, Yb. Eyüp topçu malzemesinin Anadolu’ya sevki, Ütğm. Ahmet sevk edilecek malzemenin ambalajı işleri, Yzb. Hüsnü istihkam ve otomobil malzemesi temini, Yzb. Mehmet Ali muhabere malzemesi temini ve Anadolu’ya sevki, Hesap memuru Ali Saip hizmetlilere ve hizmete ait hesap işleri, Yzb. Vasfi ve Kd. Yzb. Seyfettin levazım işleri, Ütğm. Saffet kurye subayı, Ütğm. Ziya ve Tğm. İbrahim Etem sevkiyat ile görevliydiler. Kadroya ayrıca iki şifre anahtarı eklenmiş idi. “ BAYDAR, a.g.m. 6 Ekim 1970. Ekrem Bey’in vermiş olduğu tarih, olayların gidişatına ters düşmektedir. Gazetenin baş sayfasındaki belge tetkik edildiğinde, Felah Grubu’na ait ve 12 Aralık 1921 tarihli olduğu görülecektir. Ayrıca grubun kuruluşu ile ilgili olaylar, İstanbul’un işgalinden yedi ay sonra cereyan etmiştir. Ekrem Bey ise, ilk teşkilat kadrosunda yoktur. AYDIN, a.g.t. s.40


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SEDAR YURTSEVER / 60-61


1 Nisan 1921’de kurulan Tedkik heyeti Amirlikleri (THA), (P) teşkilatının yerine geçmiştir. Özellikle gizliliğe uyması istenen yeni teşkilat, (P) Teşkilatında çalışmış nitelikli elemanlardan seçme yapılarak oluşturulmuştur. Bu örgütle amaçlanan, büyük ve hantal olan yapının terk edilerek, (P) Teşkilatı’nın hatalarının arındırılmasıdır. Yapılanlar, yeni bir örgüt oluşumundan çok, ad değiştirilerek yeniden yapılandırılmaya çalışılan Ordu istihbaratının etkinliğini arttırmaya yöneliktir.


THA’nın en yüksek amiri yüzbaşı rütbesinde olmak üzere, (P) teşkilatının hem kadro, hem şube adedi bakımından azaltılarak, istihbarat faaliyetlerini 20 Aralık 1920 tarihli “ Askeri Polis Teşkilatı Vazife Talimnamesi” ne göre yürütülmesine karar verilmiştir.

Fevzi (Çakmak) Paşa tarafından yayımlanan 20 Aralık 1920 tarihli bu talimname de yer alan görevler;


- Cephe geri bölgelerinde düşmanın casusluk faaliyetlerinin ve propagandasının önlenmesi

- Düşman gizli teşkilatlarının ülkede karışıklık çıkarmasına mani olunması

- Harp mıntıkalarında genel emniyetin sağlanması için sahillerden, hudut bölgelerinden ve cephelerden gelecek bütün şahısların tahkik / tedkik edilmesi ve icap ederse tevkif edilerek mahkemelere sevkinin sağlanması,

- Hıyanet-i Harbiye Kanunu’na göre durumları şüpheli olanların ve casuslukları söz konusu olanların delilleri ile birlikte mülki makamlara teslim edilmesi

- Harp mıntıkası dahilinde ilgili askeri komutanlardan izin almak suretiyle propaganda yapılması

- Harp mıntıkası haricindeki limanlara gelecek sivil ahaliye müdahale edilmemesi, şeklinde sıralanabilir.


MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ İSTİHBARAT FAALİYETLERİ / SEDAR YURTSEVER / 78-79


Yunan kuvvetlerinin 1 Nisan 1921 tarihinde Milliyetçi kuvvetler tarafından yenilgiye uğratılmaları Londra Konferansı’nda Müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarının daha belirli olarak ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Artık Fransa ve İtalya, İngiltere’yi ve onun kullandığı Yunanistan’ı desteklemenin faydasız olduğunu anlamışlardır. Yunanlıların İzmir, Aydın ve Trakya’da yaptıkları katliamlarına, yakıp yıkmalarına, Bursa Ulu Cami, Osman Gazi’nin Türbesi ve sair tarihi yerlere yapılan saldırılara, kadınlara, çocuklara karşı yapılan işkencelere rakamlar vererek Lloyd George’nin dikkati çekilmek istenmişse de İngiliz Hükümeti’nin Başkanı’nı görüşünden caydırmak mümkün olmamıştır.


İngiltere’nin İzmir’deki Yardımcı Konsolosu Mr. Hole, Türk ordusunun yaklaştığı ve şehre girdiği günlerdeki olayları anlatan raporunda “ Yunanlılar içerilerden beriye doğru gelirken, geçtikleri her kasabayı yakmışlardır ve vahşetler yaptıklarına dair de pek çok güvenilir şahadet vardır. İki İngiliz demiryolu memuru Menderes vadisini işgal eden kuvvetlerine yakalanmışlar ve sistematik tahribat sırasında onlara refakat etmişlerdir. Demiryolundan görülebilen her köy yakılmıştır ve kaçamayan ahali öldürülmüştür” demektedir. Bütün bu tespitlerine rağmen Lloyd George, İzmir’in Yunanlılara verilmesi konusundaki ısrarına devam edecektir.


YUNAN MEZALİMİ İZMİR, AYDIN, MANİSA, DENİZLİ 1919-1923 / MUSTAFA TURAN / 347


1 Nisanda Mustafa Kemal Paşa’dan cevap aldım:


“ İnönü Muharebe Meydanında Metristepe’de Garp Cephesi Kumandanı ve Büyük Erkanıharbiye Reisi İsmet Paşa’ya;

Bütün tarihi alemde sizin İnönü Meydan Muharebelerinde deruhte ettiğiniz vazife kadar ağır bir vazife deruhte etmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin istiklal ve hayatı, dahiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silah arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle istinat ediyordu. Düşmanın hırsı istilası azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu.

Namınızı, tarihin kitabei mefahirine kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedi minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken, üstünde durduğunuz tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir meydanı şerefle seyrettiğiniz kadar milletimiz ve kendiniz için şaşaayı itila ile dolu bir ufku istikbale de nazır ve hakim olduğunu söylemek isterim.

Büyük Millet Meclisi Reisi

Mustafa Kemal


İcra Vekilleri Heyeti Reisi ve Erkanıharbiye Reisi Vekili Fevzi Paşa’da beni aşağıdaki telgrafla tebrik ediyordu;


“ Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa Hazretlerine


Düşmanlarımızın imhakar siyasetlerini mevkii tatbika koymak için anavatanımıza saldırdıkları Yunan ordusu ile yedi günden beri pek kanlı devam eden İkinci İnönü Meydan Muharebesindeki azimkar kumandanız altında Kahraman Garp Ordumuzun kazandığı kati muzafferiyetten dolayı milletimizin en büyük şükranlarına tercüman olarak sizi ve şanlı askerlerimizi tebrik eder ve yüksek alınlarınızdan öperim.

Büyük Erkanıharbiye Reis Vekili

Fevzi


1 Nisan günü çekilmekte olan düşmanın takibi için emir verdim ve takip harekatı başladı.


İSMET İNÖNÜ HATIRALAR / 241-242

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG