1 Temmuz 1920 Perşembe


22 Haziran'da başladıkları ileri harekata devam eden Yunanlılar, Edremit, Karacabey, Lapseki, Biga, Çan, Yenice Gönen, Havran kasabalarını işgal etti. Gökbayrak Taburu cepheye yetişerek İznik cephesini kurdu. Yunanlılar, Nazilli'ye saldırarak şehri yeniden ele geçirdiler. Venizelos, Paris'te Figaro gazetesine verdiği demeçte, Türklerin İtilaf Devletleri'nce eşitlik ilkesine göre hazırlanan anlaşmaya uymaktan çekindiklerini, Müttefikler tarafından verilen, Türk çetelerini temizleme görevinin Yunan ordusunca hiç bir mükafat beklenmeksizin yerine getirildiğini söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 107)


Denizli Milli Kurulu Başkanı Müftü Hulusi Efendi, Delikçınar'da düzenlenen mitingde halkı yaklaşmakta olan Yunanlılara karşı direnmek için gönüllü yazılmaya çağırdı. Hemen 115 kişi gönüllü yazıldı. Bunlardan "Milli İntikam Bölüğü" kuruldu. Yaklaşan işgal tehlikesine karşı Uşak halkı, daha iç bölgelere göç etmeye başladı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 107)


Osmaniye'de Fransız karargahını ele geçirmek için müfrezesinin başında ileri atılan Rahime Onbaşı öldü. Çeteler karargahı ele geçirdiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 107)


Ankara Cebeci'de Subay Adayları Talimgahı açıldı. Ordunun subay ihtiyacını karşılamak için açılan talimgahın birinci devresine İstanbul Zabitan Mektebi öğrencileri, ikinci devresine idadilerin son sınıf öğrencileri, üçüncü devreye de idadilerin 2. sınıf öğrencileri alınıyor. İlk mezunlar Ekim'de verilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 107)


Berthe G.Gaulis Çankaya Akşamları 2 kitabında anlatıyor:


1 Temmuz 1920’de Muslim Outlook’ta Levas Fraser şöyle yazıyordu:


Şu son hafta 1914’den sonra görülen en şaşırtıcı haftadır. Tarih bunu: ‘Savaşın başladığı hafta’ olarak kaydedecektir. Bu yedi gün içinde:


1-İngiliz hükumeti, Yunanistan maskesi altında, Türkiye ile yeniden savaşa girişmiş, bu yolda ne parlamentosuna ne de milletine danışmıştır.


2-Mezopotamya’da yılda 40 milyon Sterlinge mal olacak bir güçlü orduyu elinde tutma amacını ilan etmiştir.


3-Bir Bolşevik ve Türk işgaline engel olma gerekçesi ileri sürerek, İran’da İngiliz vergi mükelleflerinin sırtından bir ordu bulundurma amacını da ilan etmiştir.


Levas Fraser, Yunan cephesinde dört İngiliz taburunun da yürüdüğünü belirttikten sonra şunları eklemiştir: ‘Biraz savaşacağız ama bu bize çok şeye mal olmayacak’ ‘nakliye masrafları çıkacak ortaya’ demişti İngiliz başbakanı. ‘Bir basit hesap görme işi’ diye cevap vermişti Mr Churchill sonra ilave etmişti: ‘Harpler böyle gelmez, ancak bu işin sonunda önce, gırtlağımıza kadar olayın içine girmiş olabiliriz.’


Bu görüş, gerçek bir ileriyi görüş idi.


Böylece Anadolu’ya taarruz suretiyle, bir İngiliz-Yunan iş birliği halinde, Temmuz 1920’de Doğu’da çılgınlık başlıyordu.


(Kaynak: Çankaya Akşamları 2 / Berthe G.Gaulis / Syf 5)


27 Haziran’da trenle Ankara’dan hareket eden Garp Cephesi komutanı Ali Fuat Cebesoy 1 Temmuz’da Uşak’ta gördüklerini anlatıyor:


30 Haziran’da Yunanlılar’ın Balıkesir’e girmiş olduğunu haber aldığım zaman vaziyeti daha geriden görüp idare edebilmek için Uşak’a dönmüştüm. 1 Temmuz’da Uşak halkının yanlış heyecan neticesinde içerilere doğru muhacerete başladıklarını öğrendim, çok müteessir oldum ve kendi kendime şu suali sordum: ‘Herkes içeriye, yani şarka doğru alabildiğine hücum edecek olursa, biçare ve mukaddes vatanı kimler müdafaa edecek?’


Her tarafta başlayan heyecanı teskin etmek ve muhacereti durdurmak başlıca vazifemizdi. Aksi halde milli davamızın kazanılması işinde çok zayıflayabilirdik. Her vasıtayı kullanarak çalıştık ve neticede her tarafta sukünet başladı. Heyecan ve muhaceretin önü kısmen alındı.

5 Temmuz’a kadar Uşak’ta kaldım.


(Kaynak: Milli Mücadele Hatıraları / Ali Fuat Cebesoy / Syf 485)


Yunus Nadi anlatıyor:


‘Ben o tarihte İstanbul’da bulunan ailemi almak üzere Bursa’ya gelmiş bulunuyordum. Bursa’nın manzarasını ebediyen unutamam. Bursa’nın içinde eli silah tutan insandan geçilmeyecek kadar kalabalık vardı. İnsana öyle geliyor ki bu eli silah tutan adamlar silahlandırılabilseler Belki Bursa düşmekten kurtulabilirdi. Bir taraftan Balıkesir üzerinden Bandırma’ya yürüyen düşmanın Bursa’ya geleceği pekala tahmin olunurken diğer taraftan İngiliz torpidFoları sahillere yaklaşarak Valiye tehdit havasında tebligat icra ediyorlar, fakat şiddetli cevaplar alıyorlardı. Gelen düşmana karşı mukavemet etmemek, akla ve yakışığa sığmaz bir şey olduğunda Bursa’da mutlaka birşeyler yapılması için mütemadiyen çalışılıyordu. Bu maksatla 40-50’den fazla eşrafı belediye dairesinde toplanarak kimde silah ve mühimmat varsa meydana çıkarılması esası üzerine bir hasbihal yapıldı. Herkes kendi mahallesinde birer ikişer silahı olacak kim varsa bulacak ve bu silahlar yarından itibaren Müdafaa-i Hukuk Derneği’ne birer ikişer teslim edilecekti. Ertesi gün Müdafaai Hukuka uğrayarak getirilen silah miktarını öğrenmek istedim. Ancak 22 tüfek bulunup getirilebilmiş olduğunu öğrendikten sonra Bursa’da yapılabilecek bir şey olmadığına kanaat getirmemek imkanı olmazdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Anıları / Yunus Nadi / Syf 368)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG