10 Ekim 1921

Batı Cephesi Komutanlığı, Yunanlıları güneyden kuşaup kesin sonuç almayı öngören bir saldın planı hazırladı. Birinci Ordu Komutanlığı'na atanan Ali İhsan Paşa, cepheye giunek fızere Ankara'dan Polatlı'ya hareket etti. (Yarın Sivrihisar'a, 14'te de Bolvadin'e varacak)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Anadolu'daki Fransız esirleri bırakıldı. Trabzon ve Zonguldak'taki İngiliz esirleri, Malta'dan gelecek Tfırk tutsaklarla değiştirilmek fızere İnebolu'da toplanıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Atina'da yeniden göreve başlayan Kara Ordusu Genel Kurmay Başkanı Dusmanis, yayımladığı bildiride, teşkilatta herkesin kendisine tabi olacağını bildirdi. Dusmanis, uzun süredir Anadolu işgal ordusunun başına buyruk hareket etmesinden şikayetçiydi. Dusmanis, bu bildiriden ötürü görevinden alınacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin, Türkiye'nin 4 Ağustos ve 17 Eylül tarihli isteklerini cevapladı: Size danışmadan Yunanistan ile görüşmeyi bile reddettik. Kendimizi savunmak için sürdürdüğümüz savaş, bütün ezilen halkların da savaşıdır. Doğu halklarına yardım etmeye devam edeceğiz. Rusya'da Türkiye Hükumeti aleyhine çalışan hiç kimseye (Enver Paşa kastediliyor) yardım etmedik. Ve etmeyeceğiz. İç işlerinize karışmayız. Buna uymayan temsilcileriniz olursa cezalandınnz. İngilizlerin Mezopotamya' da dini kullanmalarına karşılık, milli hareket fikrini ileri sürmek iyi olur. Fransa ile yapuğınız gizli görüşmeler hakkında bilgi vermenizi bekliyoruz" 2,5 aydan beri Rusya'dan alınan yardımlar toplamı: 4.925 tüfek, 12,763 sandık cephane, 59 makinalı tüfek, 36 top, 62,478 aumlık top cephanesi, 18.359 gaz maskesi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


26 Eylül'de başlayan Kars görüşmeleri sona erdi. Türkiye ile Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan arasında ortak anlaşma 13'te imza edilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Yunanistan'da olağanüstü olaylar bekleniyor. Ümanite diyor ki, Yunanlılar galip olsaydı, İngilizler İstanbul'da, bizzat Anadolu'da Yunan ordusuyla bütün Doğu'yu tahakkümleri aluna alacaklardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Peyami Sabah'ta Ali Kemal: İş nasıl çığrından çıktı? Silahtan, muharebeden başka bir yol düşünülemedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fransa ile Kemalist Hükümet arasında bu, ilk yaklaşma teşebbüsü de­ğildir. Daha, 1919 Aralık ayında, Suriye’deki Yüksek Komiser George Picot, milliyetçilerle bir anlaşma zemini bulmayı denemiş ve hatta Mustafa Kemal ile buluşmak üzere Sivas’a gitmişti. Müteakiben, Mayıs 1920 de Kilikya’daki yirmi günlük mütarekenin imzası ile noktalanan pek çok diğer temaslar olmuştu. Londra Konferansı sırasında olaylar, Bekir Sami Bey’in muvafakati ile hazırlanmış olan bir ikili anlaşma tasarısı ile sonuçlan­mıştı. Fakat Ankara bunu, Fransızlara Kilikya’dan çekilmeleri karşılığında demiryollarında ve madenlerde önemli tâviz ve muhtelif ayrıcalıklar ta­nımakta olduğu ve altında pek açık emperyalist maksatlar yattığı gerek­çesi ile istememişti.


işte bu red üzerinedir ki Henry Franklin-Bouillon sahneye çıkmıştı. Neşeli, tombul, Fransız köktenciliğinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Franklin-Bouillon, yeni Başkan Briand tarafından, Mustafa Kemal’le gayri resmi müzakerelerde bulunmak üzere, beraberinde bir kasa konyak ile 1921 Temmuz ayının başlarında Ankara’ya gelmişti. Konyak, bu iki adam arasında çok samimî ilişkiler kurarak hârikalar yaratmakta gecikmedi. Bu­nunla beraber, Büyük Millet Meclisi Başkanı esasta uzlaşmaz bir tavır ta­kınmıştı: Sevres Antlaşması’nm maddelerini hatırlatarak söze başlayan muhatabına o, ısrarla “Misak-ı Millî” ile cevap vermişti. Üç haftalık gizli pazarlıklardan sonra, Franklin-Bouillon eli boş Paris’e dönmüştü. Fakat Anadolu Başkenti’nin yolunu hemen tekrar tutmak üzere. Zira, Briand Türk zaferinin ilânı üzerine süratle davranmıştır. Briand’ın temsilcisi, daima aynı neşeli tavrı ile, Sakarya Muharebesinin bitişinden sadece bir kaç gün, yani 20 Eylül’den sonra Ankara’da tekrar görülmüştür. Bu defa, Fran­sız Hükümeti müzakereleri sonuna kadar götürmeye kararlıdır. Çünkü, zamanın özellikle uygun olduğu düşüncesindedir. Gerçekten de, Türkiye, kendisini tüketen, çok pahalıya ödediği sonucu belirsiz bir zafer kazan­mıştır. Geçici de olsa artık, geniş çapta bir hücuma geçme ve bunu devam ettirme imkânına sahip değildir. Tam aksine, askerî gücünü yeniden ku­rabilmek için mutlak bir yardıma ihtiyacı vardır. Paris, bu şartlar altında Mustafa Kemal’in ılımlı bir tavır takınacağını ümit etmektedir.


Müzakereler 24 Eylül’de başlamıştır. Bir ay sonra 20 Ekim’de, Fransız kamu oyunca bu kadar beklenen Türk-Fransız Anlaşması nihayet imzala­nacaktır. Bu sonuca ulaşabilmek için her iki taraf da büyük özverilerde bulunmak zorunda kalmıştır. Franklin-Bouillon’un gösterdiği güleryüzlülük o kadar da faydasız olmamıştır. Bu sayede, pek çok sivri köşeler yuvar­lak hâle getirilmiştir.


(Kaynak: Mustafa Kemal / Paul Demont / Syf 84)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG