10 Kasım 1919 Pazartesi

Hükumet’in Anadolu’da denetlemeler yapmak üzere görevlendirdiği kurullar, İstanbul’dan hareket etti. Hurşit Paşa’nın başkanlığındaki kurul, trenle Hay­darpaşa’dan, Fevzi Paşa başkanlığında olanı da Şam Vapuru ile Doğu Karade­niz yönünde hareket etti. Aynı vapurla, Temsil Kurulu üyesi Kara Vasıf Bey de Sivas’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


Bunun dışında hükümetin Kuva-yı Milliye’ye yönelik başka bir uygulaması, Anadolu’ya iki heyet göndermeye karar vermesidir. Bu çerçevede Harbiye Nazırı Cemal Paşa, Anadolu’nun genel durumu hakkında doğru bir fikir elde etmek için eski Birinci Ordu Müfettişi Fevzi Paşa ile Birinci Ferik Hurşit Paşa’nın başkanlıklarında Anadolu’ya iki heyetin gönderileceğini açıklamıştır.241 Basında söz konusu bu heyetlerin, Anadolu’nun genel durumunu yakından tetkik etmek, Kuva-yı Milliye ile temasta bulunmak ve seçimler hakkında bazı taraflardan gelen şikâyetleri inceleyerek seçimlerin usul ve kanun dairesinde gerçekleştirilmesini kontrol etmek için Anadolu’ya gönderilmelerine karar verildiği yazılmıştır.243 Harbiye Müsteşarı Fuat Paşa da bir açıklamasında her iki heyetin görevinin Anadolu’nun genel durumunu yakından tetkik etmek ve seçimlerin sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamak için teftişte ve kontrolde bulunmak şeklinde ifade etmiştir.244 Bunlardan Hurşit Paşa’nın başkanlığındaki heyette eski Sadaret Müsteşarı Emin ve Temyiz Mahkemesi üyelerinden Ömer Lûtfî Beyler bulunacaktır. Bu heyet Konya, Aydın, Bursa vilayetleriyle İzmit, Eskişehir, Karahisar-ı Sahip ve Karesi sancaklarına gidecektir. Ferik Ahmet Fevzi Paşa’nın başkanlığındaki heyette ise Temyiz Mahkemesi üyelerinden Cafer İlhami Bey ile Fetva Emini yardımcısı Hasan Efendi yer almaktadır. Bu heyet de Ankara, Sivas ve Erzurum havalisine gidecektir. Sözü edilen heyetlerden birinin başkanı olan Hurşit Paşa, henüz daha İstanbul’dayken yapmış olduğu bir açıklamasında seyahatlerinin genel anlamıyla bir teftişten ibaret olduğunu, askerî ve mülkî bütün durumu teftiş edecekleri gibi Anadolu’da yapılan seçimleri de tetkik edeceklerini ifade etmiştir.247 Nitekim Anadolu’da seçimlerin tarafsızca yapılmadığına ve bazı taraflardan müdahalelerin olduğuna dair son zamanlarda yükselen şikâyetler üzerine hükümet, konunun tetkikini ve seçim işlemlerinin teftişini bu iki heyete havale etmiştir. Hükümetin seçim işlemlerini, özel heyetler aracılığıyla teftiş etmesindeki amaç ise iki yönlüdür. Bunlardan ilki, bazı tarafların ileri sürdükleri gibi seçimlere müdahale varsa o müdahale önlenebilecektir. Diğer yandan müdahale yoksa da resmî bir araç (heyetler) aracılığıyla doğrulanmış olacaktır. Her iki durumda da kamuoyu rahatlatılacaktır. Aynı zamanda Millî Meclis’in değer ve konumu, gerek içerde ve gerekse dışarıda yüceltilmiş olacaktır. 248 Heyetler 10 Kasım’da İstanbul’dan ayrılmışlardır. Fevzi Paşa’nın başkanlığındaki heyet, Şam vapuruyla Samsun’a doğru hareket ederken, Hurşit Paşa heyeti de Konya’ya doğru Haydarpaşa’dan yola çıkmıştır.249 Hurşit Paşa heyeti, Konya’ya vardığında Hurşit Paşa, burada çıkan Öğüt gazetesine bazı açıklamalarda bulunmuştur. Bu açıklama İstanbul basınına da yansımıştır. Sadece Konya için gelmediklerini ifade eden Hurşit Paşa; Aydın, Karesi, Bursa vb. gibi vilayetleri degezeceklerini, bu bölgedeki olayları tetkik edeceklerini ve görecekleri gerçekleri ve durumları kapsamlı bir şekilde hükümete bildireceklerini açıklamıştır. Buradaki seçimlerle ilgili olarak henüz herhangi bir bilgi almadığını belirtmiştir. Seçimlere müdahale edildiği yönünde bir bilgi alınması halinde ona karşı hükümeti haberdar etmekle, doğru ve tarafsız bir seçimin yapılmasına kılavuzluk etmenin görevleri arasında olduğuna değinmiştir.


(Kaynak: İSTANBUL BASININDA KUVA-YI MİLLİYE ALGILAMALARI 1918-1922 / Pınar TUNA / Doktora Tezi / T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ ENSTİTÜSÜ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ ANABİLİM DALI / http://acikerisim.istanbul.edu.tr/bitstream/handle/123456789/851/53373.pdf?sequence=1&isAllowed=y)


Bursa’da 56. Tümen Kumandanı Bekir Sami Bey, Mustafa Kemal’e 7 Kasım 1919’da gönderdiği yazıda, Bursa’da görevli Fransız subayının “sizinle be­raberiz, Yunanlıların denize atılması uygundur” dediklerini aktararak, genel siyasî durum konusunda aydınlatılmasını istedi.


Mustafa Kemal’in 10 Kasım 1919’daki cevabı şudur:


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


Bursa’da 56.Fırka Kumandanı Bekir Sami Bey’e


Bu sıralarda siyasi vaziyet o kadar değişken ve kararsızdır ki, uzun zaman için kati bir esas arz etmek mümkün değildir. Bizim gördüğümüze göre, bugün İngilizler, milli teşkilattan, birliğimizden son derece korkmaktadırlar. Çünkü bağımsız bir Türkiye, İngilizlerin hiç işine gelmez. Fransızlar, memleketimizden azami istifade etmek istiyorlar. Başlangıçta Yunanlıları, bu maksatla başımıza musallat ettiler. Fakat İngilizlerin hakimiyeti karşısında bunun kafi olmadığını görerek, Adana havalisine yerleştiler. Şimdi de anlaşarak Urfa, Maraş, Ayıntab’ı işgal ediyorlar. Dolayısıyla biz Fransızlarla İngilizleri beraber saymaya ve kabule mecburuz. İtalyanlar kendi zaaflarını bildikleri için, memleketimizin kuvvetlenmesini istemezler. Bu sebeple, bağımsızlığımız taraftarıdırlar. Yunanlıların, Fransızların işgallerine karşı da, onlar da Antalya havalisini elden çıkarmamaya gayret etmektedirler. Amerikalılar memleketimizi gezdiler, gördüler. Herhalde lehimize rapor verdiklerine şüphe yoktur. (General Harbord Raporu için 16 Ekim 1919’daki gönderileri inceleyebilirsiniz.) Yalnız bu maddi ve menfaatperest hükumetten büyük bir şey beklemek doğru değildir. Dolayısıyla, netice olarak şunu arz edeyim ki, hiçbir tarafı tutmamalıyız. Hepsine maksatları, yani vatanımızı parçalanmaya razı olmayacağımızı, devletimizin bağımsızlığını temin etmek gayemiz olduğunu açıkça söylemeliyiz. Zatıalinize, Yunanlıları İzmir’den atın diyen Fransız, bunun evvela siyaseten, sonra bizim için şimdilik maddeten mümkün olmadığını bildiği için, dalkavukluk ederek, teveccüh kazanmak için söylemiştir. Haksız yere Adana’da oturan Ermenileri başımıza musallat eden, şimdi de Urfa, Ayıntab, Maraş’ı işgal eden bir devlet, hiçbir vakit dostumuz değildir. Bugün dostumuz yoktur. Ancak dostumuz milliği birliğimiz ve teşkilatımızdır Efendim. Heyeti Temsiliye namına Mustafa Kemal


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri Cilt 5 )


Harbiye Bakanı, Mustafa Kemal’e verdiği cevapta, Temsil Kurulu’nun ileri sürdüğü isteklerin Hükümet görüşmelerini günlerce meşgul ettiğini, yabancıla­rın ve Padişah’ın, Meclis’in İstanbul dışında toplanmasına izin vermeyecekleri­ni, Amerikalıların da Meclis için bir tehlike görmediklerini bildirdi. Kuvayı Milliye’ye karşı memurların ileri gelenlerinin işgal ordularına dayandıklarını, bunlar hakkında cezalandırmaya gidemediklerini belirten Cemal Paşa, Fevzi ve Hurşit Paşalann, İtilaf Devletleri’nin Anadolu’ya birer inceleme kurulu göndermelerini önlemek için gönderildiklerini bildirdi ve “Muhaliflerle yaban­cılar Meclis’in açılmasına engel olmaya karar vermişlerdir. Heyet-i Temsiliye de engel olmaya devam ederse, işimiz Allah’a kalıyor demektir” diye yazdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


Nutuk’tan/


Efendiler, Cemal Paşa’nın özel olarak Sivas’a gönderildiği 10 Kasım 1919 tarihli ve kendi el yazısıyla olan bir mektubunu da 18 gün sonra -yani 28 Kasım 1919 tarihinde- almıştım. Cemal Paşa bu mektubunda, yapılan yazışmalarda söz konusu olan sorunları madde madde özetliyor ve her biri hakkında açıklamalar yapıyordu.

Hele, Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’dan başka bir yerde toplanmasından söz ederken «bu konuda Padişah’ın rıza göstermeyeceği iyice anlaşılmıştır.

İşgal kuvvetlerinin Meclis-i Mebusan’a saldırmalarının, belki Osmanlı Devleti için iyi sonuçlar verebileceğini, Amerikalılar hissettirdiler ve hatta açıkça da belirttiler» diyordu.

Cemal Paşa, «Kuvayı Milliye ruhu taşımayan memurların kodamanları, işgal ordularına âdeta sırtlarını dayamış durumdadırlar» şeklinde, sanki bilinmeyen bir bilgi verdikten ve bu bilgiyi, «eski kabine üyelerinin çoğu sırtını dayamıştır» bilgisi ile tamamladıktan sonra, «söz gelişi, Polis Müdürü’nün değiştirilmesinde bu durum bütün açıklığı ile ortaya çıktı» diye bir de örnek veriyor.

Cemal Paşa, kabine birçok işler yapmayı düşünmüş ise de «Köklü bir teşebbüs için dayandığı kuvvetin ciddiyetine hala inanamadı» cümlesi ile bizi suçladıktan sonra, kanaatını şöyle dile getiriyordu: «Dahiliye Nazırı bu kuvvete -yani Kuva-yı Milliye’ye- ihtiyaç gösterenlerin başındadır, desem abartılmış olmaz.»

Cemal Paşa’nın, mektubuna imza koyduktan sonra, yine kendi imzası ile eklediği bir özette şu cümle yer alıyordu: «Muhalifler ve yabancılar Meclis’in açılmasına engel olmaya karar vermişlerdir. Hey’et-i Temsiliye de bu engellemeye toplanma yeri çekişmesiyle devam ederse işimiz Allah’a kalıyor demektir» (Belge: 193).

Efendiler, bu mektupta yazılanlarda ve bundan önce gelen yazılarla bundan sonra devam edecek olan düşüncelerde hakim olan mantık, yorumlama ve görüş sağlamlığı hakkında söz söylemeyeceğim. Yalnız, bu mektuba 28 Kasım 1919 tarihinde verdiğimiz etraflı cevabın bir tek cümlesini olduğu gibi aktarmakla yetineceğim. O cümle şudur: «Saltanat Hükûmeti’nin köklü bir teşebbüs için dayandığı kuvvetin ciddiyetine güvenemediğini gösteren maddeleri gerçekçi bulmuyoruz.»

Mustafa Kemal’in Milli Kongre adına Esat Paşa tarafından, 2 Kasım’da gönderilen mektuba verdiği cevap, bugünkü gazetelerde yayımlandı. (Detaylı bilgiyi 2 Kasım 1919 tarihli gönderide bulabilirsiniz.)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


Robeck’in raporu: Barış uzadıkça önemli güçlükler çıkıyor. Duruma hakim olabilmemiz için İstan­bul’u işgal etmemiz zorunludur. Barışı uzatmamak için askerî kuvvete ihtiyacı­mız var.


Mı­sır’daki İngiliz Başkumandan Vekili’nin raporu: Arap kamuoyu Avrupalılara karşı dönüyor. Suriye’deki Türk propagandası gittikçe artıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


Karabekir, Sivas toplantısına katılmak için Erzurum’dan hareket etti. Diğer ko­mutanlar gibi Karabekir de görev yerinden teftiş bahanesiyle ayrıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


İstanbul’daki Amerikan yetkilileri Sait Molla’nın Rahip-Ajan Fru’ya yazdığı mektupları Washington’a gönderdiler. Kuvayı Milliyeciler, Sait Molla’nın evinden çal­dıkları mektup örneklerini, Müttefikler arasına anlaşmazlık tohumları ekmek için Amerikalılara ve muhtemelen Fransızlara da vermişler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)


Ak­şam: Halis Müslüman bir Kürt, Bitlisli Binbaşı İbrahim Fevzi’nin, son günlerde İslam bağları ile birbirine ilelebet bağlı iki kardeş millet arasına sokulmaya ça­lışılan nifaktan müteessiren yazdığı mektup


(Bu mektubun kendisine ulaşmaya çalıştım ancak maalesef bulamadım. Bu yüzden ekleyemiyorum.)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 223)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG