10 Mart 1921

L.George, Başbakan Kalogeropulos ve Gunaris'le görüştü. Gunaris, Türklerle anlaşmaya varmanın imkansız olduğunu, Sevr'i Türklere empoze ettirmek için Yunanistan'ın bütün fedakarlıklara hazır bulunduğunu ve Kemalist ordulann üç ay içinde dağıtılabileceğini ileri sürdü. İzmir'le ilgili İngiliz projesi de Yunanlılara sunuldu. Buna göre, bölgenin başında bir Hıristiyan vali bulunacak. İzmir, Türkiye egemenliğinde fakat Yunan kontrolünde kalacak... Statüsü 5 yıldan sonra değiştirilebilecek. Gunaris, Hükümet'i desteklediğini açıkladı. Fransa'nın ve İtalya'nın Türkiye ile anlaşmadan yana tutumunu öğrenen Yunan kurulu, bir an önce askeri harekata geçmeyi kararlaştırdı. Kurulda bulunan Maksimus ve Vhalos ise Anadolu'dan çekilmeyi savunuyor. İzmir Yüksek Komiseri Steryadis ve Küçük Asya Ordusu Başkumandanı Papulas'a, Londra'dan verilen emirde, harekata derhal başlanabileceği bildirilerek bunun davanın gerçekleşmesine yardım edeceği ileri sürüldü, 3 sınıf askerin silah altına alınmasının Atina'ya yazıldığı belirtildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Kral'ın Genel Yaveri Dusmanis, Kral'a verdiği muhtırada, Anadolu'da Yunan ordusunun ileri harekata geçmesine karşı çıktı, bu hareketin, Yunanların yenilgisini isteyen Fransızlarla İtalyanların işine yarayacağını ileri sürdü. Kral tarafından Savaş Bakanlığı'na ulaştırılacak olan rapor benimsenmeyecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Londra Konferansı'nda Türk ve Yunan delegelerinin alınmadığı toplantıda, Sevr Anlaşması'nda yapılması düşünülen değişiklikler ele alındı. Verilecek bazı ödünlere karşılık Türkiye'nin İzmir'den vazgeçmesi ve Sevr'i onaylaması gerektiği üzerinde duruldu. Bu ödünlerle, uzlaşmaz bir tutum gösteren aşırı Türklerin yalnız bırakılacağı ve Mustafa Kemal'e karşı bir darbe yaratılabileceği hesaplan yapıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ahmet Muhtar Bey, TBMM'nde Londra görüşmeleriyle ilgili bilgiler verdi. "Kürdistan meselesi yoktur, Türkiye meselesi vardır. Kürdistan illeri mebuslarının da söyledikleri gibi biz alınyazılarımızı birbirine bağlamışız" diye konuşan Ahmet Muhtar Bey, Doğu ile ilişkileri anlatırken de "Bir aralık Batı'da batar gibi görünen istikbal güneşimiz, Doğu ufuklarında yükseliyor" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bakanlar Kurulu, Koçkiri olaylarına karşı Elazığ, Erzincan, Divriği ve Zara'da sıkıyönetim ilan etti. Ethem ve Reşit Beylerin uçaklarla bildiri atmaları ve adamlarının halk içinde propaganda yapma ihtimaline karşı İsmet Paşa, Askeri Polis örgütüne verdiği talimatta, halk içine girerek tedbir almalarını ve bilgi toplamalarını emretti


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Harington, Malta'da tutuklu 5 Türk komutan hakkındaki delilleri Londra'ya bildirdi. Mersinli Cemal Paşa, Harbiye Bakanı iken Milli Kuvvetler'e yardım için asker toplamaktan; Cevat Paşa, sınır boyundaki göçmenleri, Müttefiklere karşı silahlı direniş için örgütlemekten, Şevket Bey, Akbaş Cephaneliğine yapılan baskın sırasında Çanakkale komutanı olarak görevli bulunmaktan, Yakup Şevki Paşa, Kars telsiz istasyonunu yıkmaktan ve Kars Şurası'nda Müttefikler aleyhine ateşli nutuklar söylemekten suçlu görülüyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Dr. Adnan Bey'in Meclis İkinci Başkanlığı'na seçilmesiyle boşalan Sağlık Bakanlığı'na Dr. Refik Bey (Saydam) seçildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hükümet, resmi dairelere yeniden öğle tatili koydu. Işıktan ve yakıttan kazanılması için dairelerdeki öğle tatili kaldırılmıştı:


Hakimiyeti Milliye: Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'le mülakat.


Sebilürreşat'ta Mehmet Akirin şiiri: Cemaatten uzaklaşma. -Ey Müslümanlar uyanınız, harekete geliniz.


Kevkep (Bursa)'te İşgal Kolordusu Kumandanı Velahopulos'un, Bursa'da casusluk Örgütü'nün ortaya çıkarıldığı, bunların kurşuna dizilmeleri gerekirken, Yunan adaletini göstermek için il dışına çıkarıldıkları, halkın iş ve güçleriyle uğraşması gerektiği hakkında bildirisi...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Gounaris’in Londra’ya gelmesiyle birlikte, 10 Mart 1921 tarihinde Başbakanlık konutunda Lloyd George, Gounaris, Kalogeropoulos ve Lord Curzon arasında gerçekleşen görüşmede Lloyd George, Yunan heyetinin Bekir Sami’si olarak tanımladığı Gounaris’e Türklerin güçlü bir heyetle çıkarlarını savunmak amacıyla geldiklerini ve İzmir konusunda uzlaşmaz bir tutum sergilediklerini aktarmıştır.105 Ayrıca Türklerin, Yunanların İzmir’den tamamen çekilmelerini istediklerini açıklamıştır. Gounaris ise bu durumun, soruna uzlaşma yoluyla bir çözüm bulunması ihtimalini ortadan kaldırdığını, Yunanların askeri gücünü kullanarak Sevr’i zorla kabul ettirme görevini yerine getirmek istediğini ifade etmiştir.106 Lloyd George, Yunan heyetine “Yunan ulusunun geleceği konusunda Yunan heyeti bugün tam kararlılıkla cevap vermek zorundadır” demiş ve Sevr’in biraz daha değiştirilmiş şeklini sunmuştur. Bu teklife göre; “İzmir Türk hâkimiyetinde kalacak, bir Yunan silahlı gücü İzmir şehrine yerleşirken İzmir Sancağının geri kalan kısmında kanun ve nizam Müttefik subaylarınca ve Müttefikler arası Komisyonun verilerine göre nüfuslarına uygun oranda bölge ahalisi içinden seçilecek Jandarma kuvvetince temin edilecektir. Milletler Cemiyetitarafından bir Hıristiyan vali tayin olunacak ve seçim sonucu işbaşına getirilen bir meclis ile bir encümen, valiye yardımcı olacaktır. Bu düzenleme beş yıllık bir süre sonunda taraflardan herhangi birinin talebi üzerine Milletler Cemiyeti tarafından yeniden incelemeye açık olacaktır.'


Aynı şekilde benzer bir teklif de Türklere sunulmuştur. Bu teklifte; Türk jandarma birliklerinin cüzi ölçüde arttırılması, Türkiye sınırları içinde yabancı güvenlik güçlerinin sayılarının azaltılması, adli kapitülasyonlar, yabancı postaları ve Kürdistan gibi konularda bazı düzenlemeler mevcuttu.108 Pinelopi Delta ise Lloyd George’un teklifini şu şekilde kaleme almıştır; “Boğazlar komisyonu sınırlandırılacak ve uluslararası bir kurul tarafından denetlenecek, Müttefik kuvvetleri İstanbul’dan uzaklaşacak, Boğazlar uluslararası bir statüye kavuşturulacak ve bir komisyon tarafından yönetilecek, Gelibolu’da Yunan yönetimi görev yapacak, İzmir özerk olarak Türk ve Yunan yönetimine bırakılacak, Türkler ya da Yunanlar bunu kabul etmezlerse veya bir taksim anlaşmazlığı çıkarsa Müttefiklerin hakemliğinde süreç işleyecek.” Bu teklifte Müttefikler ve Yunan heyeti arasında müzakere konusu, İzmir ile ilgili madde olmuştur. Lord Curzon’un İzmir’in Hıristiyan bir vali tarafından yönetileceğini belirtmesi Karşısında Gounaris detaylı bilgi istemiş, ancak Curzon detayların sonra konuşulacağını ifade etmiştir. Lord Curzon bu görüşme esnasında Gounaris’e Fransız ve İtalyanların henüz görmediği bir plan vermiş ve incelenmesini istemiştir. Bu plan, yukarıda belirtilen maddeler üzerinde yapılan değişiklikleri içermesi ve Rumların çoğunlukta olduğu kazalarda Yunan yönetiminin kurulacağını belirtmesi açısından önemlidir. Ayrıca Lord Curzon’un yanı sıra Lloyd George da beş yıl içinde yeniden bir düzenleme yapılacağını belirtmiş ve son planın bir kopyasının Yunan heyeti tarafından incelenmesini istemiştir.112 10 Martta sabah yapılan görüşmelerde Yunan heyetine verilen plan, öğleden sonraki oturumda Kalogeropoulos ve Gounaris’in cevaplarını almak amacıyla tekrar tartışmaya açılmıştır. Bu oturumda Kalogeropoulos planın birtakım değişiklikler ile kabul edilebileceğini belirtirken, Gounaris Sevr esaslarının terk edilmesinin Yunanistan için imkânsız olduğunu ve değişiklikleri bu nedenle istediklerini eklemiştir.113 İzmir’deki Rum azınlığın da yönetimde temsil edilmesi, özellikle Rumların toplam nüfusun üçte biri oranında olması halinde yönetimde de aynı oranda temsil edilmeleri gerektiği konularında değişiklik isteyen Yunan heyeti, Lloyd George’dan seçilecek valinin Rum ve Türk olmayacağını, ancak Hıristiyan unsurlardan olabileceği cevabını almıştır. Yunan heyetinin, azınlıkların da toplam nüfus oranlarınca yönetimde söz sahibi olmalarını istemesi, akıllara Rumların azınlıkta olduklarını kabullendiklerini ve İzmir Rumlarını garantiye almak istediklerini getirmektedir. Ayrıca Lloyd George’un bunun Türkler için daha iyi olacağını belirtmesi üzerine Yunanistan heyeti yeni bir Stergiadis114’in zor bulunacağını ifade etmiştir.115 Sonuç olarak Yunanlar cevaplarını kabul ettikleri ve etmedikleri maddeleri sıralayarak İngilizlere yazılı olarak bildirmişlerdir. Lloyd George tarafından ortaya atılan bu plan hakkında Michael Smith, önemli değişikliklerin yapılması koşuluyla Yunanların bu öneriyi kabul ettiğini belirtirken,117 Pinelopi Delta da bu görüşü “İzmir’in özerkliği Yunanlar tarafından kabul edilirken, Yunanistan’ın İyonya Devleti118 hayali yok olmuştur.”119 sözleriyle doğrulamış ve Yunanların tek umudunun bu planın Türkler tarafından reddedilmesi olduğunu belirtmiştir. Vurgulanması gereken bir diğer nokta da İngiltere ve Yunanistan arasında zor da olsa bir uzlaşı sağlanmasına rağmen, Lloyd George’un Müttefiklerden ve hatta kendi Dışişleri Bakanı Lord Curzon’dan gizli girişimlerde bulunmasıdır. İngiliz Başbakan, Yunan devlet adamlarına 9 Mart 1921’de koşulların saldırıyı gerektirmesi halinde Yunanların engellenmeyecekleri konusunda bir haber yollamıştır.120 Dolayısıyla tüm konferans boyunca beklediği yetkiyi son anda alan Yunanistan, artık rahatlamış ve Curzon’un kendilerine sunmuş olduğu İzmir Planını formalite gereği ufak değişikliklerle kabul etmiştir.


(Kaynak: 1921 Londra Barış Konferansı’nda Yunan Heyeti ve Tezleri / Çağla D. TAĞMAT / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi Yıl 9 Sayı 18 (Güz 2013))

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG