10 Nisan 1921

Afyon Cephesinde Aslıhanlar çarpışması devam ediyor. Türk kuvvetlerine karşı saldırıya geçen ve bir parça ilerleyen Yunanlılar gece mevzilerine döndüler. İki taraf ağır kayıplar verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Merkez Ordusu Kumandanlığı, Koçkiri isyancıları üzerine 3.161 er ve 1351 hayvandan meydana gelen birliklerine saldırı emri verdi. Nurettin Paşa, ordu bölgesi içinde memur, asker ve belediye başkanlarına hitaben yayımladığı bildiride, harekatın Kürtlere ve Alevilere karşı olmadığını, Rumlara dokunulmayacağını, askeri harekatla ilgili haberleri yayanların şiddetle cezalandırılacağını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, İkinci İnönü Zaferi'ni İstanbul'dan kutlayan Namık Kemal'in oğlu Ali Ekrem Bey'e (Bolayır) yazdığı teşekkür telgrafında "Yaralı vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı için ölmek yolunda bugünkü nesle feda karlığı öğreten Büyük Kemal" hakkında beslediği saygıyı belirtti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Anadolu hayatıyla, Padişah saltanatıyla meşgul. –Afgan Elçisi Sultan Ahmet Han'ın Hopa'dan Mustafa Kemal'e telgrafı: "Kutsal İslam toprağına adım attım".


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Morning Post'ta Mustafa Kemal'in demeci: Ankara ile İstanbul'un anlaşması bir emrivakidir. Gerektiğinde hükümet birliği gerçekleşecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Dersaadet’te Namık Kemal Zade Ali Ekrem Bey’e


Anadolu’nun ruhu, bütün mukavemet feyzini tarihteki atalarından almıştır. Bize bu mukaddes feyzi veren ecdat ruhları mükerrem babanızın pek büyük mevkii vardır. Yaralı vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı için ölmek yolunda bugünkü nesle fedakarlığı öğreten büyük Kemal hakkında tazimatı tekrara vesile olan telgrafnamenize özel teşekkür arz eylerim, Efendim.


Türkiya Büyük Millet Meclisi Reisi

Mustafa Kemal


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri / Cilt 21 / Syf 122)


Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarını ve Zaferlerini Konya’da yaşadım. Birinci İnönü Savaşı, biz Konya’ya vardıktan bir hafta kadar sonra olmuş, zafer haberi 1921 yılı Ocak ayının on birinci günü okula yayılmış, bizleri sevindirmişti. 30 Mart 1921 de kazanılan İkinci İnönü Zaferini, Konya Numune Hastahanesinde yatakta öğrenmiş, Babalık gazetesini okuyarak çok sevinmiştim. Fakat yukarıda anlattığım gibi, ben Milli Mücadelenin Ankara’daki hareketli ve heyecanlı merkezinden ayrılıp Konya’ya gelince, oradaki durumu çok pasif bulmuştum. Zaferler gerektiği ölçüde değerlendirilmiyor, insanlar gerektiği ölçüde ilgilenmiyor gibi gelirdi bana. Herkeste kendi heyecanımı bulmak ve görmek isterdim.


Birinci Dünya Savaşında Bükreş, Almanlar tarafından alınınca bizler Yozgat’ta – yukarıda belirttiğim gibi – okulda fener alayları yapmış, Yozgat’ın sokaklarını çınlatmıştık. Bükreş neresi, Yozgat neresiydi? Hem Almanlar Bükreş’i almışlar ya da almamışlar, bunun Türkiye bakımından taşıdığı önemin derecesi ne olabilirdi? Öyle olduğu halde biz okul çocukları, Müdürümüz ve öğretmenlerimizle birlikte, yürümekten seviniyor, heyecanımızı zafer şenlikleriyle Yozgat halkına da aşılıyorduk.


Konya’da aldığımız Birinci ve İkinci İnönü gibi iki zafer haberi, vatanımız için, Bükreş’in alınmasıyla oranlanamayacak ölçüde önemli olduğu halde, ben ne okulda, ne şehirde, ne de hastahanede Bükreş’in zapt edildiği gün Yozgat’ta tanık olduğum coşkuyu görmedim. Resmi dairelerde bayraklar asılmış, bir de Babalık gazetesinde güzel yazılar, tebliğler, tebrikler yayınlanmıştı. İşte o kadar.


Bizler Konya’ya gelmeden önce öğrencilerin “ Tenekeci “ adını taktıkları ve bizim de hep bu adla andığımız Okul Müdürü, çok pasif, heyecansız bir insandı. Yoksa o zafer günlerinde lise öğrencileri Konya’nın içinde ne heyecanlar yaratabilirdi! Milli Mücadelede böyle heyecanların yaratılması da zaten gerekli idi. Fakat dedim ya, okulda ve şehirde bir hareketsizlik hakimdi. Sadece camilerde zafer duaları yapılıyordu. Dua ile peynir gemisi yürüseydi – o günkü tarihe göre – bir buçuk yüzyıl önce Peygamber postunda gece gündüz zafer duası eden, gerçekten ve yürekten dindar bir padişah olan Sultan ve Halife Birinci Abdülhamit’in duası kabul edilir, Özi kalesi Rusların eline geçmez ve bu haberi alan padişaha inme inerek onun hayatı sona ermezdi. Önce milli heyecan ve savaş azmi, teknik bilgi ve hazırlık olur, Tanrının yardımı sonra gelirdi. Kısacası, önce tedbir alınır, gerisi takdire bırakılırdı. Ben babamdan böyle öğrenmiştim.


BİR LİSE ÖĞRENCİSİNİN MİLLİ MÜCADELE ANILARI / HIFZI VELDET VELİDEDEOĞLU / 127-128-129

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG