10 Temmuz 1921

Yunanların asıl saldırılan başladı. 2 Tümen Bursa'dan İnönü yönüne, 2 Tümen Uludağ üzerinden Tavşanlı yönüne, bir tümen Gediz'den Kütahya, 5 tümen Altıntaş'tan Seyitgazi, ı tümen de Afyon yönüne, hareket etti. Yunan Üçüncü Tümeni Eskişehir doğusunda keşif saldırılan yapıyor. Yenişehir ve İnegöl düştü. Türk 1 2. Kolordusu, oyalama savaşları yaparak çekiliyor. Diğer birlikler, ne kadar olduğu bilinmeyen düşmana karşı savunma önlemleri alıyor. Yunanlılar Orhaneli'ni ikinci defa işgal ettiler. (İlki 21 Mayıs 1921). Domaniç de Yunanlıların eline geçti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan saldırısının başlamasıyla Batı Cephesi birliklerinin 20 Mayıs'ta başla· yan eğitimi yanda kaldı. İsmet Paşa, yayımladığı emirde, başlamakta olan savaşın Türk bağımsızlık savaşının kesin sonuçlu çarpışması olabileceğini bildirdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ankara ile görüşmelerin yararına inanan ve buna hükümetini de inandırmaya çalışan Harington, Londra'ya telgrafında Ankara ile görüşme kapılarını kesin olarak kapanmış görmediğini, sabırsızlıkla talimat beklediğini bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Öğüt: Beklediğimiz Yunan taarruzu başladı. Harbin mağduru Bulgaristan ahvaline dair. -Rusya'da mühim bir hadise: Troçki'nin tevkifi. Hakimiyeti Milliye: Bıçak kemiğe dayandı. Cephe ötesinde akan kan artık durmalıdır. -Ahmet Agayef: Kuvayı milliye memleketi ve Malta'dan bizi kurtardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


10 Temmuz sabahı Kuzey Tümenler Grubu harekat planındaki zamanlama sırasına uyarak, üç koldan yürüyüşe geçer. İnönü muharebelerinin gelenekselleşmiş yürüyüş yolu olan İnegöl-Nazifpaşa-Pazaryeri hattından iki kolla 3.Tümen, Yenişehir Bilecik Söğüt güzergahıyla da kuzeyden 11.Tümen doğuya doğru ilerlemektedir. 1.Grubun zayıf örtme birlikleri Yunan öncüleriyle küçük çatışmalara girse de, teması koruyarak yavaş yavaş Pazaryeri istikametinde çekilirler. Yunan 11.Tümen akşam saatlerinde ciddi bir direnişle karşılaşmadan Yenişehir’e girer ve akşam burada kalır. Yunan 3.Tümen ise bir kolu ile önce İnegöl’ü işgal eder, daha sonra Hasanpaşa’ya kadar ilerleyerek durur. Tümenin diğer kolu da Gümüşdere’yi geçerek konmaya geçer.


İzzettin Bey’e emniyet müfrezelerinden bugün gelen bilgiler ışığında Türk tarafında oluşan kanı, düşmanın iki piyade tümeni ve iki süvari olayı mevcudunda bir kuvvetle taarruz edeceği şeklindedir. Buna göre önceden İnönü Mevziinde yerleşen Türk 11. Ve 61. Tümenler durumlarını korur, 23. Tümen poyra, 1. Tümen Teke’de grup ihtiyatına alınır. 3.Kafkas Tümeni de İnönü’ye yaklaştırılır.


Bursa’dan Tavşanlı istikametine güneye ilerleyen 3.Kolordu ise 10.Tümen’in iki koluyla Argın’a, 7. Tümenle de Ağaçhisar’a varır. Yürüyüş yolunun fiziki zorlukları ve iletişim kurulamaması nedeniyle 7.tümen takvimin gerisindedir. Bu nedenle Güney Tümenler Grubu’nun yürüyüşü bir gün ertelenir. 1. Ve 2.Kolordular ile 4.tümen ise bugünü de harekat hazırlıklarıyla geçirir.


Batı cephesi Karargahı’nda İsmet Paşa ve kurmayları gelen keşif verilerini harita üzerinde değerlendirirler. Bursa’dan üç kolla İnegöl-Eskişehir ve Uşak’tan iki kolla Gediz-Kütahya istikametinde yürüyüş başlamıştır. Afyon-Dumlupunar üzerinden hareket geçmeyi bekleyen tümenler de vardır. Bu durumda 11 Temmuz’da tüm cephe boyunca yunan tümenleri ileri harekata başlamış olacaktır.


(Kaynak: Sakarya / Selim Erdoğan / Syf 71)


Nutuk'tan/


Saygıdeğer Efendiler, olayları Sakarya Meydan Muharebesi’ne getirmek istiyorum. Fakat, bunun için müsaade buyurursanız, ufak bir giriş yapacağım.


İkinci İnönü Muharebesi’nden sonra, üç ay kadar bir zaman geçti. Ondan sonra 10 Temmuz 1921 tarihinde, Yunan ordusu yeniden cephemize genel taarruza girişti. Bu tarihten önceki günlerde tarafların durumu şöyleydi:


Bizim ordumuz, başlıca Eskişehir ve Eskişehir’in kuzeybatısındaki İnönü mevzileri ile Kütahya – Altıntaş dolaylarında yığınak yapmıştı. Afyonkarahisar dolaylarında iki tümenimiz vardı. Geyve ve Menderes dolaylarında da birer tümenimiz bulunuyordu.


Yunan ordusu da, Bursa’da bir, Uşak doğusunda iki kolordusunu toplu olarak bulunduruyordu. Menderes’te de bir tümeni vardı.


Yunanlıların bu taarruzu ile başlayan ve Kütahya – Eskişehir Muharebeleri adıyla anılan bir sıra muharebeler vardır. Bunlar on beş gün sürmüştür.


İsmet İnönü Hatıralar’ında anlatıyor:


Düşmanın ileri harekete başlaması ile asıl mevzilerimize çatması 4-5 gün sürmüştür. Taarruz eden kuvvetlerin on bir tümen kadar olduğunu tespit ettik. Taarruz muhtelif istikametlerde gelişiyordu. Muharebeler 10 Temmuz’da şiddetlenmeye başladı. Bugün ben bir cephe emri ile vaziyeti kıta kumandalarına bildirdim. Cephe emrini şöyle yazdım:


‘Düşman bütün cephelerde bir defa daha harekete başladı. Milletimiz ve tarihimiz huzurunda aylardan beri hazırlandığımız vazifeyi hep beraber bir daha hatırlayalım. Düşmanı mutlaka bozmaya ve son neferini mahvedinceye kadar takip etmeye mecburuz. Başlayan muharebeler istiklal seferinin kati neticeli muharebeleri olabilir. Bunu düşünerek vazifemizi en büyük azim ve şiddetle yapacağız.’


Kumandanlarıma, subaylarıma anlatmak istediğim husus, özet olarak budur. Düşman taarruzunun takip ettiği istikametler, kesin bir netice almak istediğini gösteriyordu. Eskişehir ilerisinde çok şiddetli ve kanlı muharebeler oldu. Fakat Afyon üzerinden ilerleyen düşman kuvvetlerinin sol cenahımıza yaptığı tazyik ile çekilmeye mecbur olduk.


(Kaynak: İsmet İnönü / Hatıralar / Syf 246)


Müttefik inceleme kulununda görevli Kızılhaç temsilcisi M. Gehri’nin 10 Temmuz 1921 tarihli İzmit’te kaleme aldığı beş numaralı raporunda şöyle bir manzara anlatılıyordu:


“Daracık bir sokaktaki kadınlar hamamının önünden geçtiğimiz sırada kalın çivili bir kapı birden açıldı ve içinden yüzlerce genç kız değirmen oluğundan akan bir su gibi bir anda dışarı fırladı. Saçları başları darmadağınık, elbiseleri yırtık ve kan içinde idi. Birçoğu elbisesini yırtıp külot yerine örtmüştü. Deliler gibi sağa sola kaçışmaya başladılar. Kadın gözlerinin bu kadar yuvalarından fırladığını, ağızlarının bu kadar çirkin olduğunu ve yüzlerindeki çizgilerin böylesine derinleştiğini o dakikaya kadar görmemiştim. Korkunç bir ağlama sesi, adeta gökleri sarsıyordu. Ayaklarıma kapananların, yalvaranların hesabı yoktu. Kocalarının, erkeklerinin nerelerde olduklarını soruyorlardı. Güzelliği karşısında bir anda hayran olduğum genç bir esmer kız, iri yeşil gözlerini gözlerime dikmiş, akıl hastalarının bakışlarına benzeyen delice nazarlarla beni süzüyordu. Kendisine doğru bir adım atınca hafif sağa döndü, başını önüne eğdi. Sonra yüzünü çevirerek manasız, soğuk bir tebessümle baktı. Kendisine bozuk bir Türkçe ile “ Nasılsınız “ dedim. Birden ağız dolusu bir tükürük savurdu. Sonra şu satırları yazdığım anda kulaklarımda çınlayan berrak. Temiz bir kahkaha attı; çıldırmıştı zavallı!...


“ Sonra öğrendiğimize göre Yunanlılar ve yerli Rumlar bir mahallenin ne kadar genç kızı varsa geceden toplamaya başlamış ve üçer beşer bu hamama tıkmışlar, içlerinden birçoğu payimal edilmiş, sabaha kadar kadınlardan en güzel ve tazelerini ayırarak çirkin ve cılız olanları serbest bırakmışlar. Maksatları bu kızları götürüp Yunan askerlerine kadın temin etmekmiş.”


M. Pierre gece kiliseden çıkarak Türk evlerini teker teker gezmiş ve Yunanlıların kendilerini öldüreceklerini söyleyerek kiliseye sığınmalarını istemiş. Kiliseye üç bin kadar Türk toplanmış Yunanlılar bunu duyup kiliseyi basmak istemişlerse de Fransız yüzbaşı Ailen Goumard’ın sert tutumu üzerine girememişler.


KURTULUŞ SAVAŞI KADINLARI / ZEKİ SARIHAN / 51-52

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG