11 Şubat 1920 Çarşamba

Maraş’ta: General Querette, ateşkes istemeye giden Dr. Mustafa Bey’den ateş­kes şartlan olarak şehrin Fransızlara teslim edilmesini, Türk ve Ermenilerin ge­çici bir hükumet kurmasını, silah teslimi yapılmasını istedi. Bunların yarın ya­zılı olarak bildirileceğini söyledi. Dr. Mustafa, görüşmeden dönerken Ermeni­ler tarafından öldürüldü. Fransızlar, daha önce aldıklan karar gereğince, gece şehri terk etmeye başladılar. Sabaha kadar da Maraş’ı top ateşine tuttular. Ber­rak bir havada, ayışığı altında çekilen Fransızlara 8.000’den fazla Ermeni de katıldı. Maraş alevler içinde yanıyor. Birecik ve Suruç’ta Fran­sızlarla çarpışmalar başladı. Teğmen Şahin, Fransız işgal komutanına bir mek­tup yazarak, Kilis-Antep yolunda asayişi sağladığını, Fransızlar dışında herke­sin rahatlıkla bu yoldan geçebileceğini bildirdi; haksız işgalin derhal kaldırıl­masını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 370)


Mustafa Kemal, 56 ve 61. Tümenlere, Albay Refet Bey’le Halit Bey’e gönder­diği genelgede, Fransızların vakit kazanmak için Kuvayı Milliye’ye düşman görünmediklerini fakat her yerde düşmanlık yaptıklarını belirtti, “Kuvvetleri­mizi göstermenin zamanıdır” dedi. Kolordulara, Fransızlar üzerine yapılacak harekât hakkında bilgi yazdı. Mağara’da bulunan Kuvayı Milliye komutanla­rından Emin Ali Bey’e, hemen Mersin üzerine hareket ederek Ermeni ve Fran­sız kuvvetlerini bertaraf etmesini, mümkün olursa düşmanın Mersin Limanı’ndan yararlanmasına engel olmasını, gireceği bölgede İslam halkı ayaklan­dırmasını emretti. Harbiye Bakanlığından Hükümet’in kesin ve şiddetli bir bi­çimde Fransızlardan Maraş, Urfa ve Antep’in boşaltılmasını talep etmesini is­tedi. Mustafa Kemal, 3. Kolordu ve Sivas Merkez Kurulu’na, Suriye ve Lübnan’da kamuoyunun Fransızlar aleyhinde olduğunu, Fransızların burada müşkül durumda bulunduklarını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 370)


Ha­kimiyeti Milliye’nin 8. sayısı: Gazete, Anadolu’nun sesini biraz sert görenlere çatıyor: Çok şükür Anadolu’nun ufukları, İstanbul’un sahilleri kadar çeşitli tehditler ve tazyikler ile yüklü değildir. Bunun için burada daha geniş teneffüs edilebildiği gibi, daha tesirli hareket edilebilir. Nitekim, Hareket-i Milliye’nin başına geçenler, Bizans’ın zevkli hayatına Anadolu’nun yalçın ve kimsesiz ufuklarını tercih etmişlerdir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 370)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG