11 Aralık 1919 Perşembe

Mustafa Kemal, Harbiye Bakanı Cemal Paşa’nın 9 tarihinde Hükumet adına gör derdiği yakınmalara karşılık verdi. Cemal Paşa’nın Temsil Kurulu üyesi olarak kabinedeki arkadaşlarını aydınlatacak yerde, aynı şeyleri tekrarladığını, bildirdi. Anadolu’da dirlik düzenlik kalmadığı, sorumsuz kişilerce memurların görevden uzaklaştırıldığı suçlamasını reddetti. Yabancı devlet temsilcilerine an­cak protesto amacıyla tel çektiklerini, bunlara gözdağı vermediklerini, ancak kutsal ve yasal haklara karşı el uzatılması durumunu, zorunlu kalınca silahla da önlemeye kararlı olduklarını belirtti. Hükumet’e, milletin ruhuna, duru­mun ağırlığına göre bir yol seçmesini; asıl kendi içindeki derdi iyileştirmesini tavsiye etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


Mustafa Kemal, Harbiye Bakanı Cemal Paşa’nın 9 Aralık’ta gönderdiği telgrafa cevap verdi:

Harbiye Nâzırı Cemal Paşa Hazretleri’ne


1 — Anadolu’da huzurun bozulmuş olduğu doğru değildir.


2 — Şahıslar tarafından durup dururken memurları görevden alma ve yer değiştirme yapılmış değildir. Yalnız, Dahiliye Nezareti, Millî Mücadele aleyhinde oldukları için, eski kabine zamanında, millet tarafından kovulan memurları yeniden tayinde gösterdiği direnme ile pek anlamlı bir yol tutturuyor. Dahiliye Nezareti’nin millî dâvâya aykırı olan işleri halkça iyi karşılanmamaktadır.


Son olarak şunu arz edelim ki, hükumet bu millete yararlı olmak istiyorsa, durumun nezaket derecesine göre gidiş yolu seçmeli ve asıl derdi kendi içinde tedavi etmelidir.


3 — Düşmüş olan hükûmetin, millete düşman, düşmanlara dost olarak takip etmiş oldukları haince politikanın mirası olan Aydın cephesinde, para toplama işinde belki bazı uygunsuzluklar olmuş olabilir. Şu kadar ki, Sivas Genel Kongresi ile oluşan millî birlik sayesinde, bu durumların önü alınmış demektir.


4 — Millet, Ateşkes Anlaşması’nda bulunduğu düşman devletlerinden hiçbirine karşı tehdit edici bir durum almış değildir. Yalnız meşru haklarına karşı yapılan müdahaleleri, silâhla bile önlemeye kararlıdır.


5 — Hey’et-i Temsiliye’nin, barış konferansına katılacak delegelere telgraf çekmesi konusuna gelince, bu ancak yüksek hükûmetlerinin onayından da geçmiş protestolardan ibarettir. Kaldı ki, millî birliğin temsilcisi olmak sıfatıyla, Hey’et-i Temsiliye’nin bu gibi müracaatlarda bulunması meşru bir hakkıdır.


Eğer hükûmet de milletle aynı düşüncede olduğunu açıkça ortaya koymaktan çekinmezse, politikaya zarar vermek şöyle dursun, aksine, çok büyük yararlar sağlanacağı aşikârdır.


Özet olarak, şunu arz edelim ki, Hey’et-i Temsiliye görevlerinde vatanın selâmeti için yapılması gerekenleri kavrayamayacak bir bilinçsizliğe düşmüş değildir.


Bu bakımdan acı gerçekler karşısında uyanık olan millî ruhtan aldığı bu ilkelerin aksini millete tavsiye edemez ve yakında toplanmasını zarurî bulduğu Meclis-i Meb’usan’ın da aynı ruh ile donanmış olacağı umudunu kuvvetle besler.


Hey’et-i Temsiliye adına Mustafa Kemal


İngiliz Karadeniz Orduları Başkumandanı General Milne, Türk Hüküme­tinden Harbiye Bakanı Cemal Paşa ile Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa’ın görevden alınmalarını istedi. General Milne, buna gerekçe olarak, Ege bölge­sinde Türk kuvvetlerinin Milne hattına uymamasını, üç km. geri çekilmedikleri gibi Yunan kuvvetlerine saldırmalarını gösteriyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


Ali Fuat Paşa Hacıbektaş’ta. Sivas’tan Ankara’ya dönmekte olan Paşa, Temsil Kurulu’nun Ankara’ya gidiş yolu üzerinde önlemler alıyor, millî örgütlerle ilgi­leniyor. Paşa, bu gece Şeyh Cemalettin Efendi’nin yanında konuk kalacak. Alevî şeyhi, millî birliğe ve teşkilata elinden gelen bütün maddî ve manevî yar­dımı yapacağına söz verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


Dün Mersin’e parlak gösterilerle çıkmış olan General Gouraud Adana’ya gel­di. Şehir, Fransız, Ermeni, Yunan bayraklarıyla süslendi. Müslümanlar, Fran­sız bayrağı asmayı reddettiler ve evlerine kapandılar. Gouraud Adana’daki tef­tişini yarın bitirecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


Venizelos’un önerisi: Türklerin başkenti Bursa olsun. Yıldız Sarayı da İslam merkezi olarak kalsın...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


İngiliz Yüksek Komiseri’nin raporu: Bizim başlıca düşmanımız olan Mustafa Kemal gibi bir adama güvenmek, güvenliğimiz için ağır bir tehlike olurdu. Harbiye Bakanlığımız Mustafa Kemal’in İngiltere’ye ne kadar düşman oldu­ğunu herhalde anlamıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


Le Temps: Ateşkes’i izleyen birkaç ay içinde Türkiye uyuşuktu, kendisiyle konuşulmaya tenezzül buyurulsaydı, bütün şartları kabule hazırdı. Türk milliyetçileri Rus Bolşevikleri ile işbirliği yapabilir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 273)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG