11 Haziran 1919 Çarşamba

Mustafa Kemal, 8 Haziran’da Harbiye Bakanı Şevket Turgut Paşa’nın kendisini İstanbul’a çağırması üzerine çağrılma sebebini ondan ve Genelkurmay başkanından ayrı ayrı sordu. Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa ‘İngilizler istedi.’ diyen bir karşılık verdi. Şevket Turgut Paşa ile 15 Haziran’da vereceği karşılıkta gerçeği gizleyerek ‘Hükumet karar verdi.’ diyecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 315)


Harbiye Bakanlığı, Ermenilerin bir saldırı ihtimaline karşı dışarıya hissettirilmeksizin hazırlık yapılmasını 3.Ordu Müfettişliği’ne ve 15.Kolordu Komutanlığı’na emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 316)


Aydın’da eşkıyalık yapmakta olan Demirci Mehmet Efe, 57.Tümen Komutanı Albay Şefik’in çağrısını olumlu karşılayarak 200 kişilik kuvvetiyle Aydın-Umurlu’daki Kuvayı Milliye’ye katıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 316)


Demirci de Mehmet Efem de geliyor, açılsın yollar Sıralanmış da koçyiğitler, kaçılsın dağlar.

Yürü bre Demirci de Mehmet Efem dağlar yürüsün, Hainleri, düşmanları korku da bürüsün.


Mustafa Kemal Padişah’a İstanbul’a çağırılmasıyla ilgili bir mektup yazar:


‘Ülkenin bugün uğradığı felaketler baskısı ve bölünme kaygıları karşısında ancak siz, Kutsal Padişahımız başta olmak üzere ulusal ve kutsal bir gücün varlık sesi, şanı dünyayı tutmuş altıbuçuk yüzyıllık Hanedanı ve ulus tarihini kurtarabilir.


İstanbul’dan son ayrılacağım gün katınıza erişerek onurlanmıştım. Bu sırada siz Padişahımız, Boğaziçi’nde bulunan İngiliz Zırhlısının Saray’a çevrilen toplarını göstererek ‘Görüyorsunuz.’ Dediniz. ‘Ben artık ülke ve ulusu nasıl kurtarmak gerekeceğini düşünmede kararsızlığa düşüyorum.’ Ve ellerinizi kaldırarak ‘İnşallah ulus uyanı ve uyanık olur, bu acıklı durumdan gerek beni gerekse kendini kurtarır.’ Buyurmuştunuz. İçten isteğinizi ilham ettiği görevimi kararlılık ve inançla sürdürüyorum.


İngilizler ve İngilizlere yaltaklanmayı meslek edinen zayıf karakterliler, bu kez beni kandırarak İstanbul’a getirmeye çalışıyorlar. Eğer zorlanırsam görevimden istifa ederek evvelce olduğu gibi Anadolu’da ve milletin sinesinde kalacağım. Ve vatani görevime bu kez daha açık adımlarla devam edeceğim.


Ta ki millet bağımsızlığına kavuşsun ve muazzam saltanat ve hilafetiniz yok olup gitmekten kurtulsun.’


Doğal olarak padişahla çatışmaya girecek güce sahip değildir. Bu nedenle doğru bir stratejiye İngiliz emperyalizmine karşı savaş verilecekse, halk tam anlamıyla örgütlenmeden harekete geçilmemelidir ve halkın yüzyılların alışkanlığı olan hilafet ve saltanat makamlarıyla bağını kesemeyeceğini en iyi bilenlerden birisidir.


Zaten askeri cephelerde savaş kazanılmadığı sürece, işbirlikçileri de sindirmek olanaksızdır. Padişahlık makamı hala tüm unsurları bir arada tutan bir gerçek olarak gücünü hissettirmeye devam ediyordu. Fakat yine de önemli bir uyarıdan geri durmuyor; milletin tam bağımsızlığı kazanılmadığı sürece hilafet ve saltanat da korunamaz diyor.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 530)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG