11 Haziran 1921

Yunan Kralı Konstantin. Atina'dan İzmir'e uğurlandı. Limnos savaş gemisiyle, Anadolu'daki Yunan ordusunun komutasını ele almaya giden Kral'ın hareketinden önce kilisede bir dini tören yapıldı. Kral, "İstanbul'a İstanbul'a! " bağrışları ve alkış tufanlarıyla uğurlandı. Yayımladığı bildiride "Asırlardır Yunanlığın mücadele ettiği o yerlerdeki ordunun başına geçmek üzere yola çıkıyorum. Orada galebe çalmamız, yüksek ideolojilerin gerçekleşmesini sağlayacaktır. Hürriyeti, musavatı, adaleti sağlayacaktır. Tam anlamıyla kudretli olduğumuzu öğünerek ilan edebiliriz" dedi. Kral'a Veliaht Nikola, Prens Andre, Başbakan Gunaris, Savaş Bakanı Theodokis, Genelkurmay Başkanı Dusmanis ve Tümgeneral Stratigos da eşlik ediyor. Yunan basını da Kral'ın bu gezisini alkışlıyor. Konstantin yarın İzmir'e çıkacak, Karşıyaka'da bazı toplantılar yapacak, 31 Temmuz'da Eskişehir'e varacak, 15 Ağustos'ta Ankara'ya yürüyüş emrini verecek fakat Sakarya Savaşı'nın yenilgi ile sonuçlanması üzerine Atina'ya eli boş olarak dönecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İstanbul'da İngiliz Yüksek Komiser Vekili Mr. Rattigan'ın bugün Curzon'a bildirdiğine göre, Dışişleri Bakanı Safa Bey, Rattigan'la görüşerek Türklerin Malta'ya sürülmelerinin devletler hukukuna aykın olduğunu bildirdi. İngiltere aleyhinde sert bir dil kullandı ve Ankara'nın İngiliz tutsaklarla ilgili politikasını savundu. Mustafa Kemal'in ılımlı bir kişi olduğunu, başka çaresi kalmadığı için Bolşeviklerle ittifak yaptığını söyledi. Rattigan, Ankara'nın aleyhinde bulunarak İngiliz sabrının da bir sının olduğunu, Kemalistlerin küstahlıktan yüzünden barış yapılamayacağını söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, Ankara Belediye Başkanlığı'na gönderdiği yazı ile "vatanın istiklali için ayaklanan Anadolu'nun tuttuğu mukaddes reha yolunda idrak eylediği üçüncü bayram" münasebetiyle tebriklerini bildirdi. Bunun halka duyurulmasını rica etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İsmet İnönü oğlu İzzet’in sağlık durumunu eşine soruyor:


Mevhibe ve İsmet İnönü’nün ilk çocukları 7 Aralık 1919 günü İstanbul’da Süleymaniye’deki evlerinde doğdu. İsmet Bey oğlunun ismini çok değer verip saydığı kumandanı Ahmet İzzet Paşa’dan esinlenerek İzzet koydu. O sıralarda Mustafa Kemal Ankara’ya geçmişti. İsmet Bey arkadaşını merak ediyordu. 8 Ocak 1920 günü kimseye haber vermeden tren ile Ankara’ya gitti. Mustafa Kemal arkadaşını sevinçle karşıladı. İsmet Bey şubat ayı ortalarına doğru gene tren ile İstanbul’a döndü.


İzzet’in üç aylık olduğu günlerden birinde ikindi vakti Süleymaniye’deki evde İsmet Bey giyinmiş, Ahmet İzzet Paşa’yı ziyarete hazırlanmıştı. O sırada Saffet (Arıkan) Bey eve geldi. Miralay İsmet Bey evin selamlık kısmına arkadaşının yanına geçti. Saffet Bey ”Seni Ankara’dan Mustafa Kemal çağırıyor. Hazır mıyız?” diye sordu. İsmet Bey hiç duraklamadan ”Hazırım, hemen hareket edelim” diye cevap verdi. Mevhibe Hanım’a veda edip babasının evine elini öpmeye gitti. Babası evde yoktu, annesinin elini öptü. Mevhibe ve İzzet’i kucaklayıp, üzerini bile değiştirmeden bir palto, kalpağı, harita bir de şemsiyesini aldı. Evden çıkıp yürümeye başladı. Yıllar sonra Mevhibe Hanım ” Arkasını dönüp bir defa bile bakmadı” diye anlatacaktı. İsmet Bey için vatan hizmeti her zaman öncelikli olmuştu.


Milli Mücadele başlamıştı. İsmet Bey 36 yaşında Garp Cephesi Kumandanı ve Genelkurmay Başkanı oldu. İstanbul’da Milli Mücadelecilerin işi zorlaşmıştı. Evlere baskınlar yapılıyor Anadolu’ya geçenler hakkında sorular soruluyordu. İsmet Bey’in babası Hacı Reşit Efendi gelini için telaşlanıyordu. Artık hepsinin Anadolu’ya geçme zamanı gelmişti. Mevhibe oğlu İzzet, annesi, kayınpederi ve kayınvalidesi ile Malatya’ya gitmek için kendilerini Samsun’a götürecek vapura bindi. Kırk günlük bir yolculuktan sonra Malatya’ya geldiler. Hacı Reşit Bey 29 Eylül 1920 gecesi şiddetli bir dizanteri sonucunda hayata veda etti. İzzet iki yaşına yaklaştığında hala başını tutamayan ve yürüyemeyen bir çocuktu. Mevhibe çocuğun hastalığını babasından saklamıştı. Bu arada İnönü Savaşları devam ediyordu . İsmet Bey Malatya’ya gidip gelenlerden İzzet’in hastalığını öğrenmişti. telaşlanarak Talas hastanesinden bir doktoru eve yollattı. Doktor bebeği muayene etti, kederli anneyi yatıştırdı, tedavi şekilleri yazdı. Ama kısa bir süre sonra sarı bukleli saçlı İzzet hayata gözlerini yumdu. Mevhibe, çarpışmaların son süratle sürdüğü bu dönemde haberi İsmet Bey’den sakladı. Sakarya Meydan Muharebesi kazanılmıştı. İsmet Paşa Garp cephesi karargahını Akşehir’e nakletti ve 1922 yılının bahar aylarında bir telgraf çekerek Mevhibe ve annesini Konya’ya çağırdı. Karı kocanın iki yıllık aradan sonra görüşmesi hem sevinçli hem de üzüntülü olmuştu. İsmet Paşa oğlunun öldüğünü yolda emir subayından öğrenmişti.


Ankara Belediye Riyasetine;


İstiklal-i vatan için kıyam eden Anadolu’nun tuttuğu mukaddes reha yolunda idrak eylediği üçüncü bayram münasebetiyle en samimi tebrikatımı takdim eder ve mesai-i milliyede temenni-i muvaffakiyet eyleyerek işbu tebrikimin umuma iblağını rica ederim.


T.B.M.M. Reisi

Mustafa Kemal


ATATÜRK RESMİ YAYINLARA GİRMEMİŞ SÖYLEV, DEMEÇ, YAZIŞMA VE SÖYLEŞİLERİ / SADİ BORAK /479


11 Haziran’da Daily Herald Ankaramania başlığı altında Sovyet birliklerin Kilikya’daki Fransızlara karşı savaşması için Mustafa Kemal’e yardıma gönderildiği söylentisi aptalca bulunurken; cani Türk milliyetçilerin İstanbul’u ele geçirme söylentisini ise bir Bolşevik entrika olarak görmekte. Aynı gün Yorkshire Post and Leeds, İstanbul’a tehdit başlığı atıyor. Anadolu ve Silezya’daki durumu iki önemli tehlike olarak niteleyen gazete, Kemalistlerin İstanbul tehdidine dikkat çekiyor. – Yunan ilerleyişi, Mustafa Kemal’in kılıksız birliklerini yeryüzünden siler – düşüncesinin bir abartı olduğunu ve iyi örgütlenmiş ve donatılmış Yunan ordusu karşısında Türklerin coğrafi konumları itibarıyla savunmalarının üzerinde duruyor. (…) Anadolu coğrafyasını savunmak başka; İstanbul’u ele geçirmek başka. Kemalistler arasından şaşılası bir askeri deha çıkmadıkça ya da müttefiklerin askeri bağlılığı bitene kadar Türk başkenti, Mustafa Kemal’in işgalinden uzakta. Böyle bir işgal, müttefik filolarıyla dolu olan boğazı geçmeyi gerektiriyor. 10 binin üzerinde takviyemiz var. 32 bin kişi Mısır ve Filistin’de bulunuyor. Mustafa Kemal (İngiltere, Fransa ve İtalya gibi) güçlü bir birleşim ile karşılaşmayı denememe konusunda temkinli olacaktır. Bu güçleri birbirine daha sıkı bağlayacak şey, ortak askeri tehlikedir. (…)” ifadelerini kullanan gazete son olarak bu savaşın bir şans oyunu olmadığını, herhangi bir gelişmeye hazır bulunduğunu ve tehlikenin askeri değil politik olduğunu vurguluyor.


İNGİLİZ BASININDA MİLLİ MÜCADELE VE MUSTAFA KEMAL PAŞA / ERTÜRK ÖZEL / 148

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG