11 Mart 1921

Türk Doğu Cephesi birlikleri Batum'u işgal ettiler. Sovyetler de Batum'a bir atlı tümen gönderdiler. Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin, Orjonikitze'ye çektiği telde "Türklerle ilişkimizin kardeşçe niteliğini gözden kaçırmayın" dedi. Orjonikitze Karabekir'den Türk kuvvetlerinin Batum'dan çekilmesini istiyor. Batum, 1878'e kadar Osmanlı Devleti sınırları içindeyken bu tarihte Rus Çarlığı'nın eline geçmiş, 40 yıl sonra Gürcistan'ın kurulmasıyla bu ülkenin liman şehri olmuştu. Misak-ı Milli'de, Kars ve Ardahan'la birlikte bu şehirde de halkoylaması öngörülmüştü. 16 Mart'ta imzalanacak Moskova Anlaşması'yla Gürcistan'a bırakılan Batum, Türkler tarafından 24'te boşaltılacaktır


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bekir Sami Bey'le Briand arasında Türk-Fransız Anlaşması imza edildi. Londra'da gizli olarak yapılan ve daha sonra TBMM'nce reddedilecek olan anlaşmaya göre, iki taraf arasında esirler değiştirilecek, halkın ve çetelerin elinden silahlar alınacak. Fransızlar işgal ettikleri yerlerden çekilecek ve buralarda genel af ilan edilecek. Azınlıklar korunacak, demiryolu güneyindeki topraklar Fransızlara verilecek. Diyarbakır-Elazığ ve Sivas'ta ve Çukurova'da Türklerin yapamayacağı iktisadi teşebbüslerde Fransızlara imtiyaz hakkı ve Ergani madenlerinin imtiyazı verilecek. Fransızların Türkiye'deki kurumlan kalacak ... Bekir Sami Bey 1 2'de İtalyanlarla, ı6'da da İngilizlerle iki ayrı anlaşma daha yapacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İtilaf Devletleri, Londra Konferansı'nda yarın Türk ve Yunan delegelerine önerecekleri Sevr Anlaşması'nda değişiklik yapan esasları saptadılar. Buna göre, Türklerin İstanbul'dan çıkarılacağı tehdidi anlaşmadan silinecek, İstanbul boşaltılacak, Türkiye'de kurulacak mali kontrol komitesine Türkiye delegesi de alınacak, İzmir Türk egemenliğinde kalacak ama şehirde bir Yunan garnizonu bulundurulacak, Türkiye Yunanistan'ın bağımsızlığını tanıyacak. Türkiye'nin silahlı kuvvetlerinin mevcudu 75.ooo'e çıkarılacak (bu sayı anlaşmada 50. 700 idi), Türkiye bu anlaşmayı onaylarsa Milletler Cemiyeti'ne alınacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Feldmareşal Wilson'un notları: Politikacılar, Türkiye'ye karşı hayret verici bir çark ediş yaptılar. Hayret verici bir sonuç. Belki de Yunanların İzmir'de kalmasını isteyerek Türklerin bütün teklifleri reddedeceklerini umuyorlar. Böylece konferansın bütün başarısızlığının olanca suçunu da Türkiye'nin omuzlarına yükleyebilecekler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hükümet'in barış görüşmelerinin sonuna kadar beklenmesi talimatına rağmen, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey, Londra'da İngilizlerle tutsak değişimini görüşüyor. Bekir Sami Bey, Türklerin elindeki İngilizlerin sayısı kadar Türk tutsağın serbest bırakılması ilkesini kabul etti. Böylece, bir çok Türk'ün tutsaklığı devam edecek. 16 Mart'ta imzalanacak anlaşma, TBMM tarafından reddedilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İzmir Siyasi Temsilcisi Steryadis, Londra'dan aldığı dünkü telgrafa cevap verdi. "Hava, emredilen harekatın yapılması için elverişlidir. General Papulas, önümüzdeki pazartesi cepheye hareket edecek. Oradan bana harekata başlama gününü bildirecek, ben de size telleyeceğim" dedi. Yunanlılar 23 Mart'ta saldırıya geçeceklerdir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Şanlı hilal, Batum, Ahıska ve Ahılkelek'te


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Sevr Antlaşmasının ana ilkelerine dokunulmaksızın, değiştirilmesi düşünülmektedir. Değişiklik tekliflerinin İstanbul’daki İTİLAF BİRLİKLERİNİN GERİ ÇEKİLMESİ VE Boğazlar çevresindeki uluslararası bölgenin daraltılması konularını kapsayacağı sanılıyor. Bu değişiklik gerçekleşse bile Boğazların uluslararası denetimi devam edecektir.


Bu değişiklik gerçekleştiği taktirde, Sevr Antlaşması ile yaratılan şartları fazla zedelemeden Türk İmparatorluğunun onurunu kurtarmak mümkün olabilecektir.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY /127


Bu koşulların heyetlere bildirilmesiyle birlikte konferans çalışmaları de son bulmuştu. İtilaf Devletleri’nin bu son önerilerinde dikkat çeken bir nokta, Trakya’dan söz edilmemiş olmasıydı. İtilaf Devletleri’nin bu girişimi hakkında 11 Mart 1921 tarihli Morning Post gazetesinde yayınlanan yazıda şu noktalara değiniliyordu: Önerinin Türk grubunun doyumunu sağlamak için yapıldığı ve bunun da Türkiye ile eski düşmanlarının bütünüyle anlaşmalarını sonuçlandıracağı ileri sürülerek, yapılacak değişikliğin iki kısımda toplanacağı belirtiliyordu. Bunların birincisi, Sevres Antlaşmasının gereği olarak saptanan Türk egemenliğinin bir kısım konularda arttırılması, ikincisi ise Anadolu’nun tek ticari kapısı olan İzmir konusunda uygulanacak koşullarda değişiklik yapılmasıydı. Yunanistan’ın bu koşulları kabul etmesi çıkarlarının gereği idi. Türkler ise, bu öneriler sayesinde I. Dünya Savaşının kusurlarını silmek için iyi bir olanak yakalamışlardı. Bunun için de İngiltere ile olan ilişkilerini dostça bir duruma getirmeliydiler.


Başka bir İngiliz gazetesi de aynı günlerde yayınladığı yazıda İtilaf Devletleri’nin son önerilerini irdelerken İzmir konusu üzerinde duruyordu. İzmir’de Osmanlı Padişahının egemenliğinin tanınması karşısında bölgedeki Yunan yönetiminin serbestisinin bozulmaması isteğinin İngilizlerce yapıldığını belirtiyordu. Bu değişiklik önerilerinin Anadolu’daki Yunan kuvvetlerinin geri çekilmesini gerektirmeyeceği de ekleniyordu. İngilizlerin, Boğaz’ın her iki yanındaki denetimin kendilerince yerine getirilmesi görüşünde oldukları ve bundan hiçbir zaman vazgeçilemeyeceği yine İngilizce gazetenin belirttiği görüşler arasındaydı.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 293-294


Denildiği gibi 21 Şubat’ta açılan Konferans, 12 Marta kadar sürecekti. Ermenistan ve Kilikya’daki başarılarından dolayı kuvvetli, Sovyetler Cumhuriyeti’nin desteği ve İslam dünyasının manevi dayanağı ile güçlü Kemalist’ler, Londra’ya şaşırtıcı bir talepler dizisi ile gelmiştir: İzmir’in Yunanlılardan tahliyesi; İstanbul’dan yabancı güçlerin çekilmesi; Boğazların geri verilmesi, Avrupa Türkiye’sindeki hudutların Büyük Harp’ten önceki durumuna getirilmesi. Netice itibariyle, ne eksik ne fazla, Sevres Antlaşması’nın yırtılmasından söz edilmektedir. İtilaf Devletleri temsilcilerinden birisi bu talepleri “gülünç” olarak vasıflandıracaktır. Yunanlılar, kendi açısından destekleyici istatistikler de göstererek eskiden beri Küçük Asya’da kendi evlerinden olduklarını ve birliklerinin aradan ayrılmasının söz konusu olamayacağını göstermeye çabalayacaklardır.


Müttefik diplomatları her şeye rağmen, bir uzlaşma teklif etmek zorunda kalacaklardır. Müttefikler, Boğazlar, İstanbul, ve Kürtlerle meskun vilayetler gibi safrayı bırakacaklar; Türkler, İzmir’li Yunanlılara bir nevi muhtariyet bahşedecekler ve “Osmanlı tebaası Ermenilerin, Doğu Anadolu hududunda bir milli toprağa sahip olma haklarını” tanıyacaklar. Yirmi günlük müzakereden sonra bu Lloyd George ve diğer batılı temsilcilerin son sözü olacaktır. Bekir Sami Bey iyi bir sonuç alabileceğini zannetmişti. Ama bir anlaşma zemini bulunamadan Londra’dan ayrılacaktır.


Kabahat kimdedir? Basın, görüşmelerin kesilmesini değişik biçimde yorumlar. Türklerin uyuşmazlığı kınanmaktadır; bir kere daha Yunan tarafına oynadığı için Lloyd George itham edilmektedir. Muhakkak olan bir şey varsa, Bekir Sami Bey, muhtelif ikili anlaşma taslaklarını, özellikle Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Fransa arasında bir anlaşma müsveddesini çantasında götürmüştür. Ama Londra Konferansı’nın yürüttüğü var sayılan Doğu Meselesinin toptan çözümünden halen uzak bulunulmaktadır. Basın ajansları henüz Kemalist Heyet Ankara’ya varmadan bir Türk-Sovyet Antlaşması imzalandığını bildirdiğinde, İtilaf Devletlerindeki üzüntü daha da büyük olmuştur.


Moskova’da gerçekten, olaylar Londra’dakinden daha olumlu cereyan etmiştir. Haksız da değil ! Şubat’ın ikinci yarısında, Ali Fuat Paşa Heyetinin Sovyet Başkent’ine gelişinden sadece bir kaş gün sonra, Türkler Kafkas ötesindeki Ardahan ve Artvin vilayetlerini işgal etmişler, bu arada da Batum’a doğru ilerlemeye başlamışlardır. O zaman aynı topraklar üzerinde hak iddia eden Sovyetler Cumhuriyeti kendisini basit bir ikilem karşısında bulmuştur. Ya Türk askeri müdahalesine silahla karşı koymak veya müzakere yoluna gitmek. Açıkçası, ikinci hal tarzı, “evrensel emperyalizm” e karşı mücadelenin gerekleri ile uyumlu tek yol görünmektedir. Sovyet idarecileri, anlaşmaların ters yüz olmasından korktuklarından Ankara Hükümeti ile uyuşmakta daha da acele ediyorlardı. Batılı başkentlerde Bekir Sami Bey’in ifade ettiği Komünizm aleyhtarı sözler bu konuda özellikle endişe verici bir ipucu teşkil etmekte idi.


Batum’un 11 Mart 1921 de Kazım Karabekir’in kuvvetleri tarafından alınması, müzakerelerin hızlandırılmasına katkıda bulunmuştur. Beş gün sonra Türk-Sovyet Antlaşması imzalanmıştır.

Dostluk ve Kardeşlik gibi tehlikeli bir isim konan bu Antlaşma, bütünü itibariyle Türkiye’nin fevkalade lehine idi. Şüphesiz Ankara Hükümeti, hemen Sovyetleştirilecek olan Batum’u Gürcistan’a terke mecbur kalıyordu, ama Kars, Ardahan ve Artvin vilayetlerini muhafaza ediyordu. Antlaşmanın imzalanmasından bir müddet önce “ Komünizmin yararına fedakarlıkta bulunmaya” davet edilmiş olan Ermeniler kendilerini her hususta kaybetmiş durumda buluyorlardı. Ayrıca Sovyetler Cumhuriyeti kapitülasyonların kaldırıldığını açıkça ilan ediyor ve Türkiye’nin Boğazlar ve İstanbul üzerinde tam egemenliğini tanımayı kabul ediyordu. Bir başka ifade ile, Sovyet İdarecileri, Doğu halklarının milli hareketlerince, siyasi rejimlerini serbestçe seçme hakkında teminat vermeyi kabul ediyordu. Yani bu da Sovyetler Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin iç işlerine burnunu sokmayacağı anlamına gelmekte idi. Nihayet Antlaşmanın önsözünde göklere çıkarılan dostluk ve kardeşlik mefhumları iki ülke arasında ekonomik ve konsolosluk ilişkilerinin yeniden başlatılması, insan ve mal trafiğini kolaylaştırıcı önlemlerin alınması ve 1914’te enterne edilmiş olan sivillerle harp esirlerinin ülkelerine geri verilmesi suretiyle elle tutulur hale getirilmeliydi.


MUSTAFA KEMAL / PAUL DUMONT / 77-78-79

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG