11 Ocak 1921

İnönü'nde açık bir hava... Yunan birlikleri, 6 Ocak'ta başladıkları keşif saldırısının sona erdiğine karar verdiklerinden geri çekilmeye başladılar. Türk Batı Cephesi, Yunanlıların bu kararını öğleden sonra öğrenebildi. Yunanlılar şiddetli bir takip hareketine uğramaksızın İnönü mevzilerinden çekildi. Mustafa Kemal Cephe komutanı İsmet Bey'i kutladı. "Bu başarının, kesin zaferin başlangıcı olmasını dilerim" dedi. Birinci İnönü Savaşı, Ankara tarafından zafer olarak nitelendirilecek ve Türk tarihine "Birinci İnönü Zaferi" olarak geçecektir. Daha sonra bazı tarihçi ve yazarlar bunun bir zafer olarak nitelenemeyeceğini ileri süreceklerdir. İki Yunan uçağı, Eskişehir İstasyonu'na 10 kadar bomba attı. Eczacı Muhittin Efendi öldü. İki kişi yaralandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Batı Cephesi'ne bağlı 61.Tümen birlikleri Kütahya'ya döndü. Yunanlılarla ateşkes imzalamış olan Çerkez Ethem'in kuvvetleri Kütahya'ya saldırdı. Şiddetli çarpışmalar oldu. Cephanesi biten bazı ordu birlikleri çekildi. Genelkurmay, 61.Tümen Komutanlığı'na çektiği telde, isyancıların Kütahya'ya gece baskını yapabileceklerini bildirerek son derece uyanık bulunulmasını emretti. Güney Cephesi Komutanı Refet Bey de Ethem kuvvetleri üzerine harekete geçti


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Fransız Cumhurbaşkanı M. Millerand, Paris'ten geçmekte olan İngiliz Savaş Bakanı Winston Churchill'e Mustafa Kemal'le bir anlaşmaya varılması gerektiğini bildirdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Sovyet Dışişleri Bakan Müsteşarı Karahan, Halil Paşa'dan Enver Paşa'nın Anadolu'da ikilik çıkarmamasını istedi. "Ancak Mustafa Kemal başarılı olamazsa, Enver Paşa Anadolu'ya geçebilir" dedi. Halen Berlin'de bulunan Enver Paşa, Halil Paşa'dan Sovyetlerle görüşerek Anadolu'ya geçmelerine yardımcı olmalarının sağlanmasını istemişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Birinci ve hemen arkasından gelen İkinci İnönü Savaşı, savaşa katılanların sayıları ya da güçleriyle değil, Türk direnişinin geldiği aşama bakımından önemlidir. Ulusal direniş, bu iki savaşla, gerilla savaşından cephe savaşına ve bu savaşı sürdürecek düzenli ordu aşamasına ulaşmış ve bu ordu tüm eksikliklere karşın karşılaştığı ilk savaşta Yunan Ordusunu yenmiştir.


Ardı ardına gelen beklenmedik Türk yengisi, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyük etki yarattı. “Avrupalı bir ordu’yla çarpışan “ Kemalist ordu” ilk yengisini kazanmış, Türk halkına moral verirken, Avrupa’da kaygı uyandırmıştı. Elde edilen zafer, “silah ve donanım eşitsizliği giderilmedikçe savaş kazanılamaz” diyenlere yeni bir inanç ve güven kazandırdı. Mustafa Kemal’in güç ve saygınlığını arttırdı. Avrupalılara, Anadolu’da gücün kimde olduğunu ve halkın kimin temsil ettiğini gösterdi.


Mustafa Kemal, 1. İnönü Savaşına özel önem vermiştir. Askerlik sanatını bilen ve onu “ kutsal bir görev sayan” anlayışla, Birinci İnönü’ndeki “ ilk ordu zaferiyle nelerin kazanılmış olduğunu” iyi biliyordu. Savaştan sonra “ Bu savaşla pek çok şey kurtarılmıştır” demiş ve hemen ardından sözünü “ Hayır. Her şey kurtarılmıştır” diyerek tamamlamıştır. Soyadını kazandığı bu savaştan alan İsmet İnönü de aynı kanıdadır. Yıllar sonra şu değerlendirmeyi yapmıştır: “ Birinci İnönü’de şehit olanlar, ülkede düzeni ve cephede orduyla savunmayı sağlamak için yaşamlarını feda ettiler. Hiçbir savaşın şehitleri, bu kadar olağanüstü koşullar içinde ve o derece dünyevi, hatta uhrevi yararları düşünmeden yaşamlarını feda etmemiştir.”

Halide Edip’in (Adıvar) 1. İnönü Savaşı’ndan sonra cephede yaptığı saptamalar, Anadolu direnişinin geldiği yeni aşamayı açık biçimde ortaya koyar. Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı yapıtında gözlemlerini aktarırken, düzenli ordu yapılanmasının sağladığı değişim konusunda şunları söyler: “ Bindiğim trenin durumu dokuz ay öncekinden çok başkaydı. Artık kimse pencereden ateş etmiyor, bağıra bağıra şarkı söylemiyordu. Her şey disiplin içine girmişti. Eskiden önde düzensiz topluluklar görünürdü. Şimdi ise, ellerinde makineli tüfekler ve mahmuzlarını şakırdatan düzenli ordu askerleriyle karşı karşıyaydım”


ÜLKEYE ADANMIŞ BİR YAŞAM 1 MUSTAFA KEMAL VE KURTULUŞ SAVAŞI/ METİN AYDOĞAN/ 326-327


10 Ocak’ta düşmanın mukavemeti kırıldı, iradesi çöktü, çekildi. Tekrar ve telaşla eski yerine kadar gitti. Vaziyetin ne olduğunu anlamadan hızla geldiği yere döndü. İşte Birinci İnönü Muharebesi budur. Bu muharebede düşman harekatı ile Ethem harekatı beraber olmuştur. Biz İnönü’de Yunanlılarla muharebe ederken, İzzettin Bey Kütahya’da Ethem kuvvetleri ile muharebe ediyordu. İzzettin Bey’in emrinde bıraktığımız kuvvetlerden bir kısmını daha İnönü mevziine çektiğimizden, Ethem’in karşısındaki kuvvetlerimiz iyice zayıflamıştı. Buna rağmen İzzettin Bey Kütahya’da iyi dayandı. Ethem’in çetelerini Kütahya’nın kenar mahallelerine kadar ilerlettiler. İnönü cephesinde düşmanın çekilmesi, Kütahya’daki askerlerimizin maneviyatını yükselttiği gibi, asilerin maneviyatını bozmuştur. Ethem, çete efradının muharebe hevesini ve gayretini arttırmak için Kütahya’yı kendilerine bağışladığını ilan etmiş. İzzettin Bey’den öğrendiğime göre “ Kütahya’nın malı, canı, namusu hepsi helaldir” diye ilan etmiş.


Kütahya’daki muharebe üç gün sürmüştür. Nihayet Ethem cepheyi terk ederek kaçmaya mecbur oldu. Ethem ricat ettikten sonra, Refet Paşa süvari kuvvetleri ile kendisini takip etti. Bu suretle Ethem’in emrindeki kuvvetlerin hepsi dağıldı ve kendisi kardeşleri ile beraber Yunanlılara iltica etti. Mesele böylece kapanmış oldu.


İnönü cephesinden çekilen düşmanı ancak hafif kuvvetlerle takip ettik. Fakat Bursa’yı zorlamadık. Çünkü hem kuvvetlerimiz takibe yetmeyecek kadar azdı, hem de asker çok yorgundu.


Yunan ordusu Başkumandanı Papulas, Ethem ile de ayrı bir cephede muharebe ettiğimizi hesaba katarak, bizden böyle bir mukavemet beklemiyordu. Fakat 9 ve 10 Ocak günleri bizim mukabil taarruzlarımızla karşılaşıp, o zamana kadar Anadolu’da görmediği bir muharebe tarzına Türk ordusunda rastlayınca, “ Keşif yaptım, bu kadar kafi, öğrendik “ dedi ve bıraktı gitti. Yani muharebede ısrar etmedi.


Birinci İnönü Muharebesi, daha ziyade Kuvayi Seyyarenin Yunanlılarla beraber gelişen taarruzunun muvaffak olmaması şeklinde bir adım telakki edilmek lazımdır. Atatürk, Birinci İnönü Muharebesinin neticesine çok önem vermiş görünmektedir. Aslında Birinci İnönü Muharebesi askeri bakımdan mütevazi ölçüde bir muharebedir. Yunanlılar taarruz etmişler, bizim mevzileri söktürmüşler, bundan sonra hazırlıksız geldiklerini, ilerisinin daha çok tehlikeli olduğunu anlayarak kendileri çekip gitmişlerdir. Buna rağmen Birinci İnönü Muharebesi Anadolu hükümetinin kurulması için kafi gelmiştir.


Milli Mücadelede, siyasi ve askeri hareket bakımından en çok bunaldığım, en çok sıkıldığım devre, Kuvayi Milliye isyanlarını bertaraf edilip, muntazam ordu teşkili istikametinde politikanın esaslı olarak değiştirilmesine kadar geçen devredir.


İSMET İNÖNÜ HATIRALAR / 232 – 233


“Romanya, 1. Dünya Savaşından topraklarını en fazla genişleterek çıkan devletlerden biri idi. Avusturya’dan Bukovina’yı, Macaristan’dan Bonat’ı Rusya’dan Besarabya’yı ve Bulgaristan’dan Dobruca’nın bir kısmını almıştı. Romanya toprak aldığı, düşman devletlerle çevrili idi. Bu ise Romanya’yı statükonun korunmasına yöneltti ve politikasını İtilaf Devletleri, özellikle Fransa üzerine kurdu. Romanya’nın bu dış politikası, İtilaf Devletlerine karşı savaş veren ve revizyonist bir anlayışa sahip Türkiye’nin dış politikası ile çatışmaktaydı.


Romanya: Anadolu’ya Yunan askeri göndermek isteyen İtilaf Devletlerine Romen askeri de göndermeyi teklif edecek kadar, Ulusal Akım’ın anlayışına ters ve düşman bir politika izlemekteydi. Yeni Gün de Türkiye’nin müttefiki Bolşevikler’in Basarabya’yı Romanya’dan istemesini, Bolşeviklerle Macarların Romanya’ya karşı ortak hareket etmesini, Çekoslovakya’da komünistlerin başarılı olmasını uygun bulmaktaydı. Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın Avrupa galiplerinin sarayları önünde kan dökmeye karar vermediklerini söyleyen Yeni Gün, Küçük İtilaf’ın dağılacağını iddia etmektedir. Romanya’yı için için kemiren sosyalist işçi hareketleri de önemliydi.


Romanya’nın Boğazların korunması için İtilaf Devletleri’ne asker gönderme teklifi ve Türkiye’yi tehdidi karşısında Türkiye Ukrayna ile bir antlaşma imzalayarak, kendisini güvenceye almaktaydı. Aynı Romanya Büyük Taarruz sonrasında Boğazların mutlaka serbest olması gerektiğini belirtmekte ve 1. Dünya Savaşı sırasında kapanması Romanya’nın felaketine sebep olmuştur, fikrini ileri sürmekteydi. Bu Romen düşüncesi, Boğazlar civarındaki milletleri Türkiye aleyhine kullanmak isteyen İtilaf Devletlerinin ve özellikle İngiltere’nin saldırgan emellerinden ilhamını almıştır. Sonunda Türkiye ile iyi geçinmekten başka çare olmadığını gören Romanya, Türkiye ile siyasal ilişki kurmaya karar vermiştir. İsmet Paşa, Lozan’dan dönerken Romen Kralı ile iki defa uzun uzadıya konuşmuştur.


Sırp Dışişleri Bakanı; Türkiye’nin Avrupa sınırına karışmayacaklarını, Türkiye ile iyi geçinebileceklerini Balkan Birliği’nin Türkiye’ye karşı düşmanca bir amaç taşımadığını açıklamaktadır. Macaristan, Türkiye’yi kazandığı zafer ve milli bağımsızlığına ulaşmasından dolayı kutlamaktaydı. Arjantin Halkı ise, Anadolu’daki yaralıların acısını hafifletmek için 5 bin pezo toplayıp Türkiye’ye göndermekteydi. Bir pezo 4,5 frank ve 2500 Osmanlı lirası idi. Yeni Gün’ü duygulandıran para değil, Arjantin halkının bir insanlık örneği sergilemesiydi. Başkalarını savunun ki, sizi de savunsunlar, başkalarına yardım edin ki, size de yardım etsinler; başkalarını duyun ki sizi de duysunlar, ilkesini ortaya koymaktaydı.


KURTULUŞ SAVAŞI’NDA ANADOLU’DA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 235-236-237

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG