11 Temmuz 1921

Başbakan Fevzi Paşa, Yunanların ileri harekete geçtiğini ve dün çarpışmaların başladığını Meclis'e haber verdi. "Savaşın şiddetli ve inatçı bir biçimde olacağı anlaşılıyor" dedi. Önceki günkü oturumda bazı mebusların "Yunan zulmü durmazsa Anadolu'daki Rumlar karşılık görecektir, diyen protestolar çekelim" önerisine Hükümet adına karşı çıkarak "Düşmanlarımızın derekesine inmeyelim. Adaletimizi daima gösterelim. Bu, kazanacağımız davamızda en parlak bir örnek olacaktır" dedi. Şiddetle alkışlandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan 3. Tümeni, Gediz nehri üzerinde dün Türk kuvvetlerinin havaya uçurduğu köprüyü onararak ilerledi. 11. Tümen de Köprühisar'a vardı. 4. Tümen, Savran'da Türk direnişini kırarak Teke Yayla tepelerini işgal etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal-Harington görüşmesinin suya düşmesi üzerine Atina gazeteleri bayram yapıyor. Atina Büyükelçisi Granville'in bildirdiğine göre bu gazeteler, Yunan Hükümeti'nin, arabuluculuk teklifini reddetmesini de çok haklı buluyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Karabekir, Mustafa Kemal'e, Yeni Anayasa Tasarısı ve Müdafaa-i Hukuk Grubu hakkında kaygılarını bildirdi, Hoca Raif Efendi'nin de bunlara katıldığını ekledi. Şura esasına göre teşkilat yapmanın ve cumhuriyet ilan etmenin ülkede kargaşalık yaratacağını ileri sürdü. Mustafa Kemal'den siyasi partilerden uzak kalmasını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fransız Parlamentosu'nda Başbakan Briand'ın "Ankara'ya bazı tavizler verilebilir. Türk milleti yaşayacaksa tam bağımsızlığı içinde yaşamalıdır" sözü alkışlarla karşılandı. Belçika'nın İstanbul Orta Elçisi De W elle raporunda, Fransız siyasetini eleştirdi. Orta Elçi, önce Yunanlıları destekleyen Fransızların, Yunanların İngilizlere kayması üzerine, Orta Doğu'da sarsılan nüfuz çıkartan uğruna bağımsız Türkiye'nin kurulmasına taraftar olduklarını yazdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Peyamı Sabah: Bursa'da şiddetli savaşlar başladı.


Yenigün: İleri! -Son Yunan saldırısı başladı: İki buçuk aydan beri bilenen kılıçlarımız hamdolsun düşmana son kahredici darbeyi indirme fırsatını buldu(!)


Öğüt: Üçüncü Yunan taarruzu başladı. Allah bizimledir.


Hakimiyeti Milliye: Allah'ın inayetine sığınıyor ve süngümüzün kudretine istinat ediyoruz.


Açıksöz: Artık bu canavarlığa bir nihayet verilmelidir. -1. Habib: Kendi kendini idare. Nasihat vermeyi, konferansı bırakalım. Biraz halkı kendi kendine bırakalım. Kendini idareyi düşe kalka öğrenir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


11 Temmuz günü Kuzey tümenler grubu harekat planındaki zamanlamayı sağlayabilmek için ilerleme hızını düşürür. Kuzeyden 11.Tümen Süvari Tugayının keşif kollarıyla küçük çaplı muharebeye girer. Daha sonra çekilir. Gece ise 11.Tümen Köprühisar’da, 3.Tümen ise Nazifpaşa’da geceyi geçirir.


3.grup cephesinde ters giden başka şeyler de vardır, tahkimatı inceleyen istihkam müfettişinin raporu, Miralay Ayıcı Arif Bey’in cephesindeki Aytepe-Yaylababa-Arapdede kesiminde çok büyük sorun olduğunu gösterir. Tahkimat eksik, haberleşme bağlantıları ise hiç yoktur. Topçular ateş tanzimiyle menzil oluşturmadığı gibi gözetleme noktaları dahi belirlenmemiştir. Mevzilerin önündeki ormanlık arazide örtü temizliği yapılmamıştır. Bu nedenle müfettiş bu haliyle bu hatta kesin sonuçlu bir muharebe yapılamayacağını düşünmektedir. Rapor İsmet Paşa’nın karargahında büyük hayal kırıklığı yaratır. Aradan geçen 16 günde bu kritik cephenin muharebeye hazırlanmamış olması kabul edilebilir bir durum değildir. Grup komutanının ‘o halde cephe hattını geriye alalım, eski hatta sadece kuvvetli emniyet müfrezeleri bırakalım’ önerisi ise şiddetle reddedilir. İsmet Paşa kararlıdır: ‘O mevzilerin durumu bütün cepheyi etkileyecektir. Süratle kesin sonuçlu muharebeye hazırlansın’


(Kaynak: Sakarya / Selim Erdoğan / Syf 72)


Kâzım Karabekir Paşa’nın bu bilgileri veren 11 Temmuz 1921 tarihli şifreli telgrafında, kendisi de ileri sürdüğü görüşler arasında diyordu ki. «Hükûmet şekli ile ilgili esasları, Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilen Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nun tespit etmiş olduğu görülüyor. Halbuki bendeniz, bu kanun hükümlerinin olsa olsa bir parti programı halinde kalmasını, uygulamada ortaya çıkacağını tahmin ettiğim güçlüklere karşı daha yararlı buluyorum.


Bu görüşümü, bölgenin çok yakından tanıyabildiğim duygu ve düşüncelerine göre kısaca açıklamak isterim. Meclis’te Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nu desteklemek üzere kurulan gruba girmiş olanların çoğu, yeni bir rejim değişikliğinde memleket mukadderatında söz sahibi olmak hevesinde görünenlerdir.


Halk arasında, ancak küçük bir grup yeni nitelikte teşkilât fikirlerini benimser. Milletvekillerinin Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’na taraftarlıkları ancak şahsî görüşlerinden gelebilir. Devlet şeklinin bu büyük ve tarihî değişiklik teşebbüslerinde, memleketin geleceğinden hep birlikte sorumlu olan askerî ve sivil devlet adamlarıyla, Müdafaa-i Hukuk merkezlerinden gereği gibi görüş alınması ve durumun olağanüstü bir Meclis’te incelendikten sonra karara bağlanması gerekir, düşüncesindeyim.»


Efendiler, kesin zaferden sonra İkinci Büyük Millet Meclisi, Cumhuriyet’i ilân ettiği zaman bile, Kâzım Karabekir Paşa, İstanbul gazetelerine verdiği demeçte, öteden beri süregelen duygularını ve şikâyetlerini «Cumhuriyet ilânını bize sormadılar» şeklinde özetlemekteydi.


Kâzım Karabekir Paşa, bu görüşleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin millet tarafından olağanüstü yetkiler verilerek gönderilmiş üyelerden kurulu olağanüstü bir meclis olduğunu unutmuş gibi görünüyor. Böyle bir meclisin koyduğu kanuna hem de Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’na karşı bulunduğunu îmâ ediyor. Daha garibi devlet teşkilâtının değişmesinde etkili olacak kararlar alabilmek için, askerî ve sivil devlet adamlarının ve Müdafaa-i Hukuk merkezlerinin görüşlerinin alınması gerektiği inancında bulunduğunu söylüyor.


Kâzım Karabekir Paşa, benim Müdafaa-i Hukuk grubuyla olan ilgime de karşı çıkarak: «bendeniz zâtı devletlerinin bu gibi siyasî partilere girmemesini özellikle uygun bulmaktayım» dedikten sonra, benim tarafsız olarak kalmamı tavsiye ediyor.


Uşak'ta, gece ay ışığı altında. Yunan karargahı son hazırlıklarını yapıyor. Erler şarkı söylüyor, oyun oynuyor, değerli eşyalarını subaylara emanet ederek adreslerini veriyorlar.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG