12 Ekim 1921

TBMM'de Fransızlarla yapılacak anlaşma konusunda gizli görüşmeler devam ediyor. Bugünkü birleşimde Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, mebusların sorularını cevapladı, Fransızlarla yapılan uzlaşmayı, diğer devletlerle uzlaşmaların izleyeceğini söyledi. Aynı konuda gizli görüşmelere yarın, 15, 16, 18 Ekim'de de devam edilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


1-8 Ekim tarihli Güzelim Dağı Savaşları'ndan sonra Yunanlılar, Batı Cephesi'ndeki savunma mevzilerine yerleştiler. Yunan işgal sahasının doğu şeridi Gemlik Körfezi'nden Eskişehir-Afyon'a, ve oradan Menderes deltasına kadar 7000 km, alanı ise 80. 700 km2 tutuyor. Bu bölgedeki Yunan ordu mevcudu 177.000. Yunanlılar, bugünkü savunma hatunda 26 Ağustos 1922'ye kadar kalacaklardır. (KASÖT: 613)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan Genelkurmay Başkanı Victor Dusmanis, emekliğe sevkedildi. Önceki gün bir emir çıkaran Dusmanis, ordudaki yetkileri üzerine aldığını bildirmiş, bu, Hükümet'in tepkisine sebep olmuştu. (Roda: 184; Ter.Hak: 14; Vakit: 15; HM: 16, 17)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Savaş Bakanlığı, Bakanlar Kurulu'na sunduğu muhurada, Irak'taki durumu değerlendirerek Irak'a saldırının olsa olsa Türkiye'den gelebileceğini, böyle bir saldırının felaket olabileceğini ve İngiltere'nin prestijini sarsacağını belirtti. Muhurada "Türk saldınsını önlemenin tek yolu, Türkiye ile tez elden dostluk kurmakur" denildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Kardeş Azerbaycan Elçilik Kurulu dün şehrimize geldi. -Sakarya kenarında yumruğu yiyen Yunanlılar, can acısını, eli altındaki Müslümanlardan alıyor. Köyler yakılıyor, Müslümanlar kurşuna diziliyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GİZLİ OTURUMUNDA KONUŞMA FRANSIZLARLA YAPILACAK ANLAŞMA HAKKINDA*

(12 EKİM 1921)


Hüseyin Avni Bey (Erzurum): Buyurduğunuz gibi dünyanın cereyanlarından biha­ber olan bir millete karşı Fransızlar nasıl barışa talip oldular? Acaba onlarda bir cereyan mı var? Biz onlara el verirsek siyasi rekabet var mıdır? Bu vaziyet karşısın­da İngilizler veyahut diğer devletler ne yapacaklardır? Gelecekte ben bunları gör­mek lazım gelir diyorum. Meclis teşekkül edeliden beri en samimi olarak şu celse ya­pılmıştır. Bizim böyle dertli olarak düşünmemiz sırf dünyanın cereyanlarından biha­ber oluşumuzdur. Dünyanın siyasetinden bihaber olduğumuz için bir karar vermek­ten âciziz. Dert, genel cereyandır. Fransızları bize atan rüzgâr nedir?


[-]


Mustafa Kemal Paşa (Ankara): Hüseyin Avni Bey'in arzularını tatmin eder şekil­de Celâlettin Arif Bey'in bir mektubu vardır. Arzu ederseniz bu mektubu okuyayım: (Mektup okundu.) Birisi...1 İkincisi; Briyan'ın2 düşmesi ile Puankare'nin3 gelmesi ihtimali... Bittabi Puankare'nin kim olduğunu bilirsiniz.


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri / Cilt 12)


Irak’taki İngiliz Yüksek Komiseri Sir P. Cox’un her üç telgrafı da İngiliz Bakanlar Kuruluna sunulmuştu. Aynı günlerde, İngilte­re Harbiye Bakanlığı da “Irak’ta Durum” başlıklı bir muhtıra ha­zırlayıp İngiltere Hükümetine sundu. 12 Ekim 1921 tarihîni taşı­yan bu muhtırada, Irak’ın savunması için halen ne kadar İngiliz ve Arap kuvveti bulunduğu ayrıntılarıyla anlatıldıktan sonra, Irak’a dışarıdan gelebilecek saldırılar üzerinde tahminler yürütülüyor­du. Buna göre Irak’a dört taraftan saldırı gelebilirdi: a) Doğudan, İran’dan, b) Kuzeyden ve kuzeydoğudan, Bolşevik Rusya’dan, c) Güneyden, Arabistan’dan ve d) Kuzeyden ve kuzeybatıdan, Türki­ye’den. Bu dört olasılık üzerinde teker teker durduktan sonra İngi­liz Harbiye Bakanlığı “büyük tehlike” olarak milliyetçi Türkiye’yi görüyordu. Türkiye’nin İngiltere’ye karşı düşmanlığı biliniyordu. Ayrıca Ankara Hükümeti Fransız dostluğuna doğru yöneliyordu. Fransa’nın da Faysal’ı Irak Kralı olarak tanımak istemediği, bili­nen bir şeydi. Bu bakımdan Kemalistler, hem İngiltere’nin Irak’ta- ki çıkarlarına zarar vermek, hem de Fransızların hoşuna gitmek için İngiltere’nin tahta çıkardığı Kral Faysal’ı devirmeye kalkabi­lirlerdi. Böylelikle Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılmış olan Irak topraklarının bir kısmını ge­ri almaya çalışabilirlerdi. Bu nedenle Mustafa Kemal, Yunanları yendikten sonra “büyük olasılıkla gözlerini Musul Vilayetine çevirecekti. Musul Vilayetiyse "zayıf ve talim görmemiş Arap ordusu" tarafından korunmaktaydı.


Bunları söyledikten sonra İngiltere Harbiye Bakanlığı raporu şöyle düğümleniyordu:

"1O. Sonuç: Öyleyse bu düşüncelerden çıkan sonuç nedir?


Görüldü ki, düşman olabilecekler sırasında en güçlü olasılık milliyetçi Türkiye’dir. Onun (Türkiye’nin) saldırısına fırsat verir sek belki bir felaketle ya da kesin bir prestij kaybı tehlikesiyle karşılaşacağız. Ülkede (Irak’ta) harcamış olduğumuz bütün emekleri heba edeceğimizi hiç anmıyoruz. Bunun tek çıkar yolu, Ankara’nın Irak’a saldırmasını önlemektir ve bu amaca giden tek yol ise bir bütün olarak Türkiye ile tez elden dostluk kurmaktır?'


Sakarya zaferi üzerine İngiltere Harbiye Bakanlığı artık An­kara Hükümetiyle “tez elden dostluk kurmak" tan başka çıkar yol göremiyordu. Raporda Ankara’yla nasıl dostluk kurulabileceği belirtilmiyordu. Irak’taki İngiliz Yüksek Kornişlerinin istediği gibi ikili görüşme ve İrak konusunda ikili bir anlaşma imzalamakla mı Ankara’yla dostluk kurulacaktı? Yoksa genel bir barış anlaşması­na mı gidilecekti? Orası rapordan anlaşılmıyordu. Önemli olan, İngiltere Hükümetinin artık Ankara’yla dostluk kurmanın öne­mini kavramaya başlamış olmasıydı. Koloniler Bakanı Churchlll, Türk-Yunan savaşına son verilip barış yapılmasını savunuyordu. Bağdat’taki Yüksek Komiser, Faysal’ın Mustafa Kemal’le görü­şerek anlaşmasını, düşmanlığın dostluğa çevrilmesini istiyordu. Harbiye Bakanı Sir L.W. Evans Türkiye’yle tez elden dostluk ku­rulmasını gerekli görüyordu.


(Kaynak: İngiliz Belgeleriyle Sakarya’dan İzmir’e / Bilal Şimşir / Syf 190)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG