12 Eylül 1920 Pazar

Ermenilerin Oltu yöresindeki saldırısı karşısında, Türk kuvvetleri çekilmek zorunda kaldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ergün Aybars İstiklal Mahkemeleri kitabında anlatıyor:


İstiklal Mahkemeleri TBMM adına çalışacaklardır. Kararları kesin ve temyizi yoktur. Kararlarının uygulanmasından asker sivil bütün görevliler sorumludurlar. Mahkemeler verdikleri kararlardan dolayı sorumlu değildirler. Önceleri üç üyeden kurulu olan mahkemelerin üye sayısı sonraları dörde çıktı. Savcılar da mahkemelerde görev aldılar.


Suçlular tek tek veya toplu olarak yargılanırlardı. Suçlular hakkında ileri sürülen iddia okunur, suçlu savunmasını yaptıktan sonra karar bildirildi. İstiklal Mahkemeleri kararlarını vicdani kanaatlarına dayanarak verirlerdi. Verilen kararlar kesin olup, en kısa zamanda uygulanırdı. Kararın verilmesi delile gerek yoktu. Bir kimsenin hakkında suçluluğuna dair vicdani kanaat uyanırsa, hapisten idama kadar her türlü cezaya çarptırılabilirlerdi. Buna rağmen mahkemelerin kararlarında, delil yine de birinci derece önemli oldu. Birçok kimse haklarında delil bulunmadığı için cezalandırılmadı. Karar verilirken din ve dil farkı gözetmeksizin herkese eşit davranılırdı. Duruşmalar halk önünde açık olarak yapılır, kararlar yine aynı şekilde okunur, yayın yoluyla ve görevliler aracılığıyla halka duyuruldu. Her mahkeme kendi bölgesi içinde dolaşarak çalışırdı. Böylece zaman kazanılırdı.


Milli Mücadele dönemi içinde çalışmış olan İstiklal mahkemeleri konusuyla ilgili olarak mahkemelerde üyelik yapmış iki üç kişinin hatıralarından başka hemen hiçbir yayın yoktur. Öyle ki İstiklal mahkemeleri denince, genellikle Cumhuriyet devrinde çalışmış olan İstiklal Mahkemeleri akla geliyordu. İstiklal mahkemeleri konusunda yapılan hemen bütün yayınlar Cumhuriyet devri içinde 1925-1927 yılları arsında çalışmış olan İstiklal Mahkemeleri ile ilgilidir. Bu yayınlar da bilimsel değildir.


(Kaynak: İstiklal Mahkemeleri / Ergün Aybars / Syf 14)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG