12 Haziran 1919 Perşembe

İzmir’in büyük ilçelerinden Bergama Yunanlılar tarafından işgal edildi. Yüzbaşı Kemal’in Bergama’yı savunmak için yaptığı çağrıya, eşraftan bazılarının yılgınlık propagandası yapması üzerine ancak 30 kişi katıldı. Bunlarda çok geçmeden dağıldı. Yüzbaşı Kemal, Yunanlılara teslim edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 317)


Paris Barış Konferansı’nda anlatmak üzere 6 Haziran’da İstanbul’dan yola çıkan Başbakan Damat Ferit ve yanındakiler Paris’e vardılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 317)


Çine’de Çine Heyet-i Milliyesi kuruldu. 57.Tümen komutanının haber gönderdiği Bozöyüklü Hacı Süleyman Efendi Çine’ye geldi ve kasabada bir kurul meydana getirdi. Müftüye ‘Hoca hoca! İngiliz, Fransız kim olursa olsun, icap ederse öleceğiz, yeniden biteceğiz!’ dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 318)


İngilizlerin Mustafa Kemal’den kuşkuları nedeniyle Samsun’da ki İngiliz subayları Mustafa Kemal’in oradaki girişimleri hakkında İstanbul’daki Yüksek Komiserliğe sürekli raporlar göndermeye başlamışlardı. Örneğin Yüzbaşı Hurst 12 Haziran’da İstanbul’a gönderdiği raporunda izlenimlerini şöyle dile getirdi:


‘Mustafa Kemal’i ziyaret ettim. Beni dürüst bir biçimde kabul etti. Görevinden herhangi bir şüphem olduğunu belli etmedim. Havza’da içmece tedavisi yaptığını, belki bir müddet daha orada kalacağını, sonra birkaç gün için Amasya’ya ve oradan Trabzon ve Erzurum havalisine gideceğini söyledi. Durumun fena bir gelişmede olduğu hissi ile Havza’dan ayrıldım.’


(Kaynak: Mustafa Kemal Atatürk / Şeraffetin Turan / Syf 231)


Mustafa Kemal, Havza’dan Amasya’ya geçti. O anlar Fikrimizin Rehberi kitabında şöyle anlatılır:


Toprak yolun tozu geniş araziye yayılırken, otomobiller toplanan Amasya’lıların önünde durdu. Üniformaları Amasya’nın tozlu yollarında renk değiştirmişti. Mustafa Kemal Paşa, üstü açık Benz otomobilinden indi, kalabalığın tam karşısında yorgun ama gür sesiyle ‘Merhaba Amasyalılar!’ dedi.


Kalabalık hep bir ağızdan bağırdı: ‘Çok yaşa Paşam!’


Kalabalık topluluğun önünde bir sıra oluşturan Amasya ileri gelenleri arasında Müftü Hacı Hafız Tevfik Efendi; ‘Paşam.. Bütün Amasya emrinizdedir. Gazanız mübarek olsun.’ diyerek gürledi.


Elini bütün içtenliğiyle Mustafa Kemal Paşa’ya uzatarak kucaklamak istedi. Uzanan eli Mustafa Kemal büyük bir saygıyla öpmek ister gibi bir hareket yapıp muhabbetle kucaklaştı.

Mustafa Kemal; ‘Memleket elden gidiyor, eğer düşman Samsun’a ayak basacak olursa, çarıklarımızı giyip dağlara çıkmamız, vatan toprağını son parçasına kadar savunmamız gerekecek.’ dedi.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 535)


Aynı gün akşam iftar topunun atılmasından sonra müftünün dualarıyla oruçlar açıldı. Yemek yenilip sofra duası yapıldıktan sonra Mustafa Kemal hazır bulunan Amasyalılara uzun bir konuşma yaptı. Paşa konuşmasına ‘Aziz Amasyalılar’ diye sesini yükselterek başladı, şöyle devam etti:


‘Padişah ve Hükumet, İtilaf Devletlerinin elinde esir bir vaziyettedir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için sizlerle işbirliği yapmaya geldim.


Burası, Havza’dan ötesi Pontos oluyor. Sivas’tan doğusu Ermenistan’a kalıyor. Memleket İngiliz Mandası altına giriyor. Tarihi büyük Türk milleti böyle bir esareti kabul etmez, milletimizin tarihi şerefi vardır.


Amasyalılar!


Düşmanların Samsun’dan yapacağı herhangi bir saldırı hareketine karşı ayaklarımıza çarıklarımızı çekerek, vatanı son kıyısına kadar müdafaa edeceğiz. Buna hep beraber yemin edelim!’


Mustafa Kemal’in bu konuşmasını dikkatle dinleyen ve fikirlerine katılan Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil’in dikkatini çeken başka bir yönü vardı. Paşa’nın konuşmasındaki Arapça ve Farsça kelimeleri yanlışsız ve dikkatlice kullanmış olması Kamil Efendi’yi şaşırtmıştı. Etrafındakilere sessizce şunu söylemişti: ‘Bu paşa başka paşa… Bu paşa, bildiğiniz paşalardan değil.’


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 536)


Bir anekdot:


Günün yorgunluğu ve ilerlemiş saatlerden dolayı misafirlerin dinlenmeleri gerekliydi. Hükumet konağından Saraydüzü Kışlası’nda kalmak üzere hareket edildi. Kışlada bir müddet daha memleket meseleleri üzerinde konuştular. Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi müsaade isteyerek yarınki Cuma vaktı vaaz vereceği için erken gitmesinin gerektiğini söyledi. Mustafa Kemal ayağa kalktı, Hoca’nın elini öpmeye davrandı: ‘Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır.’


Hoca Kamil: ‘Gözlerinizi ışığı beni götürür Paşam…’


Mustafa Kemal ise biraz düşünceli, birazda gelecek endişesini taşıdığını ifade ederek: ‘Baba bu işte muvaffak olmak da var, olmamakta var. İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar, kelle gider, ne dersin?’


Ayakta gitmek üzere olan Hoca Kamil: ‘Oğul, sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelle de koy senin uğruna feda olsun.’


Hiç beklemediği bu cevap karşısında hayretler içinde kalan Mustafa Kemal, Hoca Kamil’in elini öptü.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 537)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG