13 Haziran 1919 Cuma

Dikili’de Yunanlıların eline geçti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 320)


İngiltere’nin Bağdat Komiserliği, İngiliz himayesinde, Doğu Anadolu’nun güney kısımlarını içine alan özerk bir Kürdistan planı önerdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 320)


Silah sevkini kontrol için Trabzon’a hareket eden Yarbay Rawlinson, Erzurum’a döndü. İngilizlerin el koyduğu savaş gereçlerinin İstanbul’a sevki devam ediyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan / Syf 320)


Amasya Saraydüzü Kışlası’nda kalan Mustafa Kemal 12 Haziran’ı 13 Haziran’a bağlayan gece sabaha kadar uyumadı. Cuma namazında Amasyalılara vatanın içinde bulunduğu durumu açıkça anlattıracaktı. Havza’da uygulama olanağı bulamadığı bu konuşmayı daha ilk sohbetinde kendisinde güven uyandıran Vaiz Abdurrahman Kamil rahatlıkla yerine getirebilirdi. Komiser muavini Osman ile Abdurrahman Kamil’in evine, kısa not halinde, hazırladığı pusulayı gönderdi. Paşa hazretlerinin rızasını anlatınca yaşlı vaiz pusulayı aldı, yavaş yavaş okudu, durumu kavramıştı. Komiser muavini Osman’a döndü, kağıdı öptü, sonra da ‘Başım gözüm üstüne’ dedi.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 538)


Cuma namazından önce kürsüye çıkan Abdurrahman Kamil Efendi, cami de bulunanlara şöyle seslendi:


‘Muhterem evlatlarım;


Türk milletinin, Türk hakimiyetinin artık hikmet-i mevcudiyeti kalmamıştır. Şu andan itibaren Padişah olsun, isim ve ünvanı ne olursa olsun hiçbir şahsın ve makamın önemi kalmamıştır. Tek çare halkımızın doğrudan doğruya hakimiyetini eline alması ve iradesini kullanmasıdır.

Türk milletinin bu felaketten kurtulması için bütün Müslümanların birleşmesi vatan ve milleti sevenlerin fedakarane ve cansiparane bir tavra ve harekete geçmesi lazımdır.’


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 539)


Kuvayi Milliye ve din adamları hakkında


İlk ve ortaçağda olduğu gibi bu dönemde de din adamları ön planda yer alıyordu.


Devletin birçok işleri, özel rütbe ve unvanlara sahip olan din adamlarının ellerinde bulunuyordu. Bu bakımdan din adamlarından büyük bir kısmının halife yanında yer almasını doğal görmek gerekir.


Bir kısmı ise milli mücadeleyi candan desteklemiştir. Havza’da Sıtkı, Amasya’da Kamil, Erzurum’da Raif, Denizli’de Ahmet Hulusi, Ankara’da Rıfat efendileri milli mücadelenin öncüleri sayabiliriz.


Mustafa Kemal'de din adamlarının halk üzerindeki etkisini görmüş, bu aydın ve yurtsever din adamlarıyla da günümüz terimiyle söylersek stratejik işbirliğine gitme akıllılığını göstermiştir.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / syf 538)



GUN GUN KUTULUS yazi.JPG