13 Mart 1921

Alişir idaresindeki Koçkiri aşiret kuvvetleri, Dersim çevresinde olaylar çıkardılar. Kuruçay kasabası yağma edildi. Müzakere ve öğüt için gelen kaymakam, belediye başkanı ve kasabanın ileri gelenleri götürüldü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Menşevik Gürcülerle birlikte Batum'a sığınmış olan Tiflis Elçisi Kazım Bey, Gürcülerle birlikte Bolşeviklere karşı savaşa girişeceğini Karabekir'e yazdı. Karabekir, bu isteğe karşı çıktı. Bazı Türk birlikleri daha Batum'a girerek bazı tabyaları işgal etti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Aydın ili Eğitim Müdürlüğü'nden Eğitim Bakanlığı'na bugün gönderilen bir yazıya göre, Yunan idaresi Türk okullarının yönetimi işini askıya alıyor. Yazıya göre Yunanların yönetiminde olmakla birlikte Ziraat Bankası, Siyasi Komiserliğin haberi olmaksızın özel idarenin parasından kız ve erkek öğretmen okulları için ödeme yaparak şimdilik bu okulların kapanmasını önledi. Teftiş işlerini ise iki eğitimci gönüllü olarak yapıyor. Eğitim Müdür Vekili Hüsnü imzasıyla gönderilen gizli yazıda, durumları perişan olan öğretmenlerin bu durumlarının düzeltilmesi için tedbirler alınması da istendi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye: Doğu'da barış çizgisi. -Fevzi Paşa ile mülakat. -Almanya'da Müttefikler ilerliyor. Gaye i Milliye: Yine o! Milletine yabancıların hükümet etmesini isteyen serseri... İki yıldır üç defa başa geldi. Millet her istifasını bir istiğfar sandı. Türkiye'de İngiltere'nin sadık elçisi...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Londra Konferansı bugün sona ermiştir. Konferansın büyük bir başarı sağladığını iddia etmeye imkan yoktur. Hatta bazı gözlemciler alınan kararlardan bazılarını “tehlikeli” olarak nitelemişlerdir.


Ancak beklenildiği kadar başarılı olmayan konferansın bazı olumlu kararlar almış olduğu da bir gerçektir.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY /128


Sınırlar konusunda da Ankara heyetinin başkanı şu önerilerde bulunmuştu. Rumeli’de 1913 sınırı, Anadolu’da Arap çoğunluğuyla iskan edilmiş bulunan ve ilgililerce saptanacak olan Güney sınırı, Türkiye ile Ermenistan arasında Ankara ve Erivan Hükümetlerince saptanan sınır esas alınmalıdır. Bekir Sami’nin konferansta savunduğu düşünceler hakkındaki haberlere son verilmeden önce kendisiyle yapılmış olan bir söyleşiye değineceğiz. 3 Mart 1921 tarihini taşıyan ve Londra çıkışlı olan bu yazı, 13 Mart 1921 tarihli İkdam gazetesinde yer aldı. Tevfik Paşa’nın tutumunun konferansta son derece olumlu bir etki yarattığına işaret eden Bekir Sami, bugünkü dünyanın geleceğini ellerinde tutan siyasi yöneticilerin Sevres Antlaşması’nın incelenmesini kabul etmeleriyle ulusal çıkarlara uygun biçimde değişiklik yapacaklarının belirlendiğini ileri sürüyor, Ermenistan sınırının Misak-ı Milli’ye uygun olarak çözümleneceğini mantıki buluyordu. Suriye sınırının de Ulusal And bildirisinde saptandığını ekliyordu. Bu arada üzerinde durmuş olduğu bir nokta da Kapitülasyonların kaldırılması konusunda ısrar edecekleriydi.


13 Mart 1921 tarihli ve Ankara kaynaklı bir haberde Moskova telsizinin bir bildirisi yer aldı. Bildiride, Moskova’da başlayan görüşmelerin Türk ve Sovyet uluslarını birleşme ve dayanışmaya yönelteceği, Avrupalı devletlerin buna engel olmak için yeni bir politik oyun denemesine giriştikleri, bunun da Londra’da bir konferans toplayarak TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’yı Sovyet Rusya’nın aleyhine çevirmek biçiminde sergilendiği ileri sürülüyor ve bu girişimin başarılı olamayacağı da ekleniyordu.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 282-337


LİDERLER VE EDİPLER ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİ


Mustafa Kemal Paşa


“Mustafa Kemal Anadolu’ya geçtikten sonra, Damat Ferit tarafından Erzurum’da görevinden alındığında ve o da istifa ettiğinde, yanında çok az insan bulunmuştur. İstanbul’da Ali Kemal bunu mecnunluk olarak nitelemekte ve kahkahalarla gülmektedir. Mandacılar ve bir sürü salon politikacıları ona acımaktadır. Fakat Mustafa Kemal’in askerlikten uzaklaştırılması ile başlayan olaylar, Anadolu’nun dünyaya sesini duyurmayı başarmıştır. Mustafa Kemal de bir insandır. Fakat o bu davaya vicdanıyla inanmıştır. Onun ilhamlarını milli varlıktan alan vicdanı, alçak gönüllü, çalışkan, erdemli bir ulusun ezilmesini, uygun görmemiştir.


Mustafa Kemal’in ve onun milletin örneği olarak görüp de, kin köpeklerine, afarozlara, Anzavurlara, Paraskevapulos’lara karşı aynı imanla söylediği Yavuz Sultan Selim’in şu sözüdür. “ Bu seferler, bu at koşturmaları beyhude değil! Biz gönülleri toplu bulundurmak için perişan oluyoruz. Milli Hareket, birkaç vilayetten bir vatan, o vatanda geliri giderine denk bir bütçe, makine gibi muntazam işleyen bir yönetim kurmuştur. Bu eser bir kişinin değil bir ulusundur. Mustafa Kemal’i bir şahıs sananlar aldanırlar. Mustafa Kemal, İzmir’e işgalcilerin çıktığı günden önce bir kişiydi. O günden beri artık bir fert değil, Yavuz Selim’in dediği gibi “Zannediyorlar ki bütün bu işler benim başarımın eseridir. O zavallılar bilmiyorlar…


KUTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLU’DA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 632-633

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG