14 Ekim 1921

Azerbaycan Elçisi İbrahim Abilof, Mustafa Kemal'e güven mektubunu sundu. Mustafa Kemal, Abilofun konuşmasına verdiği cevapta "Milletimiz, Müslümanlığın kurtuluşuna, dünya ezilenlerinin refahının artmasına hizmet etmekle iftihar eder. Anadolu halkı, Azeri Türklerinin bir daha esirliğe düşmemelerini diler" dedi. Abilof, 11 'de gelmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Japonların İstanbul Elçisi Uchida, İngiliz Yüksek Komiseri'ne Türkiye ile İngiltere arasında yapugı arabuluculuk çalışmalarından edindiği izlenimleri anlatu: "İngilizler Misak-ı Milli'yi kabul ederlerse İstanbul ve Ankara hükümetleri İngiliz sömürgelerinde İngiliz aleyhtarlığına ve propagandasına son vereceklerini bana vaat ettiler."


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Malta tutuklularıyla değiştirilecek olan Yarbay Rawlinson, Erzurum'dan Trabzon'a getirildi. Rawlinson 30'da serbest bırakılacak. (jaescbke 1: 164)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İkdam: Yunanistan Garp'ın itimadına Türklerden ziyade layık olamaz. Türkler, tabii haklarının tasdik edildikleri giın, Garp'ın en sadık ve en mert bir dostu olurlar. Fakat bu dostluğun kıymeti ne zaman takdir edilecek?


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Tarih: 14 Ekim 1921

Kimden/Kime: Anadolu Jandarma Komutanlığı’ndan Doğu Akdeniz İtalyan Seferi Kuvvetler Komutanlığı’na.


Özet: 4-5 Eylül gecesi Yunan birliklerinin, Torbalı, Tire ve Ödemiş yakınlarındaki köyleri yakarak tahrip ettikleri ve Müslümanları katlettikleri, çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 230 Müslümanın, Yunan zulmünden kaçarak İtalyan bölgesine geçtikleri, 8-9 Eylül gecesi de diğer 600 kişilik bir göçmen grubunun İtalyan bölgesine geçtiği, çoğunluğunu yine kadın ve çocukların öldürülmekten korktukları ve durumlarının içler acısı olduğu, bir ay kadar önce, Aydın civarındaki köylerde, diri diri yakılmaktan kurtulmayı başaran kişilerin dağa kaçtıkları. Arpalı köyünde kendilerini müdafaa eden yedi kişiden, şimdi Yeniköy göçmenleri arasında bulunandan birisinin, iki çocuğunun gözleri önünde diri diri yakıldığını anlattığı, bütün bu göçmenlerin Torbalı, Ödemiş ve Tire yakınlarından geldiğinin öğrenildiği, Balatçık’tan Aziziye’ye kadar Torbalı civarındaki bütün Türk köylerinin 10-11 Eylül gecesi, yaklaşık 100 kişilik Yunan birliği tarafından yakıldığı ve tahrip edildiği.


(Kaynak: İtalyan Arşiv Belgelerinde Anadolu’da Yunan Mezalimi / Mevlüt Çelebi / Syf 44)


Samimi bir Diplomasi : Azerbaycan SSC Elçisi İbrahim Abilov

Azerbaycan 1918 yılında bağımsızlığına kavuşmuş bir cumhuriyet iken 1920 yılında sosyalist bir rejim kurarak “Azerbaycan İçtimai Şuralar Cemiyeti” haline gelmiştir. Türkiye’nin doğu politikası dahilinde Azerbaycan önemli bir faktördü. Bu yüzden sınır komşumuz olan Azerbaycan ile Türkiye’nin iktisadi ve içtimai yakınlıklar kurması her iki ülkenin de arzu ettiği bir husustu.

Nitekim TBMM Hükümetinin ilk kurduğu siyasi münasebet Azerbaycan ile olmuştur. TBMM Hükümeti Ağustos 1920’de Memduh Şevket ( Esendal ) Bey’i Bakü’ye temsilci, olarak tayin etmiştir. Daha sonra ise Azerbaycan SSC de ülkenin “tanınmış siyaset adamlarından olan İbrahim Abilov’u Ankara temsilciliğine atamıştır. Böylece Azerbaycan Moskova’dan sonra ikinci elçisini Ankara!ya göndermiştir.

Ankara’ya gelmek üzere Batum’da iken Sakarya zaferini haber alması üzerine “ Azerbaycan Sosyalist Şura Cumhuriyeti Ankara Mümessili İbrahim Abilov” 14 Eylül’de “ TBMM Reisi ve Türk Orduları Başkumandanı Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği tebrik telgrafında Türkiye’nin insanlık düşmanı İtilaf Devletleri’nin kölesi Yunanistan’a vurduğu müthiş darbeyi mazlum doğunun emperyalist ve cellat batıya karşı elde ettiği üstünlük olarak nitelemiştir.

İbrahim Abilov daha sonra 22 Eylül’de Trabzon’a çıkınca Mustafa Kemal Paşa’ya yeni bir telgraf çekerek “ mukaddes Türkiye topraklarına ayakbastığını” bildirmiştir.

Mustafa Kemal Paşa 27 Eylül’de İbrahim Abilov’un bu telgraflarına gönderdiği iki telgrafla cevap vermişitir. Bu telgraflarda hem Sakarya muharebesinde elde edilen galibiyeti tebrik etmesinden dolayı teşekkür ederken hem de kareş Azerbaycan’ın yeni elçisi olarak hoş geldiniz demektedir.

Abilov ve maiyetinin 12 Eylül 1921’de Trabzon’a gelişlerinden Ankara’ya kadar yaklaşık bir hafta süren yolculuklarında tüm yol boyunca şehir ve köy halkı Azerbaycan elçilik heyetini misafirperverlikle karşılamışlardır. 11 Ekim’de Ankara’ya iki saat uzaklıkta Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ve resmi yetkililer tarafından karşılanan Abilov ve maiyeti aynı gün akşamı Ankara’ya gelmişlerdir.

İbrahim Abilov 14 Ekimde itimatnamesini Mustafa Kemal Paşa’ya sunmuştur. Diş İşleri Bakanı Yusuf Kemal Bey’in bulunduğu itimatname töreninde söz alan İbrahim Abilov Azerbaycan İçtimai Şura Hükümetinin ve Azeri Türklerinin kardeşlik selamını ileterek “ Rusya İnkılab-ı kebiri sayesinde esaretten halas ve muratlarına mail olan Azeri Türkleri bir vücut gibi Türk halkının şadanlığını kendi şadanlığı ve matemini kendi matemi bilerek son katre kanları kalıncaya kadar Türkiye’nin ve bütün şark mazlumlarının halas olması için aziz evlatlarını kurban etmekten vazgeçmezler” demiş ve Türkiye’yi işgal eden devletlere karşı ayrıca şu mesajı da vermiştir; Garp cihangirleri anlamalıdırlar ki aramızda olan ittifak muahedemizle onların şark alemini şaşırtan fedakarlıklarını ve siyasetlerini bozarak mahvedeceğiz.

Mustafa Kemal Paşa İbrahim Abilov’un sözlerine cevaben yaptığı konuşmasında, Abilov’un kardeşlik selamına “ yine kardeşçe mukabele etmekle bahtiyar” olduğunu belirttikten sonra “Milletimiz bu hakikatin kardeş Azerbaycan’ın mümessili tarafından tasdik edildiğini işitmekle büyük bir saadet duyar. Rumeli ve <Anadolu halkı Azeri kardeşlerinin kalbi kendi kalbi gibi çarptığını bilirler. Bunun için getirdiğiniz tuhfe-i selamın ne kadar derin ve ali bir hissin eseri olduğunu takdir eder ve selamı alırken Azeri Türklerinin de bir daha esarete düşmemeleri ve hukuklarının paymal edilmemesi temenni ve arzusunu izhar eyleriz. Azeri Türklerini dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz olduğu için onların muratlarına nail olmaları hür ve müstakil olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir. Türk’ün saadeti ve mazlumların halası yolunda Azerbaycan Türklerinin de kanını dökmeye amade bulunduklarına dair olan beyanatınız istilacılara karşı Türk’ün ve mazlumların kuvvetini arttıran pek kıymetkar bir sözdür” diyerek sözlerini Abilov’a teşekkür ederek bitirmiştir. Bu konuşmalardan sonra “Azerbaycan mümessili “ itimatnamesini taktim etmiş ve daha sonra tören sona ermiştir. Mustafa Kemal Paşanın gerek burada yaptığı konuşmasında gerekse başka konuşmalarında görüldüğü üzere Türk halkının istiklalini kaybetmemek için verdiği Milli Mücadelede Mustafa Kemal yalnız Türkiye’nin değil Azerbaycan gibi kardeş bir milletin ve tüm mazlum milletlerin istiklal mücadelesini üstlenmiştir.

14 Kasım 1921 akşamı Afgan elçisi Sultan Ahmet Han Azerbaycan Elçisi İbrahim Abilov şerefine bir ziyafet vermiştir. Bu ziyafette başta Mustafa Kemal paşa olmak üzere Rus elçisi Natserenus bakanlar kurulu milletvekilleri ve gazeteciler katılmışlardır.

Ziyafette ilk söz alan Afgan elçisi Sultan Ahmet Han olmuş yemek esnasında ayağa kalkarak yaptığı konuşmasında “ Bu içtimalarımız garbın kuşkulandığı bir ittihatı islam gayesine matuf değil bilakis şarktaki mağdur ve mazlum milletler arasındaki tesanüt ve alakadır, işte şarkın yine mazlum ve mağdur milletler arasındaki tesanüt ve alakadır, işte şarkın yine mazlum ve mağdur milletlerine mensup olmasından dolayı Ruslarda aramızda bulunmaktadır… Ya müstakil bir hayata nail olacak veyahut şerefli bir ölüm karşısında bulunacağız. İstilalara ve zulümlere tahammülümüz yoktur” demiştir.

Akabinde söz alan Azerbaycan elçisi İbrahim Abilov “…Şarkın istihlası dakikaları artık gelmiştir. Mağdur milletlerin hepsi ayaklarındaki zincirleri kıracaklardır, bunun en iyi ve parlak misali Anadolu’nun cephelerinde gösterdiği şanlı muvaffakiyetler ve garba indirilen darbelerdir…” dedikten sonra toplantı tertibi için teşekkür ederek konuşmasını bitirmiştir.

Mustafa Kemal Paşa yapılan bu konuşmaları dinledikten sonra ayağa kalkarak cevabi şu konuşmayı yapmıştır: “ Şu davetiniz yekdiğerini seven zevatı bir araya topladı. Bu telakiden dolayı pek çok teşekkür ederim, hakikaten bu gibi telakiler aramızda mevcut bulunan muhabbeti daha ziyade inkişaf ettirmektedir. Ankara’da bulunmakla bizleri şereflendiren sefir hazretlerinin nutuklarıdaki bir noktaya temas edeceğim. Azerbaycan’lıların mevcudiyet-i müstakilleri bizim için büyük bir şereftir. Azebaycan’ın böyle bir istiklale nailiyetinden dolayı kendimizi mesut addetmekteyiz. Şark milletlerini müstakil olarak aramızda bulundurmaya bais olan Rus inkılabını hürmetle yad ederim. Afgan hükümeti ve milletinin Türkiye’ye karşı olan dostluğu pek kıymetlidir.

İttihadımız Panislamizm’e matuf değildir, mazlumların zalimlere karşı ittihadıdır ve bunun mahzar-ı muvaffakiyet olacağından eminim Türkiye emperyalizme karşı mücadelesiyle hüsn-i misal olmuş ise bundan pek büyük bir bahtiyarlık duyacağım, bu gecenin amili olan Sefir Hazretlerine teşekkürlerimi arz ederim” Mustafa Kemalpaşa’nın alkışlarla karşılanan bu konuşmasından sonra gecede sözü en son alan Rus Sefiri Natserenus doğu meyanına Ruslarında alındığı için teşekkür ederek milletleri birleştirenin din olmadığını içinde bulundukları vaziyet ve esaret olduğunu söyledikten sonra kendilerinin bu esaret zincirini Ekim İnkılabı ile kırdığını ve bugün mazlum doğu milletlerinin dostu olduklarını ifade etmiştir.

Abilov Milli Mücadeleye hayranlığını kızına “ Anadolu “ ismini koyarak göstermiştir. Elçiliği süresince Mustafa Kemal ile dostluk ilişkilerini geliştirmiş ve ondan “ büyük saygı görmüştür”. Abilov Türk – Azerbaycan ilişkilerinin geliştirilmesinin yanı sıra asıl olarak Türk – Sovyet ilişkilerinin gelişmind büyük katkı sağlamıştır. Nitekim Aralov ve Frunze ile birlikte Ankara’da yapılan görüşmelere aktif olarak katıldığı gibi Arolov’un Mustafa Kemal ile olan resmi görüşmelerine de aktif olarak katılmıştır.


(MİLLİ MÜCADELEDE MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN YABANCILARLA TEMAS VE GÖRÜŞMELERİ / Doç. Dr. Cemal GÜVEN / Sayfa 201)


İTİMATNAMESİNİ TAKDİM EDEN AZERBAYCAN ELÇİSİ

İBRAHİM ABİLOF’A HİTABEN KONUŞMA*

(14 EKİM 1921)

Muhterem Temsilci Hazretleri!

Azeri Türklerinin ve İçtimai1 Azerbaycan Şûra Hükümetinin kardaşhk selamına Türkiya Büyük Millet Meclisi ve bu meclisin ordusu namına zatıâlileri vasıtasıyla yi­ne kardaşça mukabele etmekle bahtiyarım.

Türkiya halkı, Türkiya Büyük Millet Meclisi ve onun ordusu Azerbaycanlıların ve temsilcisi olduğunuz hükümetin haklarında gösterdiği samimiyet ve teveccüh eserlerinden mütehassis ve memnundur.

İstila fikri ile açılmış olan Cihan Harbi'ni sona erdiren galipler, teklif ettikleri ba­rış şartları ile ana topraklarımızı, bağımsızlık ve hürriyetimizi elimizden almaya, asırlardan beri İslamın ve Türklüğün fedakâr muhafızı olan milletimizi esir dereke­sine indirmeye kalkıştılar. İki senedir Rumeli ve Anadolu'da görülen hareketlerimiz, bu gaddarane tecavüze tepkiden, her mevcudun yaratılıştan sahip olduğu nefsi mü­dafaa hakkının kullanılmasından başka bir şey değildir. Milli sınırlarımız dahilinde hür ve bağımsız yaşamak istiyoruz. Bu meşru emelimizi elde etmek için uğraşıyoruz. Şu kutsi mücadelede milletimiz, İslamın kurtuluşuna, dünya mazlumlarının refahının artmasına hizmet etmekle iftihar etmektedir.

Milletimiz bu hakikatin kardaş Azerbaycan'ın temsilcisi tarafından da tasdik edildi­ğini işitmekle büyük bir saadet duyar. Rumeli ve Anadolu halkı, Azeri kardaşlarımın kalbinin kendi kalbi gibi çarptığını bilirler. Bunun için getirdiğiniz güzel selamın ne ka­dar derin ve yüce bir hissin eseri olduğunu takdir eder ve bu selamı alırken Azeri Türk­lerinin de bir daha esarete düşmemeleri ve hukuklarının çiğnenmemesi temenni ve ar­zusunu ortaya koyarlar. Azeri Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz olduğu için, onların muratlarına nail olmaları, hür ve bağımsız olarak ya­şamaları bizi pek ziyade sevindirir. Türkün saadeti ve mazlumların kurtuluşu yolunda Azerbaycan Türklerinin de kanını dökmeye hazır bulunduklarına dair olan beyanınız, istilacılara karşı Türkün ve mazlumların kuvvetini artıran pek kıymettar bir sözdür.

Türkiya Büyük Millet Meclisi'nin ve hükümetinin, iki kardaş millet arasındaki bağların ve alakanın daha sağlam ve daha metin bir hale konulmasına bütün kuvve­tiyle çalışacağını, bu konuda zatıâlinize elden gelen her türlü yardımları yapacağını temin eylerim.

Muhterem Temsilci Hazretleri!

Kardaş Azerilerin gösterdikleri samimiyet eserlerinden pek ziyade mütehassis ol­duğumu bir daha beyan ve ordumuzun muvaffakiyetleri namına gösterdiğiniz temen­nilere karşı samimi teşekkürlerimin kabulünü rica ederim.


(Kaynak: Atatürk’ün Bütün Eserleri / Cilt 12)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG