14 Haziran 1921

İngiliz Dışişleri Bakanlığı durumdan kaygılı. Curzon, Paris Büyükelçisi Lord Harding'e gönderdiği yazıda, Müttefiklerin karşı karşıya bulundukları siyasi ve askeri durumu yeniden gözden geçirmek istediklerini bildirerek önerilerin Fransa Hükümeti'ne duyurulması ve destek alınması talimatını verdi: "Kemalistler zafer kazanırsa Müttefikler'in Suriye, Irak, Filistin'deki çıkarları tehlikeye girecek. Böyle bir felaketi önlemek için Türkiye ve Yunanistan'ın onaylayacağı bir anlaşmaya varılmasını istiyoruz. Önce Yunanistan'a öneride bulunulmalı, Atina Hükümeti razı olduktan sonra Türkiye'ye çağrıda bulunulmalıdır." Sömürgeler Bakanı Churchill, İngiltere ve Fransa'nın Türklere ve Araplara karşı ortak bir dostluk ve yatıştırma politikası izlemelerini istedi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fransız Joumal des Depats gazetesinin yayınında, Gauvaine imzasıyla Mustafa Kemal ve arkadaşları suçlandı: "Cihat ilanı ile zavallı köylüleri fanatikleştirmeye çalışan bu dinsiz imansız kişiler, yığınları harekete geçirmek için Halife'nin mutlak bağımsızlığını ileri sürüyorlar. Gerçekte ise kendileri Sultan'a kukla muamelesi yapıyorlar."


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İstanbul'da İngiliz Yüksek Komiser Vekili Rattigan, Curzon'a gönderdiği telgrafta, Ankara Hükümeti'nin İngiltere'ye karşı uyguladığı aşırı tutumu değiştirme kararı aldığını, Bekir Sami'yi Avrupa'ya gönderdiğini ama tutumlarından pek kaygılı olduğu Fransa ve İngiltere'ye ödün vermek niyetinde görünmediğini, Fransızlar arasında Mustafa Kemal ile anlaşmak yönünde güçlü bir eğilim bulunduğunu bildirdi. Avam Kamarası'nda Mr. Churchill Türkiye ile sürekli ve gerçek bir barış istedi. Mısır gezisi izlenimlerini anlattı. Irak'ta İngiliz dostu · bir hükümet kurulması için Mekke Şerifi'nin göreve çağrıldığını söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin fırtınalı bir toplantısında Mustafa Kemal’in İngilizlere karşı takındığı tavır tartışılırken tabancalar patladı. Mustafa Kemal’in istifa tehdidinde bulunduğu bildiriliyor.


AMERİKAN BASININDA TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI / OSMAN ULAGAY / 136


Franklin Bouillon, Mustafa Kemal ile resmi olmayan görüşmeler sonucu, Milli Mücadelenin amaç ve hedefi olan Misak-ı Millinin ne olduğunu, dolayısıyla hangi şartlarda Fransızlarla bir anlaşma yapılabilmesinin mümkün olacağını anlamıştır. Buna göre Bouillon, Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık ve kapitülasyonlar konusunda taviz vermeyeceğini ve Londra’da yapılan ikili anlaşmanın nüfus bölgelerine ilişkin maddesinin kesinlikle kabul edilmeyeceğini kavramıştır. Ancak Fransa Hükümeti, TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’nın razı olabileceği bir anlaşma imzalamak için henüz tam olarak hazır değildi. Bunun için bu görüşmeler neticesinde kati bir sonuç alınamamıştır. Mustafa Kemal’in Franklin Bouillon’a görüşmeler esnasında dediği gibi “ Bu yeni Türkiye, her müstakil millet gibi hukukunu tanıtacaktır” sözünün fiilen daha sağlam bir şekilde ispatlanması gerekiyordu. Nitekim TBMM’nin Sakarya’da göstereceği başarılar Fransızların politikalarını değiştirecekti.


Bu konuyu Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta şu şekilde izah etmektedir.: “ Efendiler, Mösyö Franklen-Buyon ile mühim ve tali mesail üzerinde günlerce ve günlerce müdavele-i efkardan bulunduk. Netice olarak birbirimizi fikirleriyle, hisleriyle, meslekleriyle anlamak müyesser oldu zannederim. Fakat, Fransa Hükümetiyle Türk Hükümeti milliyesi arasında, kat’i itilaf noktaları tespit edilebilmek için biraz daha zamanın geçmesi zaruri oldu. Neye intizar olunuyordu? İhtimal ki, Türk mevcudiyeti milliyesinin Birinci ve İkinci İnönü’den sonra daha büyüyecek bir eserle teyit edilmiş olmasına!..”


Franklin Bouillon ile görüşmeler devam ettiği sırada Fevzi Paşa Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya şu telgrafı çekmiştir. “ … Bundan üç gün önce İnebolu’ya gelen ve sekiz bin küsur sahra mermisini hamil bulunan bir motorla iki İngiliz zabiti İnebolu’ya geldi. İstanbul’daki İngiliz Generali Harrington’un Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle temasa gelmek istediğini ve Kemal Paşa hazretleri İstanbul’a gelmezler ise Generalin İnebolu’ya geleceğini bildirdiler. Generalin İnebolu’ya davet edilmesi muvafık olacağı kendilerine tebliğ edildi…” Fransızların belirttiğimiz teşebbüsleri İngilizleri endişelendirmiş olmalı ki, İngilizler de Mustafa Kemal ile temas kurmanın yollarını aramaya başlamıştır. Sadece bu girişimin bile Mustafa Kemal Paşa’nın, Franklin Bouillon ile temaslarının öneminin anlaşılmasına yetecektir.


MİLLİ MÜCADELEDE MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN YABANCILARLA TEMAS VE GÖRÜŞMELERİ / DOÇ. DR. CEMAL GÜVEN /125-126


“Eskişehir savaşından” sonra Fransız kamuoyunda Türk –Yunan savaşı ile ilgili görüş ise, “ders”’in ağır olduğu, Yunan ordusunun kolay kolay toparlanamayacağı şeklinde idi. Bu nedenle, daha Nisean başlarında, Konstantin’in yeni bir sefer hazırladığı haberi duyulunca, kamuoyu yine Yunankılara şans tanımadı. Le Petit Marseillais, ordusunu bizzat Konstantin’in yöneteceğini bildirdikten sonra, “yirmi yıl önce veliaht iken Trakya’dan şiddetle kovulan II. Gaillaume’un eniştesi savaş ilminde elle tutulur ilerleme kaydetmedi ise, ordusunun başına geçmesi cılız bir garantidir” diyordu. Yine bölge gazetelerinden La Petite Gironde, “fal” sütununda Türkiye’nin Yunanistan’ı yeneceği kehanetinde bulundu. Anadolu savaşına ait görüşlerini şiir parçaları ile ifadeden hoşlanan L’Intransigeant ise şu dörtlüğü yayınladı.


Başını sallayarak

Angora kestiriyor

Dalar gibi yaparak

Pençe hazır duruyor


Le Populaire, savaşa “Konstantin’in yeni haçlı seferi” adını veriyor, İngiltere’nin başçavuşu olan Yunanistan İngiliz emperyalizminin Boğazlara kesinlikle yerleşmesinde yardımcıdır. Fakat Anadolu’da başlayan savaş Londra ve Atina’da düşünüldüğünden muhtemelen daha set olacak ve Konstantin tahtını yitirecek” diyordu. L’Humanite ise, izinli Fransız bahriyelilerinin geri çağrıldığını bildirerek “ bu askerler Doğuda İngiliz emperyalizminin hizmetine mi gönderilecek?” diye soruyordu.


Haziran 1920’de Venizelos zamanında işgal sınırlarını kolayca genişleten Yunan ordusunun kendisinin kral bulunduğu bir zamanda Türklere arka arkaya yenilmesini Konstantin’in havsalası almadığından, Le Figaro’nun deyimi ile “ katıksız bir II. Gaillaume üslubunda” halkına aşağıdaki mesajı yayınlayarak cepheye hareket etti:


“ Ordumun başına geçmek için yola çıkıyorum… Yüce Tanrı’nın yardımı ile zafer, ırkımız savaşlarını taçlandıracaktır. Irkımızın geçmişi silahlarımıza yol gösteriyor ve bu hayran kalınacak medeniyet geçmişi, bize, hepimizin içten bilincine sahip olduğumuz görevler yüklüyor (…)


İlahi yardıma, kahraman ordumun şevk ve atılganlığına, hellen ideolojisinin zaptedilmez moral gücüne güvenerek, bu milli yüce emellerin gerçekleşmesinin beni çağırdığı yere gidiyorum”


Fransız basını Konstantin’in yanında Paul, Andre ve Nikola adındaki prensler, yeni Başbakan Gounaris ve Harbiye Nazırı ile beraber 12 Haziran (1921) günü İzmir’e vardığı ve Haçlı seferleri sırasında Aslan Yürekli Richard’ın karaya çıktığı yerde karargahını kurduğunu yazdı. Konstantin Haçlı krallarından sonra Anadolu’ya ayak basan ilk hristiyan kraldı.


Yine gazeteler tarafların askeri gücüne ilişkin bilgiler verdiler: La Petite Gironde’a göre “Konstantin’in ateşli nutuklarına rağmen Yunan askerinin morali hissedilir bir yükselme göstermemiştir. Yunan askeri, vatanın büyüklüğünden ziyade tahtı sallanan bir kralın soy menfaatleri için dövüştüğünü anlıyor (…) Güçlü, cesur ve son derece disiplinli Türk askerleri ise vatan toprağının bütünlüğü ve Osmanlı hakimiyetinin devamı için çarpıştıklarını bilmektedirler… Türk ordusu gittikçe güçleniyor… toplam 20-22 tümende 180.000 adamdan meydana gelmiştir ve Yunan orduları için korkunç bir hasımdır” Yine basında çıkan bazı haberler 150.000 kişilik bir Rus ordusunun Kemalistlere yardım için Anadolu’ya girdiğini bildiriyorlardı…”


“Konstantin’in savaşı” başlamadan Müttefik hükümetler Paris’te toplanmayı kararlaştırdılar. Chateauroux’da çıkan mütevazi vilayet gazetesi bu haberi, “ işte tekrar ezeli ve ebedi Doğu meselesi karşısındayız” şeklinde yorumladı. Fransız basınında, toplantıdan önce çıkan en ılımlı yazılardan birini Le Journal’de görüyoruz: “Ülkemizin orta seviyesindeki diyebileceğimiz kamuoyu şimdi neyi arzuluyor? Önce, mümkün olan en az masraf ve en az tehlikeyi. Sonra Yunan – Türk meselesinin sona erdirilmesini istiyor, çünkü her zaman yangının genişlemesinden korkulur. Bunun için de Türklere bazı tavizler yapılmasına hazırdır…” L’Action Française’de Jacques Bainville’in yorumları ise, toplantıda Lord Curzon’un temsil ettiği İngiltere’ye karşı çok sert bir eleştiri niteliğindedir: “ Almanya’da karşılıklar almak istemediğimizde ‘emperyalist’ sayılıyoruz. Ama Venizelos’la veya Konstantin’le saçma ihtiraslar uğruna Küçük-Asya ateşe ve kana bulanınca ‘emperyalist’ olunmuyor!” “… Fransa’nın İngiliz vesayetinden kurtulması, kontrol ve idare altında bir devletinkinden başka bir rol oynaması için tam fırsat. Paul Louis de L’Humanite’de diyor ki: “Kuşkusuz Konstantin kendiliğinden tekrar savaşa başlamak gibi bir teşebbüse girişemezdi. Uşağı olduğu emperyalist İngiltere ona cüret veriyor. İşte böylece, savaştan bıkan ulusların ufkunda yeni bir Doğu savaşı beliriyor. Şu var ki, Yunansever olan İngiliz kapitalizminin aksine, önceden Kemalistlerle çarpışan Fransa ve İtalya kapitalizmleri Türkleri tutuyor: Menfaat gözetmeyen ve ideal bir takım düşüncelerle değil, fakat yalnız ve yalnızca, Britanya’nın yayılıp genişlemesi onları ürkütüyor de ondan…”


TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI VE FRANSIZ KAMUOYU 1919-1922 / PROF.DR. YAHYA AKYÜZ/ 265-266-267-268

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG