14 Mart 1920 Pazar

İstanbul’un işgaline hazırlanan İngilizler, telgrafhaneyi kontrol ettiler. İtalyan kaynaklan, yanndan sonra İstanbul’un işgal edileceğini Türklere yeniden söylediler. Harbiye Bakanlığı, Başbakanlığa verdiği raporda, son günlerde du­rumda bir olağanüstülük bulunduğunu, işgal belirtilerinin olduğunu bildirdi. İdarenin ve askerlerin İzmir işgalinde olduğu gibi şaşırıp kalmaması için gere­ken tedbirlerin alınması istendi. Bakanlar Kuruîu’nda, Milrie’in sıkıyönetim ilan edeceği yolundaki söylentiler anlatıldı. ★ İstanbul’un işgal edileceğini yabancılardan öğrenen Dr. Adnan ve Halide Edip, gazeteci Ahmet Emin Bey’i evlerine davet edip Ankara’ya birlikte gitmelerini ima ediyorlar. Ahmet Emin Bey anlamıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 426)


Rauf Bey, Mustafa Kemal’e, Türkiye’ye önerilecek barış şartları konusunda al­dığı bilgileri aktardı: Doğu Trakya ve İzmir Yunanistan’a verilecek, Doğu’da Ermenistan’a toprak aynlacak; Maraş Türkiye’ye bırakılacak, Urfa ve Antep, Suriye’de sayılacak. Fransızlar Kilikya’yı, İtalyanlar Antalya’yı boşaltacaklar, ancak İktisadî çıkar sağlayacaklar; maliye, jandarma kontrol altına alınacak; askerî kuvvet üç kolorduya indirilecek, İstanbul’da Türk askeri bulunmayacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 426)


8 Mart’tan beri Salih Paşa’nın vekâleten yürüttüğü Bahriye Bakanlığı’na Esat Paşa atandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 426)


Hakimiyeti Milliye: Milli iradenin mahiyeti, kuvveti: Hainler, ya Mustafa Kemal Paşa, ya Ferit Paşa diyorlar. Biri yurtseverliği, diğeri hainliği temsil edi­yor. Milletin cevabı ise pek basit ve parlak oldu. Dünyanın her yanında hainler azınlıktadır. Milletimizin savunulması uğrunda katlandığımız fedakârlıklar, bütün Müslüman milletlere örnek olacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 426)

Halide Edip anlatıyor:


15 Mart 1920 öğleden sonra, saat üçte bizim ev heyecan içindeydi. Benim oğlanlar hazırlanmıştı. Kapıda bekleyen araba onları Robert Collage’e yatılı olarak götürecekti. Onlar gittikten sonra, hayatımın en karanlık günlerinden birini geçirdim. Fakat durmadan çalışıyor ve yazıyordum. Saat 8’de Adnan geldi. Gülüyor, neşeli görünmeye çalışıyordu ama yüzünün ifadesinde bir acılık vardı.


Adnan o gece evde kalacağını ve İngilizlerin hükumet darbesini o akşam yapacaklarını söyledi.


-Ne yapmak istiyorsun, diye sordum.

-Biz bu gece evde kalmaya, sonra Meclis’e giderek eğer kapayacaklarsa orada bulunmaya karar verdik.

-Olamaz!

Ben birdenbire karar vermiştim. Kağıtları topladım. En önemli vesika olan Mustafa Kemal Paşa’nın mektuplarını Mahmure Abla’ya bıraktım. Ondan sonra, çarşafımı ve mantomu giyerek Adnan’ın elinden yakaladım.


O isyan eden bir sesle:


-Ben söz verdim, dedi.


Fakat ben bu sözün manasız olduğunu, Anadolu’ya ne kadar önce gidersek o kadar doğru olacağını söyledim. Adnan’ı ikna etmek güç oldu. Fakat onu adeta zorladım. Bir hadise olursa Nigar’ın evine gelip ertesi sabah bana haber vereceklerdi. Gece, her zamanki gibi geçti. Evin karşısında Tasvir-i Efkar matbaası mütemadiyen işliyordu. Tasvir-i Efkar, milli gazetelerin başında geldiği için ilk hücum her halde oraya olabilirdi. Dr. Adnan tehlikeden ziyade, verdiği sözde duramamış olmaktan üzgündü. Bütün bunlara rağmen gece gayet sakin uyudum. Uyandığım zaman Dr. Adnan yatağın öbür tarafına oturmuş, Mahmure Abla’nın yüzünü hiç unutmayacağım. Sabahın erken saatinde, Hilal-i Ahmer’in (Kızılay’ın) hademelerinden Halis gelmiş, İstanbul’un gece yarısından sonra saat ikide askeri işgal altına alındığını söylemiş.


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 70)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG