14 Mart 1921

Koçkiri olayı büyüyor: 1) Merkez Ordusu, isyanı bastırmak için seferberlik ilan etti. Nurettin Paşa birliklere yayımladığı gizli emirde, yağma mallan, fesatçı ve tahrikçileri 48 saat içinde geri vermeyenlerin isyancı sayılacağını, direnenlerin mallarına el konacağını, evlerinin yakılıp yıkılacağını bildirdi 2) Nurettin Paşa, halka yayımladığı bildiride, fesat çıkaranların bunu bir Kürtlük meselesi gibi gösterebileceklerini, oysa Türklerle Kürtlerin asla birbirlerinden ayrılamayacağını, çeşitli yerlerden çok miktarda askeri kuvvet gönderildiğini, Sivas'ta divanıharp kurulduğunu, fesat çıkaranların şiddetle cezalandırılacağını, masum halkın ise şefkatle himaye edileceğini bildirdi. 3) Alişir komutasındaki Koçkiri aşiret kuvvetleri Ümraniye üzerine yürüyor 4) İsyan bölgesine gönderilecek kuvvetler toplanıyor. 54. Süvari Alayı Sivas'tan Koçhisar'a, 32. Süvari Alayı Tokat'tan Sivas'a, bir miktar jandarma ile 100 kişilik milis alayı Erzincan'dan Refahiye'ye sevk edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Çanakkale Jandarma Komutanlığı'nın bugünkü raporuna göre, Biga'da Yunan Kumandanlığı'nın simsan Yerasimos, bazı kişileri hapsediyor ve rüşvet aldıktan sonra bırakıyor


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Konferansın 12 Mart tarihli oturumunda tartışılan konular şöyle sıralanabilir; Kafkas Cumhuriyetlerinin Egemenliği, iki ülkenin bağımsızlık alanında karşı tarafa düşman güçler ve kuruluşların barındırılmaması ve birbirlerine haber verilmeden başka bir devletle anlaşma imzalanmaması… Konferansa sunulan anlaşma taslağı hakkındaki kararın Türk tarafının isteği üzerine gelecek oturuma ertelenmesi…


Heyetler 14 Mart’ta tekrar toplandılar ve anlaşma taslağı tekrar görüşülür girişte “ Kardeşlik Anlaşması” ibaresi yer alacaktır.


İSTANBUL’DA ESKİ BULGAR BAŞKONSOLOSU M. PEYEF’TEN ANKARA’DA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ REİSİ MASTAFA KEMAL PAŞA’YA


Muhterem Paşa Hazretleri;


Türkiye tarihine pek şanlı sahifeler ilave eden muvaffakiyetinizden son derece memnunum. Cenabı Hak bu muvaffakiyeti tezyin eylesin. Amin!


Ruhum ve hissiyatım nezdi alilerine malumdur. Binaenaleyh bazı mesaili mühimme için bizzat Zatıalilerini Ankara’da görmek mecburiyetini hissediyorum. Nezdimde Anadolu’nun herhangi bir iskelesine kadar gelecek pasaportum varsa da iskeleden dahile doğru muhtemel ve macburi ve tabii manialar bu arizamı taktime bendenizi mecbur eyledi. İşbu seyahatim nezdi alilerinde kabul buyurulduğu taktirde çıkmaklığım lazım gelen iskele ile takip edeceğim tarikin iş’arını hasseten rica eder, ihtiramatı faikamın kabulünü istirham eylerim Paşa Hazretleri.

Cevabı lütfederseniz Doktor Rasim Ferdi Bey vasıtasiyle edilmesi daha suhuletlidir.


İstanbul Sabık Ceneral Konsolosu

Peyef


ATATÜRK İLE YAZIŞMALAR ( 1921-1923) / BİLAL N. ŞİMŞİR / 109 -110


Trakya: Yunan zulmünün ağırlık noktalarından biri Trakya’dır. Burada şehir ayrımı, Doğu, Batı Trakya ayrımı yapmak mümkün değildir. Aslında Yunan işgalini görmüş olan Anadolu ya da Trakya hepsi için aynı şey söylenebilir. Trakya’da Türk ve Müslümanlar’ın tutuklanması ile başlayan Yunan zulmü, dini kurumlara saldırılar, yağmalar, facialarla sürmüştür. Emekli bir subayın kızı nehre atlayarak intihar ederken, Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştırılmasını rica ettiği vasiyetinde “ Ben hayatımı feda ettim. Fakat namusumu kurtardım. Paşam intikamımı alın!” satırlarını yazmaktadır.


1.İnönü Savaşı’nda Türklerin galibiyeti üzerine, İstanbul Hükümeti’ni Anadolu’ya karşı güçlendirmek amacı da taşıyan Londra Konferansı, yeni bir konu getirmiştir. Padişah’ın “ İzmir ve Trakya’da tahkikat ile yetinip Sevr’in diğer maddelerinin kabul edilmesi” hakkında Tevfik Paşa’ya bir telgraf çektiği haberi, Padişah’ın akıl hocası olan Damat Ferit’in son çırpınışları olarak değerlendirilir. Anadolu İstanbul’dan gelecek hiçbir şeyi önemsememektedir ama, bu telgrafı, tarihi bir belge olmaktan da çıkaramazdı. Belge ise, Padişah, hala bu memleketi satan adamların esiridir diye yorumlanır. Padişah makamına sımsıkı sarılmıştır. Türk – İslam tarihinde bunun başka bir örneği yoktur. Anadolu Padişah’ın bu hareketine karşı, şimdiye kadar yaptığı mücadeleyi daha geniş bir alana yayacak, sadece dış düşmana karşı değil, İstanbul’daki düşmanlarına karşı da daha canlı ve şiddetli olarak sürdürecektir. Sevr Barışı’nı doğmadan öldürmüş olan Anadolu ve Yeni Gün, Sevr ölüsünü canlandırmaya yeltenenleri bütün kuvvetiyle ezmeye yemin etmiştir. Padişah’ın da bunlar içinde bulunması Anadolu’yu bu azminden döndüremeyecektir. Yeni Gün, Padişah’a karşı eleştirilerinin şiddetini Londra Konferansı’ndan sonra arttırmıştır.


KURTULUŞ SAVAŞINDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG