14 Nisan 1920 Çarşamba

Dün Düzce’de başlayan isyan, Beypazarı’na da bulaştı. “Padişah neredeyse biz oradayız” diyen isyancılar, kasabayı ele geçirdiler ve askerî depoyu yağma etti­ler. Beypazarı, Arif Bey’in komuta ettiği kuvvetler tarafından 25 Nisan’da kur­tarılacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 483)


Norman komutasındaki Fransız takviye birlikleri Nizip’ten Antep’e geldi. Kılıç Ali’nin yolda yaptığı baskın sonuç vermedi. Fransız topları, şehrin iki yanma yerleştirildi. Mustafa Kemal, 13. Kolordu’ya verdiği emir­de An tep Kuvayı Milliyesi’ne yardım edilmesini istedi. Mustafa Kemal, Urfa’nm elden çıkarılmaması için gerekenin yapılma­sını emretti. Fransızları izleyen Kuvayı Milliye, Suruç’a geldi. Toroslarda Ziyarettepe çarpışması: Fransızlar çekilmek zorunda kaldı. Tarsus-Pozantı yolu üzerinde Birinci Kavaklıhan çarpışması: Fransızlar, Pozantı yolunu açamadılar, Tarsus’a geri döndüler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 483)


Ankara kâğıt için çözüm arıyor. Zafer imzasıyla Kartal’dan Mustafa Kemal’e gönderilen yazıda, gönderilecek kâğıtların Bursa’dan matbaacı gibi hareket eden birine aldırılması istendi. Mustafa Kemal, Albay Bekir Sami Bey’e, kâğıt­ları almak için birinin görevlendirmesini emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 483)


Peyamı Sabah’ta Ali Kemal: Ankara’yı boylayan Celalettin Arifler, Adnanlar, Halide Edipler, millî hakimiyetle küstahça oynuyorlar. Hükümet’e ve büyük bir devlete yıldırımlar yağdırıyorlar. Foyaları şimdi ortaya çıktı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 483)


Ankara meclisi İstanbul meclisinin devamıdır, öncelikle bunu ortaya koymak gerekiyor. İlk önce Meclis’in adı konusunda tartışma yaşandı. İstanbul’un 16 Mart işgali sonrasında Mustafa Kemal için en önemlisi, olağanüstü yetkili bir meclisin Ankara’da toplanmasını sağlamaktı. Bu konudaki kararı ve bu kararın nasıl uygulanacağını İstanbul’un işgalinden üç gün sonra yayımladı. Bu konuda iki gün boyunca telgraf başında komutanlarla yazıştı. Ona göre adı ‘Kurucu Meclis’ olmalıydı. Açılış törenine katılan 115 milletvekilinin her birinin geldikleri toplumsal tabaka, kültür düzeyi, dünya görüşleri, hatta bağlı bulundukları politik düşünce, özünde birbirinden farklıydı. Bu nedenle meclise verilecek ad konusunda da birbirinden ayrı görüşler ve teklifler vardı. Meclisin adı konusundaki ilk tartışmanın 11 Nisan 1920 günü vilayette yapılan toplantıda başladığı görülmektedir. İslamistler meclisin adının ‘Meclisi Kebir’ veya ‘Meclisi Kebiri Milli’, Türk ocağı sempatizanları ‘Kurultay’, Osmanlıcılar ise ‘Meclis-i Mebusan’ olmasını istiyordu. İsmet İnönü anılarında türlü isimler üzerinde durulduğunu ve Meclisin adının ne olacağına uzun tartışmalardan sonra karar verebildiklerini söyler: ‘Meclisin adı için çok münakaşalar geçmiştir. Türlü isimler üzerinde durulmuştur. Gayet iyi hatırlarım, toplanacak meclise ‘Kurultay’ adının verilmesi teklif edilmiş ve birçok kimseye bu ad sempatik gelmiştir. Fakat Mustafa Kemal Paşa Kurultay tabirini kabul etmedi. Diyordu ki: ‘İstanbul’dan gelen mebuslar ve seçilenler toplanacak. Millet iyi oldu diyecek. Fakat arkasından soracak: Millet nerede? Meclisin adı uzun münakaşalardan sonra, nihayet ‘Büyük Millet Meclisi’ olarak tespit edildi. Meclis açılır açılmaz, bu ismin teklif edilmesini ve böyle söylenmesini kararlaştırdık.‘


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 650)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG