14 Temmuz 1920 Çarşamba

Türkiye Komünist Partisi Ankara'da kuruluşu bildirisini dağıttı. Kurtuluş Savaşı döneminde Ankara' da parti adıyla faaliyete geçen ilk örgüt olan Türkiye Komünist Partisi, gizli çalışıyor. Bir kısım İttihatçı ve komünist tarafından kurulup, Mustafa Suphi'nin 10 Eylül kongresinde ele geçireceği diğer bir Türkiye Komünist Partisi, 28 Nisan'da Vakfı'da kurulmuştu. Bu ikisinden başka, Şefik Hüsnü'nün başında bulunduğu Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası da 22 Eylül 1919'dan beri İstanbul'da faaliyet gösteriyor. Mustafa Kemal, Yeşilordu örgütünü dağıtıp Komünist akımları kontrol altına almak için 18 Ekim 1920'de (resmi) Türkiye Komünist Fırkası'nı kurduracak, bunun üzerine Yeşilordu'nun bazı üyeleri ile gizli Türkiye Komünist Partisi'nin birleşmesiyle 7 Aralık 1920'de Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası açık olarak kurulacaktır. Ocak 1921'de tutuklamalara gidilecek, Baku kolunun önderleri, Mustafa Suphi ve arkadaşları Ankara'ya gelirlerken 28/29 Ocak'ta Trabzon'da öldürülecek, diğer komünistler ise Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılanarak 9 Mayıs 1921'de mahkum edileceklerdir. Ankara'da bugün bir bildiri dağıtarak çalışmaya geçen partinin 500 üyesi var.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 126)


Birçok milletvekilinin Bursa'nın düşmesinden sorumlu tuttuğu 20. Kolordu Komutan Vekili Albay Bekir Sami Bey, emekliğe sevk edildi. Milli Savunma Bakanı Fevzi Paşa, Ali Fuat Paşa'ya kararı bildirirken bunun Meclis'te beliren şiddetli istek üzerine alındığını kaydetti. Bunu Bekir Sami Bey'e ulaştıran Ali Fuat Paşa da üzüntülerini ekleyerek halk isteğine dayanan bir idarede bu emrivakilere başeğmenin bir vatanseverlik olduğunu yaz<lı. Bekir Sami Bey, Mustafa Kemal'den Kafkaslara gönderilmesini isteyecek, "Saldın size değil banadır. Sabırlı olunuz, her şey düzelecektir" cevabını alacaktır. Bekir Sami Bey, 13 Kasım 1920'de Muğla ve Antalya Havalisi Komutanlığı'na atanacak, sonra Kuzey Kafkas askeri temsilcisi olarak Sovyet Rusya'ya gönderilecektir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 126)


İstanbul'da Divan-ı Harb-i Örfi, Mustafa Kemal tarafına geçtikleri için Refet Bey de içlerinde olmak üzere birçok subayı ölüme mahkum etti. Padişah, karan 25'te onaylayacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 126)


Halide Edip Ankara günlerini anlatıyor: (Kaynakta tam tarih belirtilmemiştir.)


Bolu isyanı biraz yatışmıştı. Ethem da Ankara’ya gelecekti.


Ethem Ankara’ya silahlı kuvvetleriyle girdiği zaman halk sokakları doldurmuştu. Ethem büyük bir şevkle karşılandı. Mustafa Kemal Paşa otomobilini ona tahsis etti. Bu, Ankara’da bulunan tek otomobildi. Ethem, meclise geldiği zaman şiddetle alkışlandı. Ben onu ilk defa Karargah’ta gördüm. Paşa’ya bazı raporlar götürüyordum. Ethem’i Paşa’nın karşısında bir sandalyede buldum. Mustafa Kemal Paşa’da meşgul görünüyordu. Önünde İslam tarihinin ilk sayfaları, yani demokrasiye en yakın olan ve 24 seneyi ihtiva eden kısmı okuyordu. Emeviye hükumetinin kudretli nüfuzunu tetkik ederken, belki Ankara’daki din unsurlarını nasıl elde edeceğini düşünüyordu.


O günler 1920 yazının ortalarına rastlar. Karargahta adeta bir manastır hayatının çekilmişliği içinde yaşıyorduk. Yakup Kadri bu devirden bahsederken:


-Siz manastır hayatı yaşıyorsunuz, derdi. Mustafa Kemal Paşa adeta rahip gibi yaşıyordu.


Fakat bazı akşamlar öbür taraftaki bir eve gider, başka bir muhitte bulunurdu.


Mustafa Kemal Paşa ilk aylarda hatta daha sonraları nazik anlarda, kendisiyle çalıştığım zaman daima dürüst, daima içkiye karşı nefsine hakimdi. (içkiye iptilası rivayet edildiği halde ağzına bir damla alkol almamıştı. Aynı zamanda hiçbir şeye körü körüne inanmazdı.)


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 163)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG