15 Mart 1920 Pazartesi

İngilizler İstanbul’un işgali için son hazırlıklarını yapıyorlar. Üç yüksek komi­ser, yarın yayımlayacakları işgal bildirisini görüşüp kararlaştırdılar. İngiliz Ge­nelkurmay Başkanlığı’nda yapılan toplantıda, Türkiye’nin tamamen çökertil­mesi için nerelerden saldırılabileceği tartışıldı. Genelkurmay Başkanı Mareşal Wilson’un hazırladığı raporda şöyle dendi: “Siyasî güç milliyetçilerin eline geç­ti. Halk amansız bir şekilde savaşa hazır. Direnme, işgal edilen bölgelere oran­tılı olarak artıyor. Zaman Mustafa Kemal’in lehine. Parlamento Anadolu’ya kaçabilir ve orada yeni bir hükümet kurulabilir”.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 427)


İtalyanlar, yarın 8 kişinin Meclis’ten alınıp götürüleceğini Türklere haber ver­di. Celal Bey (Bayar), haberi Meclis Muhafızı Binbaşı Reşat Bey’e söyledi. “Haberim var!” cevabını aldı. ★ Padişah, Meclis Başkanı, Felah-ı Vatan Grubu başkam ve daha iki mebusla görüşmek istediği haberini gönder­di, sonra görüşmeyi yarma erteledi. ★ Mustafa Kemal, İstan­bul’dan aldığı haberlere göre İstanbul’un yarın işgal edileceğini bir genelge ile duyurdu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 427)


Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Kılıç Ali, gece Urfa’da Kuvayı Milliye Kumandanlığına acele ve gizli kaydıyla gönderdiği yazıda, Fransızla­rın, Antep’e saldırmak için Akçakoyunlu’da hazırlık yaptıklarını bildirerek, bu­na engel olunmasını istedi. Cevap: Elverişli bir zamanda geleceğim. Yeterli kuvvet Ceraplus yönüne gönderildi. ★ Haruniye’ye gönderilen Fransız erzak kolu, Kuvayı Milliye’nin saldırısına uğradı. Ölüler bırakarak geri çekildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 427)


Anadolu halkı gelişmeler hakkında bilgi almak istiyor. Samsun Müdafaa-i Hu­kuk Cemiyeti Reisi Süleyman Bey, bir haftadır yurdun geleceği hakkında hiç bir haberin kendilerine ulaşmadığını, iyi, fena haberlerden günü gününe ha­berdar olmak istediklerini bildirdi. Ankara’ya başka yerlerden de bu konuda istek ve yakınmalar geliyor. Mustafa Kemal karşılık olarak tebliğlerin basma ve derneklere ulaştırılmasını ilgililerden istiyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 427)


İngilizlerin Tiflis temsilcisi Mr. Wardrop, dışişlerine gönderdiği yazıda “Ma­jestelerinin hükümeti, Bolşeviklerle Türklerin arasını mutlaka açmalıdır” dedi. ★ İğdır’da bulunan Ermeni kumandan, Doğu Beyazıt’a bağlı Moson Bucağı aşiretlerine bir bildiri yayımlayarak Ermenilerle Kürtlerin yüzyıllardır birlikte ve dostça yaşadıklarını dile getirdi. Türklerin bu iki millet arasına girdiğini ileri sürdü. Türklere karşı birlik önerdi ve Kürtlerden Ermeni Hükümeti’ne bağlanmalarını istedi. Senato’da Seyit Abdülkadir, Debats Gazetesi’ne verdiği söylenen demeci ret ve tekzip etti. Bu demeç sebebiyle Doğu mebusları, Meclis’te Seyit Abdülkadir’in Senato üyeliğinden düşürülmesini istemişlerdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 427)


İradei Milliye: Halasa doğru: Milletin iradesi, Salih Paşa Hükümeti’ni kurdurdu. Anadolu’yu azim ve iradesinden döndürecek hiç bir kuvvet yoktur. İstanbul’u işgal ederek Türkleri korkutmak isteyen İngiltere’den entri­ka yerine açık siyaset gütmesini rica ederiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 427)


Halide Edip anlatıyor:


15 Mart 1920 öğleden sonra, saat üçte bizim ev heyecan içindeydi. Benim oğlanlar hazırlanmıştı. Kapıda bekleyen araba onları Robert Collage’e yatılı olarak götürecekti. Onlar gittikten sonra, hayatımın en karanlık günlerinden birini geçirdim. Fakat durmadan çalışıyor ve yazıyordum. Saat 8’de Adnan geldi. Gülüyor, neşeli görünmeye çalışıyordu ama yüzünün ifadesinde bir acılık vardı.

Adnan o gece evde kalacağını ve İngilizlerin hükumet darbesini o akşam yapacaklarını söyledi.

-Ne yapmak istiyorsun, diye sordum.

-Biz bu gece evde kalmaya, sonra Meclis’e giderek eğer kapayacaklarsa orada bulunmaya karar verdik.

-Olamaz!

Ben birdenbire karar vermiştim. Kağıtları topladım. En önemli vesika olan Mustafa Kemal Paşa’nın mektuplarını Mahmure Abla’ya bıraktım. Ondan sonra, çarşafımı ve mantomu giyerek Adnan’ın elinden yakaladım.

O isyan eden bir sesle:

-Ben söz verdim, dedi.

Fakat ben bu sözün manasız olduğunu, Anadolu’ya ne kadar önce gidersek o kadar doğru olacağını söyledim. Adnan’ı ikna etmek güç oldu. Fakat onu adeta zorladım. Bir hadise olursa Nigar’ın evine gelip ertesi sabah bana haber vereceklerdi. Gece, her zamanki gibi geçti. Evin karşısında Tasvir-i Efkar matbaası mütemadiyen işliyordu. Tasvir-i Efkar, milli gazetelerin başında geldiği için ilk hücum her halde oraya olabilirdi. Dr. Adnan tehlikeden ziyade, verdiği sözde duramamış olmaktan üzgündü. Bütün bunlara rağmen gece gayet sakin uyudum. Uyandığım zaman Dr. Adnan yatağın öbür tarafına oturmuş, Mahmure Abla’nın yüzünü hiç unutmayacağım. Sabahın erken saatinde, Hilal-i Ahmer’in (Kızılay’ın) hademelerinden Halis gelmiş, İstanbul’un gece yarısından sorna saat ikide askeri işgal altına alındığını söylemiş.


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 70)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG