15 Nisan 1920 Perşembe

Damat Ferit, kadrosunu yeniden işbaşına getiriyor. Posta Telgraf Telefon Ge­nel Müdürlüğü’ne yeniden Refik Hafit Bey atandı. Refik Hafit Bey, Birinci, İkinci ve Üçüncü Damat Ferit Hükümetlerinde de 12 Nisan-9 Ekim tarihleri arasında bu görevde bulunmuş, haberleşmelerine çıkardığı engeller yüzünden komutanların büyük tepkisini çekmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 484)


Alemdar’da R. Cevat: Hükümet’in icraatından memnunuz ve bununla öğünüyoruz. O ne maskaralıktı yarabbi? Kuvayı Milliye adı altında hareket eden eşkıya, İstanbul’da bir şube açmak ihtiyacı duymuş olacak ki, mebus na­mıyla şuradan buradan birkaç kişiyi Fındıklı Sarayı’na göndermişti. Bunlar mebus değil, çetenin yardakçılarıydı. Mustafa Kemal emrediyor, onlar da ötüyorlardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 484)


Yunus Nadi anlatıyor: (Tam tarih belirtilmemiştir)


Mustafa Kemal Paşa bir gün, oradaki arkadaşları ziyaret için, Muallim Mektebine gelmişti. Beraber yatakhaneleri gezdik ve nihayet koğuşun birinde herkes, zaten yekdiğerine yakın olan karyolalara ilişmek suretiyle ufak bir sohbet yapmıştık. Herşeyden bahsolunmak suretiyle konuşuluyordu. Nihayet söz Yunan cephesine dayandı. Bu belanın üstünden nasıl gelebileceğimiz meselesi kalbinde ukde olan bir arkadaş, Paşa’dan bu husustan izahat rica ediyordu. Paşa güldü. Yunan cephesinin nihayet ciddi bir varlık oluşuna karşı ortalıktaki büyük boşluğun verdiği telaş garibine gidiyordu. Kendine has olan toplayıcı ifadelerle vaziyeti daha açık olarak, belki daha korkulacak bir halde görmüş oluyordu. Sözler buraya gelinceye kadar vakit epeyce ilerlemiş olduğundan Paşa ayağa kalkarak:


Bununla beraber, diyordu, şurası muhakkaktır ki Yunan ordusunu mağlup edeceğiz ve denize dökeceğiz. İşlerimize bakalım, bunda en ufak bir şüpheye mahal olmadığını görmekte gecikmeyeceksiniz!


Bu sözler orada hazır bulunanları iknaya yetiyordu; o sözleri söyleyen, dediğini yapmaya kadir bir şahsiyet olarak biliniyor ve zaten o sözler öyle bir tarzda söyleniyordu ki hatta birinci defa dinleyecek birisi için dahi onlara inanmamak imkanı görünmüyordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Anıları / Yunus Nadi / Syf 308)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG