16 Aralık 1920

Mustafa Kemal, Güney ve Batı Cephesi komutanlıklarına çektiği telgrafta, Kuvayı Seyyare'ye karşı açık ve kesin bir tutum almak gerektiğini, Albay Kazım Bey'e kumanda verilmesini uygun görmediğini bildirdi, Eskişehir'de hazırlanan iki tümen ile bir süvari alayının harekete hazır bulundurulmasını emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Güney Cephesi Komutanı Albay Refet Bey'in emrindeki kuvvetler, Demirci Mehmet Ete'nin karargahının bulunduğu Keçiborlu'nun İğdecik köyüne girdiler. Demirci Mehmet Efe, Refet Bey'in kendisini haberdar etmesi üzerine 100.000 liralık servetini bırakarak köyden ayrıldı. Kuvvetleri dağıtıldı. Demirci Efe'nin Çerkez Ethem'le birleşerek Ankara'ya karşı ayaklanacağından çekiniliyordu. Demirci Efe, 30 Aralık'ta teslim olacak ve emrindeki bir grup muhafızla oturmasına izin verilecektir


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İstanbul Hükümeti Bilecik'e gönderdiği bakanları arıyor... Danıştay Başkanı Mustafa Arif Bey, İzzet ve Salih Paşalara çektiği telgrafta, kendilerinden henüz bir haber alınamadığını, barış haberlerini beklediklerini bildirdi. Bakanlar, 10 gün önce Mustafa Kemal tarafından trenle Ankara'ya kaçırılmış ve bunların milli mücadeleye katıldıkları ilan edilmişti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Halil Paşa'nın Taşkent'ten Mustafa Kemal'e mektubu: Burada iki ay kadar askeri teşkilat için kaldım. Bugün yeni talimat almak üzere Moskova'ya gidiyorum. Ziya Gökalp'in Malta'dan kızı Seniha'ya mektubu: Ben doğrudan doğruya zulme kızıyorum. İnşallah yakında zulmün kökü kuruyacaktır. İnsanlar tahammül ettiği için ve ettiği müddetçe zulüm vardır. Yakında adalete ve hürriyete kavuşacağız.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Yunanistan'da dün yapılan halkoylaması sonucu Kral Konstantin'in tahta geçmesi kabul edildi. Kral ve Kraliçe, Yunanistan'a 1 9'da büyük törenlerle ayak basacaklardır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


14 Aralık'ta Rıza Nur'un Moskova'ya gitmesiyle boşalan Eğitim Bakanlığı'na 132 oyun 66'sını alan Hamdullah Suphi Bey seçildi. Celalettin Arif Bey'in dönüşüne kadar Adalet Bakanlığı vekilliğine ise açık oylamayla Zekai Bey seçildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz Yüksek Komiserliği'nden Lord Curzon'a gönderilen raporda, İstanbul Hükümeti'nin Sevr Anlaşması'nı imza etmekten kaçındığı, sebep olarak da Ankara'ya gönderilen kuruldan haber alınamadığını ileri sürdüğü, üç yüksek komiserin ısrar ettikleri ancak anlaşmanın onaylanacağı konusunda umutsuz oldukları bildirildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Şimdi bütün mesele Kuvayi Seyyare ile muhtemel bir çatışmaya karşı subayları ve askerleri hazırlamakta. Tümen kumandanlarına devamlı telkinde bulunuyorum. Emirler veriyorum. Kıtalarına hakim olsunlar, karşıdan gelecek menfi propagandalara karşı subayların ve askerlerini hazırlasınlar istiyorum. Orduyu gece gündüz uyanık tutmaya çalışıyorum. İstanbul’dan gelen İzzet Paşa heyetinin Bilecik’ten Ankara’ya götürülmesi, Yeşilordu cephesinin Propagandalarına hız vermişti. Sulh yapmaya gelen heyeti Mustafa Kemal Paşa tevkif etti, çünkü kendisi sulh istemiyor, şahsi menfaat peşinde koşuyor, bunun için muharebenin devamını istiyor tarzında geniş bir propaganda faaliyeti vardı. Böylece hem orduda mücadele azmini, muharebe isteğini kırmaya çalışıyorlar, hem ordu içinde subaylar arasında kurmay subaylarla sınıf subayları arasına nifak sokmaya uğraşıyorlar. Güya bazı tümenleri kendi taraflarına çekmiş gibi bir başka çeşit propagandayı da aynı zamanda yürütüyorlar. İşitiyoruz, etrafa yayıyorlarmış, 61. Tümen bizimle beraber, yahut 20. Tümen bizimle beraber iye. Subaylar arasında kumandanlar arasında ikilik çıkmasını. Askerlerin maneviyatının bozulmasını önlemeye çalışıyorum. Bütün dikkatimle bunları takip ediyorum. Tümen kumandanlarını sık sık ikaz ediyorum. Tümenlerin bazılarında “Yeşilbayrak” “Albayrak” “Gökbayrak” gibi Kuvayi Milliye müfrezeleri vardı. Bir tümen içinde ayrı statülerde değişik kıtaların, müfrezelerin bulunması endişeli bir durum yaratıyor. İşitiyoruz ki Ethem Bey bu müfrezelerle meşgul. Onları kendi tarafına çekmek istiyor. Bu vaziyet karşısında emrimizdeki kuvvetleri sağlam tutmaktan ve her ihtimale karşı hazırlıklı bulunmaktan başka çaremiz yok. Mustafa Kemal Paşa tarafından, Meclis Başkanlığından verilecek emirleri her an ifa etmeye hazır bulunmaya çalışıyoruz. Kumandanlarla beraber kararlıyız, bekliyoruz.


Mustafa Kemal Paşa Çerkez Ethem meselesini bir silahlı çatışmaya varmadan halletmek için hiçbir teşebbüsü ihmal etmiyordu. Hiç değilse, anlaşmak için elden gelen her şeyin yapılmasını istiyordu. Aralık ayı başında Reşit Bey, Ethem Bey ve bazı mebuslarla beraber Garp Cephesi Karargahına gelmesi ve meseleyi şikayetçi oldukları cephe kumandanı ile, yani benimle yüz yüze görüşmek istemesi bu bakımdan bir iyi niyet işaretidir. Eskişehir buluşmasına Ethem Bey katılmamış ve Kütahya’ya gitmişti. Müzakereler bir netice vermeyince, Kazım Bey ile Reşit Bey daha evvel de söylediğim gibi, Ethem ve Tevfik Beylerle görüşmek üzere Kütahya’ya gittiler. Kazım Bey Kütahya dönüşünde intibalarını Mustafa Kemal Paşa’ya anlatmış. Bu süratle Ethem Bey’in düşüncelerini daha açık bir şekilde öğrenmek mümkün oldu. Ethem Bey, Kazım Bey’in anlattıklarına göre Büyük Millet Meclisi Hükümetini beğenmiyor, küçümsüyor. Bunun için hükümetin kararlarına itaat etmek istemiyor. Garp Cephesi kumandanı olarak beni ve Refet Paşa’yı beğenmiyor. Bizi iyi kumandan olarak kabul etmiyor. Bize karşı fiili bir teşebbüse geçmek niyetinde olduğunu gizlemiyor. Kendisinden emin. Muvaffak olacağına inanıyor. Yani harekete geçince karşısındaki orduyu dağıtacak ve memleketin tek silahlı kuvveti haline gelecek.


İSMET İNÖNÜ HATIRALARI / 223-224


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG