16 Ekim 1919 Perşembe

(Ön bilgi: 4 Ekim 1919 tarihli ‘Genel bir Değerlendirme’ gönderisinde de detaylarını bulabileceğiniz gibi Damat Ferit Paşa Hükumeti’nin devrilmesinden sonra kurulan Ali Rıza Paşa Hükumeti’nin Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal, Rauf ve Bekir Sami Beyler 20-22 Ekim’de Amasya’da görüşecekler. Görüşmede karşılıklı olarak beş ayrı belge imzalanacak ancak imzalanan belgelerin hemen hiçbirinin gereği yerine getirilmeyecek. Salih Paşa, İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra, sadrazam olacak. Amasya’da imzaladığı anlaşmaların gereklerini yerine getirmek yerine, Padişah’ın yönlendirmesi altında, Damat Ferit’e yeniden hükumet kurdurmak için çaba harcayacak.)


Hükumet – Heyet-i Temsiliye Görüşmesi ile ilgili


Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey, Amasya’da Bahriye Bakanı Salih Paşa ile buluşmak üzere Sivas’tan ayrıldılar. Ali Fuat Paşa, Salih Paşa ile görüşülecek konular hakkında Mustafa Kemal’in 14 tarihli soru­suna cevap vererek özetle şu noktalar üzerinde durulmasını önerdi: Hain me­murların tasfiye edilmesi, ordunun güçlendirilmesi, zengin bir dost devletin ,» yardımı. 13. Kolordu Kumandanı Cevdet Bey de gece (16/17) verdiği cevapta, Hükümet’in cesur bir siyaset izlemesini, Meclis’in Anadolu’da toplanmasını, İstanbul’da zararlı demek ve propagandalara engel olunmasını, Padişah yakın­larının yurtsever kişilerden seçilmesini ve şehzadelerin orduda hizmet etmeleri­ni, , Suriye’deki Arap Derneği’nin ya­bancı himayesi istemediğini, Araplarla bir konfederasyon kurulmasını, Ermenistan lehine küçük miktarda hudut düzeltmesi yapılabileceğini, hiç bir devle-' tin himayesinin kabul edilmemesini, ordunun güçlendirilmesini... yazdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 174)


Hükümet, İzmir bölgesindeki Yunan işgalinin kaldırılması için İtilaf Devletleri temsilcilerine başvurmayı kararlaştırdı. Kararda, işgal bölgesinden kaçmış 120.000 evsiz-barksız kişinin de böylece kış gelmeden yurtlarına kavuşabileceği belirtildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 174)


Harbiye Bakanı Cemal Paşa, Birinci Kolordu Kumandanlığı’na, ordunun İtti­hatçı ve Almancı olmadığını, Millî Hareket’in millet bağrından doğduğunu, Hıristiyanların göç etmediğini yabancılara ve İtilaf temsilcilerine anlatın, emri­ni verdi. Kolordu Kuman­danı Cafer Tayyar Bey, Mustafa Kemal’in bir sorusuna verdiği cevapta, 23 Temmuz - 10 Ekim arasında 673 Fransız subayı ve 23.057 erinin İstanbul’a git­tiğini, 353 subay ve 9885 erin de sınır dışına çıktığını belirtti. Raporda verilen bilgiye göre Karaağaç’ta 4.000 sömürge askeri, diğer bazı ilçelerde de Fransız, Yunan kuvvetleri var. Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa 12. “Kolordu Kumandanlığına, Aydın’a karşı yapılması düşünülen harekâta engel olunmasını emretti. İngilizler emir verdiği için Yunan ilerlemesinin saldırı sayılamayacağını ileri sürdü.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 174)


İngiliz Yüksek Komiserliği Baştercümanı Ryan ve Ledouix, Başbakan Ali Rıza. Paşa’dan Kuvayı Milliye’nin azaltılmasını istediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 175)


İtilaf donanmasına bağlı gemiler, Marmara’da top atış talimleri yaptılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 175)


Cemal Paşa’nın İsviçre’den Cavit Bey’e takma adla gönderdiği mektup: “Fran­sız siyasetinin lehimize döndüğüne ben de senin gibi kaniyim. Mustafa Ke­mal’in teşkilatı kuvvetli ise İngilizler de yumuşar. Cemal Paşa (Harbiye Nazırı), pek namuslu, nasyonalist, akıllı ve cesur adamdır”. Cemal Paşa 2/3 Kasım 1918’de Talat, Enver Paşalarla birlikte İstanbul’dan kaçmıştı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 176)


Ziya Gökalp’in Malta Polverista’dan eşine mektubu: “İmanım kuvvetli, tevekkülüm sağlam olmasaydı, bu acılara dayanamayacaktım. Bere­ket versin ki dindar ve mefkureli bir ruhum var. Siz de orada imanlı ve tevekküllü olunuz... Güneş, bulut altına girebilir, fakat hakikat güneşi uzun müddet bulut altında kalamaz... Felaket insanı pişirir...”


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 176)


Büyük Mecmua’nın 13. sayısı: H. Edip: Tarihin geçit başında / Dağa Çıkan Kurt / Türk Kadınları Esirgeme Demeği / Anadolu Romanı: Yalnız Efe (Ö. Seyfettin)


(Büyük Mecmua hakkında bilgi almak için 18 Eylül 1919 tarihli gönderiyi inceleyebilirsiniz.)


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 176)


Servetifünun Dergisi’nde Mehmet Akif in İthaf Kıtası: “Ben böyle bakıp durmayacaktım dili bağlı...”


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 176)


İstanbul’dan Paris’e gitmekte olan General Harbord’un raporu: Halk, Ameri­kan mandasını istiyor. Böyle bir görevi bencillikten uzak, uluslararası bir görev duygusu olan ve çıkar gözetmeyen bir millet üzerine alabilir. Ermenistan man­dasını kabul edecek devlet, Anadolu, Rumeli, İstanbul ve Kafkasları da man­dası altına almalıdır. İşgalden sonra İzmir’de çıkan kargaşalıktan büyük devlet­ler sorumludur. Raporda, mandanın aleyhinde ve lehindeki kanıtlar' sıralandı ancak kesin bir görüş belirtilmedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 175)


General Harbord Raporu


Tümgeneral James G. Harbord, Ermenistan’daki Amerikan Askeri Misyonu’nun raporunu 16 Ekim 1919’da ABD Dışişlerine sundu. 13 Nisan 1920’de de Massachusetts Senatörü Henry Cabot Lodge tarafından 266 No’lu belge olarak 66. Kongre 2.Oturum’da Amerikan senatosuna Harbord raporu sunuldu.


Rapor hakkında bilgi:


I. Dünya Harbi sonrasında Büyük güçlerin Paris Barış Konferansı sürerken 26 Şubat 1919 tarihinde açıklanan Ermeni taleplerine nasıl yaklaşacağı ve mandater olarak hangi devletin ön plana çıkacağı merak konusuydu.

(Kaynak: Paris Barış Konferansı’nda Ermeni Sorunu / Yrd. Doç. Dr Mehmet Sait Dilek)

Konferans’tan doğacak ortamdan yararlanarak Ermenilerden kurtulmak için fırsat kollayan İngiltere, Konferans toplandıktan sonra Ermenistan, Türkiye, İstanbul ve Boğazlar üzerinde bir Amerikan güdümü kurulması önerisini Başkan Wilson’a iletmiş, bağlaşık diğer devletler de İngiltere’yi desteklemişti. İngiltere ve Fransa’dan ümidini kesen Ermeni lobileri ve Büyük Ermenistan Devleti’nin kurulması için tüm güçleri ile faaliyet gösteren Ermeni örgütleri de görüşmeler devam ederken, Başkan Wilson ve ekibi üzerinde Ermenistan için bir şeyler yapılmasına yönelik yoğun bir baskı oluşturmaya çalışmaktaydılar.


(Kaynak: Woodrow Wilson’un Ermeni Hamiliği Teşebbüsü ve Ermenistan Görevine Giden General Harbord Askeri Kurulu / Yrd. Doç. Dr. İsmail Köse / Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi Sayı 212 Ekim 2014)


Ayrıca Ermenistan mandaterliğinin üstlenilmesi konusunda özellikle ABD’de de içten ve duygusal bir eğilim söz konusuydu. Bu nedenle bölgede Amerikan mandaterliğinin kabul edilip edilmemesi konusunda gereken bilgi ve izlenimlerin uzmanlar tarafından yerinde görülmesi ve raporlar halinde senatoya sunulması fikri giderek güç kazanmaktaydı.


(Kaynak: Paris Barış Konferansı’nda Ermeni Sorunu / Yrd. Doç. Dr Mehmet Sait Dilek)


Kurulması planlanan Ermeni Devleti’nin alt yapısını hazırlamak ve bu devletin kurulacak olduğu topraklarda araştırma yapmak üzere Başkan Wilson tarafından General J. Harbord Başkanlığında bir heyet, 1919 Ağustos ayında Anadolu’ya gönderilmiştir.


Üyeleri ve uzman kadrosu ile Harbord Askeri Kurulu kendisinden önceki tüm inceleme kurul ve misyonlarından farklı bir doğaya sahipti. Harbord Askeri Kurulu’nun amacı her ne kadar Büyük Ermenistan Devleti’nin Amerikan güdümü altında kurulmasının sağlanması olsa da, Kurul tüm Anadolu’yu Azerbaycan’ı Gürcistan’ı ve Ermenistan’ı gezerek ilgili bütün tarafların görüşlerini almış, geniş bir saha araştırması yapmış ve alt raporlar düzenlemiştir.


(Kaynak: Woodrow Wilson’un Ermeni Hamiliği Teşebbüsü ve Ermenistan Görevine Giden General Harbord Askeri Kurulu / Yrd. Doç. Dr. İsmail Köse / Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi Sayı 212 Ekim 2014)


Kurul 24 Ağustos 1919’da Brest Limanı’ndan İstanbul’a gitmek üzere harekete geçti. Küçük Asya ve Transkafkasya’da 30 gün kaldı ve bu bölgede egemen olan bütün hükümetlerin temsilcileriyle ve tek tek bireyler olarak Türkler, Ermeniler, Rumlar, Kürtler, Tatarlar, Gürcüler, Ruslar, Acemler, Yahudiler, Araplar, İngilizler, Fransızlar ve ülkede bir süredir ikamet eden Amerikalılarla görüşmeler yaptı.


(Kaynak: Dört Rapor / Derleyen:Necip Azakoğlu / Syf 102)


Ve sonucu sonucunu 44 sayfalık rapor halinde 16 Ekim 1919’da ABD Dış işlerine sundu.

Harbord raporu dört ana başlık, sonuç ve ekler kısmından oluşmaktadır. Raporun birinci bölümünde Ermenilerin tarihi geçmişi ve mevcut durumu ele alınmış, ikinci bölümde yeni bir düzenleme için siyasi durum ve öneriler ortaya konmuş, üçüncü bölümde ABD’nin Ermenistan üzerinde güdüm idaresi kurabilmesi için mevcut şartlar ve ortaya çıkabilecek sorunlar tartışılmıştır. Dördüncü bölümde güdüm idaresinin kurulmasının gerekliliğini ve uygulanamazlığını ortaya koyan görüşler irdelenmiştir. Raporun sonuç bölümünde, planlanan Ermeni güdümünün olumlu ve olumsuz yönleri karşılaştırmalı maddeler halinde değerlendirilmiş, Kurul’un inceleme yaptığı bölgelerin haritası, Mustafa Kemal Paşa’nın General Harbord’a göndermiş olduğu notanın tercümesi vb evraklar bulunmaktadır.

(23 Eylül 1919 tarihli gönderilerden inceleyebilirsiniz.)


Sonuç bölümünün son kısmını bir güdüm idaresi kurulması konusunda lehte ve aleyhte olmak üzere karşılaştırılmalı olarak irdeleyen 14 maddeye ayırmıştır.


Rapor sunulduktan sonra bu raporu sabırsızlıkla bekleyen Amerikan kamuoyu sadece Ermenistan üzerine kurulacak bir güdüm idaresinden taraftır, fakat bölgenin yapısından kaynaklanan karşılıklı etkileşim dolayısıyla bunun mümkün olmadığının farkında olarak Türkiye ve İstanbul dahil Sykes Picot hattının kuzeyinde kurulacak bir güdümü kabul edilebilir bulmaktaydı. Raporun etkisiyle Kasım ayı başlarından itibaren Amerika’nın Türkiye üzerinde güdüm idaresini kabul etme isteği azalmaya başlamış.


(Kaynak: Woodrow Wilson’un Ermeni Hamiliği Teşebbüsü ve Ermenistan Görevine Giden General Harbord Askeri Kurulu / Yrd. Doç. Dr. İsmail Köse / Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi Sayı 212 Ekim 2014)


ve sorumluluk Amerikan senatosunun kararına bırakılmıştır. ABD Başkanı Wilson, tüm olumsuzluklara rağmen Ermenistan mandaterliği önerisini Amerikan senatosuna sunma ihtiyacı hissetmiştir. Senatoda yapılan oylama neticesinde mandaterlik teklifi 1 Haziran 1920’de reddedilmiştir.


(Kaynak: Paris Barış Konferansı’nda Ermeni Sorunu / Yrd. Doç. Dr Mehmet Sait Dilek)


Böylece planlanın aksine Harbord Raporu’ndaki veriler, Ermenistan üzerine kurulacak güdüm idaresini teşvik etmek yerine reddedilmesine neden olmuştur.


Rapordan Alıntılar


(Aşağıdaki alıntılarda bir anlam bütünlüğü oluşturmak amaçlanmamıştır. Dileyenler http://armenianhouse.org/harbord/conditions-near-east.htm adresinden veya Tarihçi Ktabevi’nin yayınladığı Necip Azakoğlu’nun derlediği ‘Dört Rapor’ isimli kitaptan tüm raporu inceleyebilirler.)


‘… Türkiye’deki evlerine geri dönmüş olan Ermenilerin canlarının tehlikede olduğunu kanıtlayacak hiçbir şey görmedik…’


‘…Türkiye’nin bir başından diğer başına hissedilen mevcut huzursuzluğun ahlaki sorumluluğu, çok ağır bir şekilde yabancı güçlerin omuzlarındadır…’


‘…Önderleri Mustafa Kemal Paşa, Türk ordusunun eski generallerindendir ve büyük başarıyla Çanakkale’de bir kolorduyu yönetmiştir. Kendisi çok zeki ve etkili bir genç olarak belirmiştir. Bu hareketi yönetmek için ordudan ayrıldığı söylenmektedir…’


‘…Ermenilerin istekleri ne olursa olsun, şu anda Türk topraklarında ayrı bir Ermenistan oluşturmak hiç akıllıca olmayacaktır…’


‘…Ülkede asker olsun sivil olsun, dehşet verici bir insan kıtlığı vardır…’


‘…Yakın Doğu’da Ermenilerle ilgili duygular, Ermeniler bunu hak etmese de, şu deyişte ifadesini bulmuştur: ‘Ermeni, hiçbir zaman yasal olarak suçlu değildir ama ahlaken de hiçbir zaman haklı değildir’…’


‘… Ermeniler de kan dökmek bakımından suçsuz değildir, böyle olayların anıları çok gerilere kadar gider, misillemeler yapmaları gerekmiştir ve fırsat çıkınca, ileride de yapacaklardır. Ermeniler kan bağı bakımından, Ari ırktan olan vahşi Kürtlerle akrabadırlar ve Kürtler Ermenilerden derinden nefret ederler. Kürtler, gözlerinde yaşlarla misyonumuza müracaat edip yüksek iç yaylaya gelmekte olan kıştan korunmak için Ermenilerin kendilerini sürüp attıkları köylerine dönmelerine izin ve Ermenilere karşı korunma istemişlerdir. Kürtler, pek çok kürdün İmparatorluk yıkıldıktan sonra Ermeni başıbozuklar tarafından en zalim koşullarda katledildiğini iddia ediyorlar…’


‘…Benzer bir iddiayı Erzurumlular da ileri sürüyor ve yüzlerce Türk’ün içinde yok olduğu yanmış binaları işaret ediyorlar. Hasankaleliler de oturdukları büyük ovada, Ermenilerin yıktıkları köy sayısının 43 olduğunu söylüyorlar. Batum’da ki Britanya konsolosu Stevens’a göre bu bilgiler, iddiaları soruşturan ve içinde Ermeni üyelerin de bulunduğu bir komisyon tarafından doğrulanmıştır...’


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG