16 Eylül 1919 Salı

İkinci Balıkesir Kongresi açıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 110)


İstanbul ile Sivas arasında iktidar kavgası bütün şiddetiyle devam ediyor. Temsil Kurulu, milli ayaklanmaya karşı olan Niğde mutasarrıfı, saymanı ve komiserinin tutuklanarak Sivas’a gönderilmesini emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 110)


İngiliz Yüksek Komiseri ile Fransız Yüksek Komiseri görüştüler. İki Komiser, Damat Ferit Hükumeti’ni desteklemeyi, Kemalistlere karşı Türk askerleri gönderilmesinin tehlike olacağını kararlaştırdılar. Komiserler bu iş için Müttefik askeri kullanmanın da doğru olamayacağına görüş birliğine vardılar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 111)


Elazığ Valisi Ali Galip Bey, Urfa’ya geldi. 10 Eylül’de üzerine gönderilen kuvvetlerden kurtulmak için Malatya’dan Kahta’ya kaçan Ali Galip Bey, Urfa’dan Halep’e geçecek, 1 Aralık’ta İstanbul’a varacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 111)


Mazhar Müfit 16-17 Eylül 1919 tarihli güncesinde Mustafa Kemal’in emireri Ali’den şekerli kahve yapmasını istediğini ancak şekerlerinin kalmadığı yanıtını alınca da, sade kahveye razı olur ve ‘Farkındayım. Yine züğürtledik. Bu para işine bir çare bulmalıyız.’ Diye mırıldanırken, Hüsrev Sami hemen atılır:


‘Paşam ne düşünüyorsunuz? Yarın Osmanlı Bankasından, Rejiden ve sair ecnebi müessese ve bankalardan borçlanalım.’


Teklif parasızlıktan bunalan Mazhar Müfit’e de pek cazip gelir, onaylar, fakat Mustafa Kemal’in müdahalesi gecikmez.


‘Katiyyen olmaz buna müsaade edemem. Zaten İstanbul bize Celali diyor. Bir de bankaları ve ecnebi müesseseleri soyuyorlar, diye aleyhimizde bin türlü propaganda yayılmasına fırsat veremeyiz.’


Hüsrev Sami de, Mazhar Müfit de: ‘Eşkıya demesinler, Celali demesinler, bunların hepsi güzel. Fakat aç mı kalacağız?’ diye sordular. O’nun yanıtı sertti: ‘Aç maç, nasıl kalırsak…’ diyerek konuyu kesti ve ‘Konuşacağımız, düşüneceğimiz daha çok mühim şeyler var.’ Dedi.

Bugünler çok hazin günlerdir. Mustafa Kemal’in yalnız şekersiz, kahvesiz, yemeksiz değil, hatta ekmeksiz kaldığı günler bile olmuştur. Buna rağmen azminden, irade ve enerjisinden zerre kadar kaybetmemiş, bilakis böyle günlerde kendisini her zamankinden daima daha çok kuvvetli bulmuştur.


Mazhar Müfit’in yaşadıkları karşısında bozguna uğrayan bir kişinin ruh halini ve tepkisini yansıtan: ‘… biz burada beş altı kişi oturmuşuz, yalnız memleketimizle, Padişahla, Ferit Paşa ile değil, bütün dünya ile uğraşıyoruz. Para yok, asker yok, top yok, tüfek yok, velhasıl bu savaşımızı destekleyecek elimizde bir kuvvet yok. Buna çare düşünelim.’ Şeklindeki bıkkınlığına, Mustafa Kemal’in kararlılığını ve başarıya inancını ortaya koyan şu konuşma çok dikkat çekicidir:


‘Azizim Mazhar Müfit bu senin dediklerinin hepsi olsa o zaman bu işi annem de görebilir. Marifet bu yokluk içinde muvaffak olmaktadır. Her nedense sen bu gece sinirlenmişsin. Haydi git yat, yarına kadar bir şeyin kalmaz.’


Gün gelmiş Sivas’ın kış soğuğunda sobaya atacak odun kömür bulamamışlardır. Bankada ödünç para almak çaresi varken Mustafa Kemal dedikodulara yol açmamak için borç alınmasına izin vermemiş, çok zaman şeker alacak paradan bile yoksundular.


Ne var ki, para sıkıntısı, Mustafa Kemal ve beraberindekilerin Sivas’ta bulunduğu üç ayı aşkın bir süre devam etmiştir.


(Kaynak: Fikrimizin Rehberi / Erol Mütercimler / Syf 614)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG