16 Kasım 1919 Pazar

Nutuk’tan/


Efendiler, Meclis’in toplanacağı yer konusunda kendi başına karar verip, milletvekillerine uygulatmak pek tehlikeli olurdu. Bu sebeple, gerçek eğilimi anlayarak uygulanabilecek kararı bulmak zarureti ile karşı karşıya idim. Vereceğim kararın uygulanmasını sağlamak için ordunun görüşünü almak da pek önemliydi. Bu yüzden komutanları Sivas’ta bir toplantıya davet ettim ve 16 Kasım 1919 günü görüşmelere başladık.

Bu tarihe kadar cemiyetimizin merkez heyetlerinden gelen cevaplar 4 görüş etrafında toplanıyordu:

1— Meclis-i Meb’usan’ın İstanbul dışında toplanması uygun görülüyordu.

2—İkinci görüşe göre İstanbul’da. İstanbul’daki devlet adamlarının hemen hepsinin bu görüşte olduğunu biliyoruz. Padişah’ın isteği, hükûmetin ısrarı da buydu.

3— Trakya – Paşaeli’nden gelen üçüncü görüşe göre, İstanbul yakınlarında.

4— Bir kısım merkez heyetleri de, hükûmetin «olur» demesi halinde, İstanbul dışında toplanmakta bir sakınca görmüyorlardı.

Efendiler, İstanbul Hükûmeti ile yardakçılarının kamuoyunu ne kadar bulandırıp karıştırmış olduğunu, milletin ortaya koyduğu bu farklı görüşlerden kolaylıkla anlamak mümkündür.

Artık bunun üzerine direnmenin kötü sonuçlar vereceği yargısına varmak da güç değildir.

(Toplantılar 29 Kasım 1919’a kadar sürdüğü için toplantı detaylarını ve alınan kararları bu gönderilere yayacağım. Mazhar Müfit ise toplantı için şunları söylüyor:)

‘Gerek Harbiye Nazırı Cemal Paşa, gerekse Kara Vasıf Bey İstanbul’da toplanmayı talep ediyorlar ve meclisin işgale rağmen serbestçe karar ittihaz edeceğini söylüyorlardı. Biz ise aksini iddia ederek düşman işgalinde bulunan bir yerde serbest içtima mümkün olamayacağını ve mesela Fransızların Alman seferinde Bordeaux’da ve Almanların Weimar’da toplandıkları gibi, sulhun akdine kadar meclisin Anadolu’da hükümetin tensip edeceği emin bir mahalde içtimaın muvafık olacağını defaatle yazdık.’


Aynı gün ise Yüksek Komiser Robeck’ten Curzon’a şunları yazıyor: Salih Paşa’nın Mustafa Kemal’le görüşmesi başarısız kaldı. Parlamentonun nerde toplanacağında anlaşamıyor­lar. Bu kabine idare-i maslahat kabinesi. Millî Hareket’e karşı başka bir kabine düşünülüyor.


Mazhar Müfit Sivas toplantısı hakkında anlatıyor:

‘Sivas’a geldiğimiz zaman Mustafa Kemal Paşa’ya, birinci kata çıkınca kongrenin içtimaına mahsus salonun yanındaki oda tahsis edilmişti. Bir müddet sonra bu odanın karşısında yani merdivenden çıkınca soldaki daha büyük olan odaya nakletmişti. Bende İbrahim Süreyya bey’le Paşa’nın bu odası yanındadaki odada yatıyorduk.


Kumandan paşaların Sivas’a davetleri üzerine, Kazım Karabekir Paşa’ya da bir oda tahsisi düşünülmüş, bizim oda münasip görülmüş. Doktor Refik Bey bana: ‘Sizin odayı misafir olarak burada bulunduğu müddetçe Kazım Karabekir Paşa’ya vereceğiz, siz de aşağı kattaki odada muvakkaten yatarsınız’ dedi. Bende: ‘Bu emir kimden, senden ise, bu emri vermek salahiyetini kendinde nasıl buldun?’ dedim. Refik Bey (Saydam): ‘Hayır efendim, size söylemekliğimi Paşa bana emretti. Yoksa ben sizin odalarınıza ne sıfatla karışabilirim?’ cevabını verince: ‘Arkadaşım Süreyya Bey ile görüşeyim.’ dedim.

Süreyya Bey’e doktorun ifadesini söyledim, görüştük; kararımız şuydu: ‘Bizim, Kazım Karabekir Paşa’ya hürmetimiz vardır. Mesele o değildir. Biz burada misafir olunan Van sabık valisi Haydar Bey’i de odamıza aldık, üç kişiyiz. Burada başka odalar var. Üç kişiyi çıkarmaktan ise onlardan birini tahsis etsinler, dedik.

Bu fikrimizde ısrar ettik. Nihayet Mustafa Kemal Paşa: ‘Peki öyleyse ben çıkarım.’ Demiş, aşağı katta kahve ocağı odası boşalttırılarak temizlettirilmiş ve kendisi oraya nakil ile, kendi odasını Kazım Karabekir Paşa’ya tahsis etmiş.

İçtima bittikten sonra, defaatle odasına çıkması kendisine teklif edildiği halde, Sivas’tan ayrıldığımız güne kadar aşağı kattan yukarıdaki odaya çıkmamıştır.


Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal, Antep, Urfa ve Maraş’ın Fransızlar tara­fından işgalini protesto etti. Protestoda özetle şöyle denildi: İtilaf Devletleri yur­dumuzdan koparılacak parçalarla aralarında çıkar dağıtımına çalışıyorlar. Aydın’ın işgalinde Yunanlıları kullanmışlardı, şimdi Ermenileri kullanıyorlar. Milletimiz parçalanmaya ve esirliğe razı olmaktansa, bütün maddî ve manevî gücüyle direnmeye devam edecektir. İtilaf Devletleri tuttukları yolda devam ederlerse, sonucu üzücü olabilir. Bu durum iki büyük dünyaya yayılabilir. Tokatlılar, İtilaf Devletleri’ne çektikleri telde, Yunanlı­ların İzmir’den çıkarılmasını istediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 232)


Refet Bey, Denizli’ye gelerek cephenin durumunu gözden geçirdi. Cepheyi Si­vas’ın emirlerine daha sıkı bir biçimde bağlamaya çalışan Refet Bey, bu amaç­la yarın Nazilli’ye gidecek, 21 Aralık’ta da cephedeki müfrezeleri 57. Tümen komutanlığına bağlayacaktır. Mustafa Kemal, bazı komutan­lara gönderdiği gizli yazıda, Batı Anadolu’da millî kuvvetlerin örgütlenmesini ve bunların elaltından desteklenmesini istedi Temsil Kurulu, Aydın Cephesi’ni üç bölgeye ayırdı ve tümünün başına Refet Bey’i atadı. Kuvayı Milliye ihtiyaçlarının, Harbiye Bakanlığı bütçesinden karşılanmasını da Cemal Paşa’dan istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 233)


Temsil Kurulu, Harbiye Bakanı Cemal Paşa aracılığıyla Hükümet’ten şunları istemeye karar verdi: Adana’da Fransızlar ve Ermeniler tarafından yapılan zulümlerin artması üzerine buraya muktedir bir vali ve mümkün olursa incele­melerde bulunmak üzere uluslararası bir kurul gönderilmesi, Eskişehir-Ankara tren hattının bir an önce sefere başlaması, vatana ihaneti belirlenmiş bulunan Dahiliye Müsteşarı ile fazla Kürtçülere mezuniyet veren Sağlık Genel Müdürü Abdullah Cevdet’in değiştirilmesi; 20. Kolordu Kumandanlığı’na Fevzi Pa­şa’nm Temsil Kurulu’ndan habersizce atanması sebebi... 13 Kolordu Kumandanlığı’ndan, Urfalılann Fransızlardaki silahları almaya çalışmalarını isteyen Temsil Kurulu, Çanakkale Müstahkem Mevki Kumandanı Albay Şevket Bey’in bir subayla gönderdiği, Sait Molla’nm Fru’ya yazdığı mektupları okudu ve bunlann vatan hainlerini kuşkulandırmamak ve İstanbul’daki “rüfeka” (ar­kadaşlarım müşküle uğramamaları için şimdilik yayımlanmamasını kararlaş­tırdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 233)


Hükümet, Barış Konferansı Başkanlığı’na bir telgraf çekerek, Türkiye hakkın­da barış görüşmelerine başlanmasını ve görüşmelere Türkiye’nin de çağrılmasını istedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 233)


Balıkesir’de, Mustafa Necati ve Vasıf Çınar yönetiminde İzmire Doğru Gazetesi’nin ilk sayısı yayımlandı. Yunan zulümleri konusunda halkı aydınlatan ve onları direnişe çağıran gazetenin İzmir ve çevresine sokulması Yunanlılar tara­fından yasaklanacak, buna rağmen işgal bölgesinde de gizlice dağıtılıp okuna­caktır. İzmir’e Doğru 74 sayı yayımlanabilecek, son sayısı Balıkesir’in işgalin­den üç gün önce 27 Haziran 1920’de çıkacaktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 233)


(Bu gazetenin Latin harflerine çevrilmiş hali 2010 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınevi’nden Oktay Gökdemir tarafından hazırlanarak yayına sunulmuştur.)


Yüksek Komiser Robeck’ten Curzon’a: Salih Paşa’nın Mustafa Kemal’le görüşmesi başarısız kaldı. Parlamentonun nerde toplanacağında anlaşamıyor­lar. Bu kabine idare-i maslahat kabinesi. Millî Hareket’e karşı başka bir kabine düşünülüyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 234)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG