16 Mayıs 1920 Pazar

Kuvayı Milliye teşkilatı, Bakanlar Kurulu'nun 7 sayılı kararnamesi ile Milli Savunma Bakanlığı'na bağlandı, giderlerinin genel bütçeden sağlanarak halktan para ve mal toplanmasına son verilmesi kararlaştırıldı. Başını gönüllerin çektiği bir gerçek olmakla birlikte şimdiye kadar Kuvayı Milliye birlikleri ordu tarafından geniş ölçüde desteklenmiş ancak bu durum dışarıya ve çoğu zaman da İstanbul hükümetlerine karşı gizli tutulmuştu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 44)


Bugünkü çarpışmalarda Sakarya'nın batısındaki mevzilere saldıran Anzavur kuvvetleri, başarı kazanamadı. Yarın bir daha saldıracak ancak gene başarı sağlayamayacaktır. Mudurnu'ya giremeyeceklerini anlayan isyancılar, kasabayı çevreleyen tepelerden geri çekildiler. Takip harekatında isyancılara ıoo kadar kayıp verdirildi. İsyan bölgesine gitmekte olan Çerkes Ethem, 600 atlı, 700 piyade ve 4 toptan ibaret kuvvetiyle Bursa'ya geldi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 44)


Karabekir, Mustafa Kemal'in 15. Kolordu'dan Batı'ya asker gönderilmesi önerisini kabul etmedi. Kolordu'nun Batı'ya gönderilmesi halinde Doğu halkının "Bizi Ermenilere mi çiğneteceksiniz" diye askerin boynuna sarılacağını, ya da göç edeceğini, Kürtlerin ve isyana elverişli olanların ayaklanacağını ileri sürdü. İsyanlar karşısında alınabilecek tedbirleri sıraladı. Bunlardan biri de yanık destanlar yayımlamak...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 44)


Hıfzı Veldet Velidedeoğlu İlk Meclis’in Yazı Kurulu’nu anlatıyor:


İlk Meclis'in "Yaz Kurulu" çoğunlukla Ankara Lisesi'nin ve Öğretmen Okulu'nun öğretmenlerinden ve Ankara Vilayet Kalemi'nden gelen birkaç memurdan oluşmuştu. Bütün memurlar bir tek odada, vilayet dairelerinden ve okullardan derlenerek getirilmiş ve odanın dört yanma, duvarlara paralel biçimde yan yana dizilmiş derme çatma masalar da görev yapıyordu. Bu oda, İlk Meclis binasının batı kanadındaki kapısından girilince sağdaki ilk büyük oda idi. Bu odanın adı, kısaca "kalem" diye anılırdı. Memurlar arasında öğrenci olarak ilk zamanlar yalnız ben vardım. Bir süre soma bizim okulun gündüzcü öğrencilerinden Vehbi (Koç) de Meclis Matbaası'na memur olarak geldi. Vehbi bizden aşağı sınıflarda olduğu için kendisiyle yakın arkadaşlığımız yoktu; ara sıra konuşurduk. Tatil günlerin de kimi zaman babasının Karaoğlan Çarşısı'ndaki nalburiye dükkânında, terazi başındaki minderde, tıpkı babası gibi bağdaş kurup oturur, çivi, tel, musluk ve benzeri nalburiye gereçleri satardı. Temiz beyaz yüzlü, sakin ve utangaç davranışlı, ciddi edalı bir çocuktu. Ben onun okulda koşup oynadığına, okulda veya Meclis'te bir günden bir güne güldüğüne rastlamadım. Vehbi (Koç), ilk Meclis Basımevi'nde pek kısa bir süre çalıştı ve soma ayrıldı.


Benim görevim, başta söylediğim gibi müsvetteleri temize çekmek, yani bugünkü daktiloların gördüğü işi yapmaktı. Temize çekilecek kâğıt olmayınca, yani boş zamanlarımda, bürodan ayrılıp doğruca on adım ötedeki toplantı salonu na giderek Meclis görüşmelerini ayakta izlemekten büyük bir zevk duyardım. Dinleyici locasına çıkan merdivenin dibi benim mekânım olmuştu.


(Kaynak: İlk Meclis / Hıfzı Veldet Velidedeoğlu / Syf 52)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG