17 Şubat 1921

Gerektiğinde yeniden kurulmaları kaydıyla, şimdilik görevlerini yaptıkları belirtilerek Ankara dışındaki İstiklal Mahkemeleri kaldırıldı. 11 Eylül'de asker kaçaklarını yargılamak üzere kurulan, daha sonra görevleri arasına vatan hainliği gibi suçlan yargılamak da eklenen İstiklal Mahkemeleri'nin üyeleri mebuslar arasından seçiliyordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Gürcistan Başbakanı Neo Jordania, kendilerine yapılacak yardım karşılığında Ardahan'ın Türkiye'ye bırakılabileceğini bildirdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Bekir Sami Bey başkanlığında 6 Şubat'ta Londra'ya gitmek üzere Ankara' dan hareket eden kurul, Roma'ya ulaştı ve Dışişleri Bakanı Sforza tarafından kabul edildi. Sforza Ankara delegelerinin konferansa resmen çağrılmaları konusundaki notu istemeyerek aldı. Bunu Londra ve Paris'e ulaştıracağını söyledi. Cavit Bey, kurul üyeleriyle uzun uzun görüştü. İç borçlanmaya gitmelerini önerdi; Bekir Sami Bey'e ayrıca Fransız ve İtalyanlarla ayrı ayrı anlaşma yapmalarını öğütledi. * Tevfik Paşa Kurulu'yla Yunan Kurulu Londra'ya ulaştı. Lloyd George, 1 9'da İtalya aracılığı ile Ankara Kurulu'nu Londra Konferansı'na resmen çağıracak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Mebus maaşlarının 100 liradan 200 liraya çıkarılmasını öngören kanun teklifi, görüşme yapılmaksızın 32 redde karşı 69 oyla kabul edildi. 18-60 yaşlan arasındaki erkeklerden 4 işçi gündeliği kadar yol parası alınması ile ilgili kanun önerisi de benimsendi. Milli Savunma bütçesi 27.576.039 lira olarak kabul edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey, birliklerini denetleyerek savaşa hazır oldukları raporunu verdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İngiliz Parlamentosu'nda Hebert ve Guinnes adlı mebuslar, Malta'daki Türk tutsaklar konusunda Hükümet'ten açıklama istediler. Guinnes "Hiç bir zaman savaşa girmemiş bu kimselerin savaş tutsağı olmadan 1 yıldan fazla hapiste tutulması, İngiliz adalet geleneklerine aykırı değil midir?" diye sordu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Açıksöz: ''Mühim Bir Nokta' ' başlıklı başyazısında, Türkleri kuvvet yoluyla yenemeyen İngilizlerin şimdi yüze gülerek barış anlaşmasını yumuşatma adı altında uyuşturma siyaseti güttüğünü belirtiyor. Bu noktada dikkatli olunmasını istiyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Sebilürreşat'ta İstiklal Marşı.-Eşref Edip: Bolşeviklerle birlik olmamız, Bolşevik olmamızı gerektirmez. Komünizmi doğuran sebeplerin hiç birisi bizde yoktur. Hakimiyeti Milliye'de çerçeve içinde İstiklal Marşı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


İkdam: Anadolu-komünizm: En yetkili ağızdan açıklandığı gibi, Ankara'nın kesinlikle komünizmle ilgisi yoktur.


Konferans karşısına çıkmadan önce Ankara, Batı'daki aksi propagandayı tekzip etmiştir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Paris Konferansı kararları iç ve dış basında etkili oldu ve çeşitli yorumlara yol açtı. Yabancı gazeteler bağlı oldukları ülkelerin dış politikalarına ya da kendi siyasal düşüncelerine göre Paris kararlarını değerlendirdiler. Yunan basını konferans kararları karşısında telaşlandı ve bunları Helenizm aleyhine doğru atılmış adım olarak nitelendirdi. Kararların Atina’ya Fransız elçisi aracılığıyla bildirilmesi de anlamlı bulundu. Sevres Antlaşmasında yapılacak en küçük değişikliğin, Yunanistan’ın zararına olacağı yine bir kısım Yunanca gazetelerce ileri sürüldü. Periioni isimli gazete başyazısında Londra’da toplanmasına karar verilen konferansta Sevres Antlaşmasının değişikliğe tabi tutulması olasılığını doğrulayan başka bir yönün, antlaşmanın düzenlenmesine katılmamış olanlara bu kez Londra’ya gelmeleri için çağrıda bulunulmuş olmasını gösteriyordu. İtilaf Devletlerince böyle bir çağrıda bulunulmuş olmasının nedeni de 14 Kasım tarihli Yunan seçimlerinde verilmiş olan oylara bağlanıyordu. Rumca gazetenin ilginç olan başyazısında ayrıca şu görüşler benimseniyordu: konferans Yunanistan’a Konstantin mi, Sevres Antlaşması mı biçiminde bir soru yöneltmiş oluyor? Atina’dakiler önceden olduğu gibi kralı yeğ tutacaklardır. Aslında yapılması gerekli olan Konstantin’in tahtından vazgeçmesidir. Venizelos yanlısı olan Yunanca gazetenin Paris kararlarını bu biçimde değerlendirmesine karşın, Harbiye Bakanı Gonaris’in düşüncelerini yansıtan bir başka Yunan gazetesi, Yunanlıların kendilerine verilen vekaleti insanca büyük özveriler sayesinde ve hazinelerinden ayırdıkları fonlarla yerine getirmeye çalıştıkları, 2000 Türkün Yunanlılar tarafına katıldığı (Çerkez Ethem kastediliyor) bir zamanda İtilaf Devletleri’nin konferans çağrısında bulunduklarına dikkat çekiyor, Mustafa Kemal’in görüşmelere çağrılmasının onun direniş ve hareketini desteklemek anlamına geleceğini ekliyordu.


Venizelos yanlısı ve kralcılara karşıt Patris isimli başka bir gazete de Londra’da toplanmasına karar verilen konferansa Mustafa Kemal’in temsilcilerinin de çağırılmasını şaşkınlık içinde karşılıyordu. Gazete, bu konuda ve konferansın amacı hakkında şu tümceleri yayınlıyordu.


“…Londra Konferansına, Yunanistan’ın da Türkiye’nin de Mustafa Kemal’in de temsilcileri davet olunuyor. İşte gayr-i memul bomba budur. Müzakerata mağlup düşmanın temsilcileri de katılacak ! Mustafa Kemal’in temsilcilerinin bulunması mucib-i hayrettir. Bu hayret, son zamanlarda hükümetin nikbinliği dolayısıyla daha ziyade şiddetlidir… Öyle bir yola dahil olduk ki, ondan fayda bulacağımızı ümid edemeyiz, zarar görmek tehlikesine maruz kalacağız. Mesul kim? Bunu aramak zaiddir”


Yunan basınındaki bu tartışmalara yarı resmi yayın organı olan Politeia gazetesi öteki gazetelere göre daha değişik bir yaklaşımla katılıyordu. İstedikleriyle, içinde bulunulan koşulların birbirlerinden farklı olduğunu anımsatan Yunan gazetesi Sevres Antlaşması’nın sürekli olarak temyiz olunmak tehlikesiyle karşı karşıya olacağını ileri sürüyordu. Anadolu’daki askeri başarısızlıkların nedenlerini kendilerine verilen yükümlülüğü İtilaf Devletleri’nin oluru olmaksızın yerine getirmek olanakları bulamayışa bağlayan Politeia antlaşmayı uygulama isteğine ve gücüne sahip bulunduklarını savunarak kendilerinden bu iznin esirgenmemesini istiyordu. Yunanistan’ın bundan böyle izleyeceği politika hakkında da şu tümcelere yer veriyordu.


“Yunanistan sulh namına, Türklere müzakerata girişmelerine fırsat bahş olacak bir masaadekarlığı icra edecektir. Fakat kendi hukuk-ı hakimiyesini sektedar edecek veya yeni ihtilaf şubeleri ihdas eyleyecek mesail kabul edemeyecektir. Çünkü Yunanistan şimdiye kadar ibraz ettiği fedakarlıklarla Anadolu meselesine kat’i bir netice vermek istemeye hak kazanmıştır.”


Yunanistan’ın Londra’da konferans toplanması konusunda alınan kararlara karşı gösterdiği tepkilere son vermeden önce, Başbakan Kologeropulos’un 17 Şubat 1921 tarihli İkdam’da çıkan demecine değineceğiz. Londra’ya gidecek Yunan heyetinin görevleri arasında, İngiliz ve Fransa siyasi çevrelerinde egemen olan Yunanistan’daki seçim sonuçlarının Doğu’daki durumunun üzerinde etkili olacağı biçimindeki görüşün ortadan kaldırılmasına çalışılacağı da bulunuyordu. Ayrıca bu demeçte Anadolu’daki askeri hareketin Sevres Antlaşması’nın yeniden “tetkik ve tadilini“ haklı kılamayacağı görüşü de yer almıştı. Yunan basınında yayınlanan bu yazılara göre, Kasım ayı içerisinde yapılan ve kralın ülkesine dönmesini sonuçlandıran seçimler İtilaf Devletleri’nin tepkisine neden olmuş ve Londra’da bir konferans toplanmasına karar verilmişti. İktidar, kendilerine verilmiş olan görevin yerine getirilmesinde İtilaf Devletlerince sağlanacak daha geniş bir eylem serbestliği sayesinde Anadolu’da ciddi bir güçle karşılanmayacakları görüşünü savunuyor. Sevres Antlaşmasında yapılması düşünülen değişikliğe gerek kalmayacağını belirtiyordu. Muhalefet ise, uluslar arası ilişkilerde Yunanistan aleyhine bir durumun ortaya çıkmasında, iktidarın iyimser davranmasıyla bunu daha da yoğunlaştırdığını ileri sürüyordu. İktidar ve muhalefet Mustafa Kemal’in temsilcilerinin konferansa çağrılmasını telaş ve kaygı içinde büyük bir tepkiyle karşıladılar.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İZZET ÖZTOPRAK / 262-263-264-265


Memleketin içten ve dıştan büyük tehlikeler içinde bulunduğu, Milli Mücadele’nin çok buhranlı döneminde, özellikle en önemli sorun olan asker kaçakları, iç güvenlik, bozgunculuk, casusluk gibi tehlikeleri yok etmek için olağanüstü yetkilerle kurulmuş olan İstiklal Mahkemeleri dört ay zarfında büyük başarılar sağladı. On binlerce kaçak ve bakaya cepheye gönderildi. Kaçak suçlarından ceza giyenler ise bu suçu alışkanlık halene getirmiş ve kaçak bulunduğu sırada soygun, öldürme, ırza saldırı gibi ağır suç işlemiş olanlardır. Mahkemeler bunun yanı sıra en önemli konu olan emniyet ve huzur sorununu da çözmüş, emniyet bozucu suçlar hemen hiç kalmamıştır. Soyguncu, çıkarcı, casus, hatta adi suçlar bile önemli derece azalmıştı. Bu yüzden özellikle köylüler mahkemelerin kaldırılmasından memnun kalmamışlardı. Bir belediye başkanı “ Ankara’mızın yaptığı her şey iyi idi, yalnız bu mahkemeleri kaldırdılar fena yaptılar, bizim işimiz fena olacak” diyerek emniyet ve güvenliğin yeniden bozulacağını belirtti.


Mahkemelerin kaldırılması için yapılan görüşmelerin yumuşamağa başladığı bir sırada, 17.02.1921’de Meclis Başkanlığı’nın verdiği, İstiklal Mahkemelerinin kaldırılması ile ilgili “… kurulduğu günden itibaren fevkalade hizmeti görülmüş olan. Fakat şimdilik ihtiyaç kalmadığı ve eğer atiyen ihtiyaç-ı mahsus bulunduğu zaman yine Meclis-i Ali’nin karar vet ensibiyle lüzum görülen mahalde İstiklal Mahkemesi teşkili her zaman mümkün olacağına binaen…” gerekçesi ile “ Ankara İstiklal Mahkemesi’nden ma-ada bi-l-umum İstiklal Mahkemelerinin şimdilik faaliyetine nihayet verilmiş ve Meclis’e davet edilmiştir. Mahkemelerde bulunan evrakın ait oldukları mahkeme-i nizamiye ve divan-ı herplere devrine” ait kararı, Meclis tarafından kabul edildi ve Milli Mücadele içinde çalışan 1. Dönem İstiklal Mahkemelerinin çalışmaları ( Ankara İstiklal Mahkemesi hariç ) son buldu. Bu karar bütün İstiklal Mahkemelerine bildirildi. Mahkemelerin çalışmalarına son vermeleri ise bu kararı alış tarihine göre değişik tarihlerde oldu.


Meclis kararında mahkemelerin “ geçici olarak kaldırıldığı ve icap ederse tekrar kurulacağı “ bildirilmişse de İstiklal Mahkemeleri’ne gönderilen yazıda “ eşyanızı bera-yı füruht (satılmak için) tamamen maliyeye teslim ediniz” deniyordu. Bu hüküm mahkemelerin bir daha kurulmaması gibi bir anlam taşıyordu. Sonradan satılmayıp, Meclis Başkanlığı’nın izni ile istinaf mahkemelerine devredildiği anlaşıldı.


İnönü Zaferi’nin yarattığı gevşeklik ve mahkemelerin çalışmaları sonucu elde edilen başarıyla, sorunların kısmen çözülmesi mahkemelerin kaldırılmasını hazırlamıştı. Aleyhtarlarının artan baskısı karşısında hükümet, mahkemelerin çalışmalarına son vermeyi istemekle Meclis’te çıkabilecek bir ikiliği ve çelişkiyi önlemiş olması sorunlar için kısmen çare olabilecekti.


İSTİKLAL MAHKEMELERİ / ERGUN AYBARS / 132 – 138

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG