17 Ağustos 1919

11 Ağustos’ta Hükumet’ten istifa eden Tevfik Paşa, verdiği demeçte ‘Manda ve himaye bağımsızlıkla bağdaşmaz.’ Dedi. Tevfik Paşa, Kuvayi Milliyecilerin asi sayılamayacağını, bunların ülkeyi savunduğunu söyledi. ‘Bunlara karşı asker göndermek, insanın kendi ev halkını öldürmesi gibidir.’ dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 52)


23 Temmuz-7 Ağustos 1919 arası süren Erzurum Kongresi ile 4 Eylül 1919’da başlayacak Sivas Kongresi arası bir genel değerlendirme:


Mustafa Kemal 29 Ağustos 1919’a dek Erzurum’da kaldı. 22 gün süren Erzurum çalışmaları, Samsun’da başlayıp, Amasya’da sürdürdüğü çalışma ve yazışmaların, daha ileri bir adımı, bir üst aşamasıydı. Artık ‘Heyeti Temsiliye’ adına hareket ediyor ve telgraflarla ülkenin her yöresine ulaşarak, Sivas’ta yapılacak ulusal kongre için çalışıyordu. Erzurum Kongresi’nin verdiği meşru yetkiye dayanarak, her ilden delegelerini seçmesini ve gizlice Sivas’a göndermesini istedi. Gizliliğe önem veriyordu, çünkü İstanbul Hükumeti, Sivas Kongresine gidecek delegelerin tutuklanarak geri gönderilmesini istemişti. Benzer bir buyruk, onun için verilmiş. Dahiliye Nezareti’nden sonra Harbiye Nezareti de 30 Temmuz’da kolordu karargahlarına gönderdiği buyrukla Mustafa Kemal’in tutuklanmasını istemişti. Tutuklama buyruğunda şunlar söyleniyordu: ‘Babıali Hükumeti’nin emirlerine başkaldırmaları nedeniyle, Mustafa Kemal Paşa ve Miralay Refet Bey’in tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesi karar altına alınmıştır.’


Giriştiği eylemin o günkü durumu, İngiliz araştırmacı Dankwart A. Rustow’un söylemiyle henüz, demokrasi, örgütlü ayaklanma, gerilla savaşı ve açık savaş hali arasında bir alacakaranlık dönemidir. Bu alacakaranlık döneminde, İstanbul için tutuklanması gereken bir suçlu, işgalciler için durdurulması gereken asi bir generaldir. Yunanlılar, İzmir’den çevreye yayılmakta işgal alanlarını genişletmektedir. Ermeniler ve yerli Rumlar savunmasız köylere saldırmakta, kırım yapmaktadır. Sayısı azalmış iki kolordudan başka elde askeri bir güç yoktur. Değişik bölgelerde ortaya çıkan milli direniş örgütleri, dağınık ve örgütsüzdür. Hükumet yasağına karşın, delegeleri seçimle belirlenen ve ulusun tümünü temsil eden bir kongre toplamaya çalışmaktadır. Durumun içeriden görünüşü alacakaranlık değil, belki de koyu bir karanlıktır.


(Kaynak: Ülküye Adanmış Bir Yaşam 1 / Metin Aydoğan / Syf 170)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG