17 Ağustos 1921


Meclis Muhafız Taburu, Takviye için cepheye gönderildi. Mustafa Kemal, yeniden cepheye döndü. Yunan 1, 2 ve 3. kolorduları Sakarya'nın çizdiği yay içinde biraz arazi daha kazandılar. Kuzeyde Sakarya üzerindeki 1.Süvari Tümeni, Mihalıççık ve Balıkçı köprülerini tahrip ederek kuzeye çekildi. 2. Grup birlikleri, Akşehir Gölü çevresinde başlayan yürüyüşlerine devam ederek bugün Batı Cephesi'nin sol cenahı güneyindeki Kürt taciri köyüne ulaştılar. Büyük kuvvetlerle Cihanbeyli ovasına inmekte olan Yunan kuvvetleri, Türk sol cenahını kuşatmak istiyor, bu girişime karşı Türk sol cenahı daha gerilere alındı. Yunan Komutanlığı, Sakarya güneyine geçmek için çark etme karan aldı. Plana göre geçiş 19'da başlayıp 20'de sona erecek. Üçüncü Yunan Tümeni, Türk birliklerini Sakarya kuzeyine çekilmeğe mecbur etti. Türk Batı Cephesi, tümenleri zayıf mevcutlu ve iyi hazırlanmamış İhtiyat Grubu'nu cepheye sürdü. Yakıcı sıcak altında Yunan askerleri Tuz Çölü'nü geçmeye çalışıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan Hükümeti, Anadolu'da işgal ettiği bütün topraklarda askeri bir yönetim kurulduğunu açıkladı. Açıklamada, bu idarenin halka barış ve özgürlük getireceği ileri sürüldü!


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngilizlerin Atina Elçisi Granville, Başbakan Gunaris ve Dışişleri Bakanı Baltacis ile görüştü. Gunaris, savunulabilecek bir sınırda duracaklarını söyledi. İstanbul ile Boğazlar bölgesinin İngiltere ve Yunanistan himayesinde "özgür" bir devlet olmasını istedi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin, Ali Fuat Paşa'ya söz verdikleri savaş araçlarının hızla ve tamamiyle gönderilmesinden sonra daha da fazla yardım yapabileceklerini sandığını belirtti. Çiçerin, Türkiye Batı Cephesi'ne bir Rus ordusu göndererek fiili yardımda bulunmayı düşünüyorlarsa da bunun maddeten mümkün olmadığını, Türkiye'nin de bunu istemediğini bildiklerini söyledi. "Enver Paşa'nın, temin edebileceği Müslüman kuvvetleriyle Anadolu'ya geçmesi mümkün olamaz mı?" dedi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


İngiliz Genelkurmayı, hükümetine verdiği raporda, Bolşevik kuvvetlerinin nerede olduklarını ve Ankara'nın yardımına ne kadar zamanda gelebileceklerini anlattı. Temmuz-Ağustos aylarına ilişkin Türk-Yunan Savaşı hakkında bilgi verilen raporda, Türklerin bir yenilgiye uğradıkları, bundan sonra, ya Yunanlılarla kesin bir savaşı kabul edecekleri, ya geri çekilmeye devam edecekleri, ya da orduyu dağıtıp gerilla savaşını seçecekleri belirtildi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Erzurum Mebusu Celalettin Arif Bey, Paris'ten Mustafa Kemal'e gönderdiği mektupta, onun başkumandanlığını kutladı. Dağılan konferansta, Türkiye lehinde olan Fransa'nın yalnız kaldığını, İtalyanların da İngilizlere yaklaştığını belirtti. "Yunan'ın belini kırdıktan sonra" milli amacın kolaylıkla elde edileceğini yazdı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


General Pelle, İstanbul'da Ankara'nın Temsilcisi Hamit Bey'le görüştü. Pelle, İngilizlerin Boğazlar'a İstanbul'a el koymaya çalıştıklarını, fakat Fransa'nın buna kesin biçimde karşı olduğunu, Fransız esirlerinin İngiliz esirlerinden önce bırakılmasının iyi olacağını söyledi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Fethi Bey'in not defterinden: Düşman bu akşam artık mevzilerimize yaklaşmış bulunacak. Yarın savaş başlıyor demektir. Bütün milletin talihi, bu harbin neticesine bağlıdır. Bu yüzden pek büyük alaka ile bu neticeyi bekliyoruz. Ankara muhiti daha ziyade ricati düşünüyor. İnşallah bu düşünce haksız çıkar


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, bugün Ankara’dan cepheye döndü. Yunanların ileri yürüyüşlerini adım adım izliyor, alınan savunma önlemlerini dikkatle gözden geçiriyordu. Aklı fikri cephede, Sakarya boylarındaki savunma mevzilerindeydi. Hoş cephe de uzak sayılmazdı. Ana savunma mevzilerinin kuzey kanadı kuş uçuşu yüz on, güney kanadı kuş uçuşu doksan km uzaklıktaydı Ankara’ya...


(Kaynak: Alptekin Müderrisoğlu / Sakarya / Syf 72)


Selim Erdoğan Sakarya kitabında anlatıyor:


16 Ağustos 1921’de düşman dokuz piyade tümeni, bir süvari tugayı, 286 top ve 2768 makineli tüfeğiyle üç koldan Ankara’ya yürümektedir. Gecenin en karanlık, ufkun en belirsiz olduğu vakittir.


17 Ağustos günü bir haftadır dümdüz Polatlı’ya doğru ilerleyen düşman aniden güneye çark eder. İsmet Paşa bu harekete bir anlam veremez. Onun bulduğu açıklama ‘Papulas bizim hattı Sivrihisar’da bekliyordu. Daha geride cephe kurduğumuzu anlayınca ileri karakollarla uğraşmadan güneye döndü.’ Şeklinde olur. Gerçekten de cephe güney kanadını savunacak Selahattin Adil Bey’in 2.grubu Adana’dan, Mardin’den, Akşehir’den parça parça gelmektedir.


Giresun gönüllülerinin Binbaşı Hüseyin Avni Bey komutasındaki 42. Alayı Giresun’dan, Topal Osman Ağa’nın 47.Alayı ise Koçgiri İsyanı’nı bastırma görevinden gelerek Ankara’nın doğusunda buluşurlar. Aba-zıpkalılar bir hafta sonra horon oynar gibi Türkiye’nin dört yanında Ankara’ya asker, silahü mühimmetü giyecek, gıda malzemesi taşımaktadır.

Gecenin en karanlık vaktidir.


Başkomutan Mekteb-i Harbiye’den arkadaşı Kazım Fikri ‘Özalp’ Bey ve kolordusunun yaptığı akıl almaz yürüyüşü düşünür:

‘Türk olmak zordur, dünyayla savaşırsın. Ama Türk olmamak daha zordur, çünkü Türk’le savaşırsın!’


(Kaynak: Selim Erdoğan / Sakarya / Syf 129)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG