17 Kasım 1919 Pazartesi


Dün başlayan Sivas toplantısı devam ediyor. Bugün, Meclis’in nasıl etki altına alınacağı ve korunacağı tartışıldı. Mustafa Kemal, İstanbul’da silahlanmış üç bin adamları olduğunu söyledi. Mebusların İstanbul’a gitmeden önce grup grup toplanmaları, Kuvayı Milliye reislerinin Meclis’e katılmaması, Meclis’te bir grup kurulması kararlaştırıldı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 235)


Urfa’da Becaylı, Baraz, Dinai, Şerale, Bozan, Milli, Osmanlı, Didan aşiretleri, Hükümet’e çektikleri telde, Urfa’nın Türk ve Kürtlerin eski yurdu ol­duğunu savunarak Osmanlı topluluğu içinde kalmak istediklerini, bu istekleri­nin Barış Konferansı’na götürülmesini istediler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 235)


Salihli Rum topluluğundan bir grup, İstanbul basınına çektikleri telgrafta, ilçe­de sükûneti sağlayan Kuvayı Milliye’ye şükranlarını belirtti, Kötü yayınları kı­nadı. 21 Ekim’de de Erbaa Rumları benzer bir girişimde bulunmuşlardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 235)


Musevî Lideri Hahambaşı Hayim Nahum Efendi’nin Paris’te Le Matin Gaze­tesi’nin 10 Kasım tarihli sayısında çıkan demeci İstanbul basınında: Pek yüksek bir zekâsı olan Padişah’ın hüküm ve nüfuzu altında Türkiye, yeniden refahını kazanarak doğuda bir düzen etmeni olabilir. Anadolu ve Türk halkı, Mustafa Kemal’le beraberdir. Mustafa Kemal’den korkmaya gerek yoktur. Türklerin Fransız yardımına ve tavsiyelerine ihtiyacı var.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 235)


Paris Banş Konferansında İngiliz Delegeler Kurulu Başkanı ve Dışişleri Baka­nı Yardımcısı Crowe, Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Kidston’a yazıyor: Ermenileri, Türklere, Kürtlere ve Azerilere karşı silahlandırmak, Kafkasya’dan Kilikya’ya kadar Büyük Ermenistan fikrinden vazgeçmemek gerek. Ermenilerin silahlandırılması halinde, Mustafa Kemal’in Ermenilere ve İtilaf Devletleri’ne düşmanlığının artacağı görüşü de yersizdir. Çünkü Mustafa Kemal hareketi, zaten İtilaf Devletleri’ne düşmandır. İtilaf Devletleri böyle bir durumu Türkle­re kabul ettirecek güçtedir.


Dışişleri eski Bakanı Balfour’un Avam Kamarası’nda konuşması: Milletlerin kendi geleceklerini tayin ilkesi Türkler için de uygulanacaktır. Barıştan sonra bir Türk imparatorluğu mevcut olacaktır.


Başbakan L. George, Venizelos’a yazdığı mek­tupta şöyle dedi: Büyük Britanya’nın, Doğu Akdeniz politikasının güçlü ve istikrarlı bir unsuru duru­muna geleceği konusunda sağlam ümitler beslediğimiz Yunanistan’ı, bütün haklı isteklerinde destekleyeceğine güvenebilirsiniz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 235)


Sabah’ta Lütfi Fikri: Türk-Kürt meselesi: Barıştan sonra istediğimiz gibi didişelim. Birbirimi­zi memnun ederiz. Kürt cemiyetleri, şimdi ayrılmayı reddetmelidirler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 236)


Nutuk’tan/


Efendiler, İstanbul’da, vatanın kurtarılması ile ilgili en önemli işlerle uğraşan, saygı değer olarak tanınmış kimselerin, o devirde, İstanbul’un zehirli havasını teneffüs yüzünden, düşüncelerinde ne kadar olumsuz sapmalar meydana gelmiş olduğuna örnek olmak üzere, daha Sivas’ta iken karşılaştığım küçük bir olayı müsaadenizle bilginize sunmak isterim.


Âyân üyelerinden Çürüksulu Mahmut Paşa, «Bosphore» gazetesi yazarlarından birine, siyasî durumumuzla ilgili bir demeç vermişti. Mahmut Paşa’nın o tarihlerde, Barış Hazırlıkları Komisyonu (*) üyesi olduğunu da hatırlarsınız.


Paşa’nın 31 Ekim 1919 tarihli Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlanan demecini, 17 gün sonra Sivas’ta okudum. «Ermenilerin aşırı isteklerine hak vermemekle birlikte, sınırlarda bazı düzeltmelerin yapılmasına razı oluruz» ifadesi dikkatimi çekti.


Doğu Anadolu’da Ermenistan lehine toprak tavizlerinde bulunulacağına söz verme anlamı taşıyan bu cümlenin, Barış Komisyonu üyesi olan bir devlet adamı tarafından söylenmiş olması, gerçekten üzerinde düşünülmeye ve hayretle karşılanmaya değerdi.


Bu sebeple 17 Kasım 1919 tarihinde, Çürüksulu Mahmut Paşa Hazretleri’ne yazmayı yararlı saydığım bir telgrafta, demecindeki işaret ettiğim cümleden dolayı, «Doğu Anadolu halkının pek haklı olarak, son derece üzgün ve kırgın olduğunu belirttikten sonra, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin kararları gereğince, milletin Ermenistan’a bir karış toprak teretmeyeceğini ve hatta, eğer hükûmet, böyle acı bir mecburiyete boyun eğerse, milletin kendi haklarını bizzat savunmaya kararlı olduğunu ve bunun bütün dünyaya ilân edilmiş bulunduğunu» yazdım ve bu millî azim ve kararın herkesten önce, Barış Hazırlıkları Komisyonu’nun sayın üyelerince bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gereğini arz ettim.


(*) Mütareke döneminde İstanbul’da barış hazırlıkları amacıyla oluşturulan kurul.

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG