17 Kasım 1920

Ermeniler, bütün ateşkes şartlarını kabul ettiklerini bildirdiler. Ermenilerden alınan pek çok silah ve cephane Batı Cephesi için yola çıkarıldı: 2.000 piyade tüfeği, 3 sahra topu, 40 hafif, 20 ağır makinalı tüfek, 4.000 sandık piyade mermisi, 6.ooo topçu mermisi. Gümrü Belediyesi, yönetimi Bolşeviklere devretti, durumu Türk Hükümeti'ne ve Ermeni halkına bir bildiri ile açıkladı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ankara Hükümeti, gereksiz döviz kaybını önlemek amacıyla, tıbbi amaçlar dışında bütün alkollü malzeme ve içkilerin dışalımını yasakladı, tıbbi amaçlarla üretilecek ispirtolu maddeler için bir nizamname çıkardı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Basında yer alan başka bir konu da, Doğu askeri harekatı sırasındaki Türk-Sovyet ilişkisi olmuştu. Bu sırada İstanbul’da yayınlanıp İngilizlerin sözcülüğünü yapmakta olan Orient News gazetesi Ermenistan askeri saldırısı için yazdığı bir makalede; bir taraftan İtilaf Devletleri’nin amacının Türkiye ile Kafkas hükümetleri arasında bağımsız bir Ermenistan Devleti kurmak ve Kafkasya’daki hükümetleri desteklemek olduğunu belirtirken öte yandan Bolşevizm ve Kemalizm’in sürekli olarak bu politikanın karşıtını izlediklerini ileri sürüyor ve Kafkasya’ya değin uzanan bir Türkiye’nin bağımsız değil, Bolşevik bir Türkiye olacağını savunuyordu. Aynı yazıda Bolşevikler ve Kemalistlerin gelecekte tükenecekleri, geçici başarılarının bugün için geçerli olduğu belirtiliyordu.


Londra’da yayınlanmakta olan Near East dergisi de Türk ve Bolşevik ordularının Tiflis-Erivan demiryolu hattının Batı’sındaki toprakları işgal etmeyi planladıklarına, Türklerin Brest-Litovsk antlaşması uyarınca Kars, Ardahan ve Batum’u ele geçirmek istediklerine değiniyordu. Aynı yazıda Türklerin tasarımlarına yani üç vilayetin kendilerine bırakılmasına Sovyet Rusya’nın uyup uymayacağının önemli olduğu. Bakü Kongresindeki Rus temsilcisinin bu konuda kendilerinin olumsuz davranacaklarını sezinlettiği ileri sürülüyordu. Çünkü Kafkasya’da eski Rus sınırına erişmenin >Sovyet Rusya tarafından düşünüldüğü savunuluyordu. Bu yazı, Türk –ermeni bırakışma görüşmelerinin yapıldığı günlerde 17 Kasım 1920’de Alemdar gazetesinde yer almıştı. Bu İngiliz görüşü yanında Ermeni görüşü de Türk-Sovyet ilişkilerinin çıkar çelişkileriyle karşı karşıya bulunduğunu anımsatıyordu. Vakit gazetesinin 21 Kasım tarihli sayısında yayınlanmış olan Ermenice Jamanak gazetesinin bir yazısında Türklerin Brest-Litovsk antlaşmasını uygulamak istediklerini, bunu ise Sovyetlerin işine gelmediği, gelecekte Mustafa Kemal’in Azerbaycan ve Kuzey Kafkas İslamlarını destekleyerek Türk-Tatar egemenliğini kurmak düşüncesinde olduğu belirtiliyordu. Öte yandan Bolşeviklerin bu oyuna gelmek ve Türkleri güçlendirmek istemedikleri, Ermenistan’a karşı düşmanca bir tutum ve hareketten vazgeçmeye başladıklarının anlaşıldığı üzerinde ısrarla duruyordu.


KURTULUŞ SAVAŞINDA TÜRK BASINI / Dr. İzzet ÖZTOPRAK / 224 – 225


Nutuk’tan/


İsmet Paşa’nın cephede çalışmaya başlamasından sonra, Ethem Bey, rahatsızlığını ileri sürerek Ankara’ya geldi ve burada uzun süre oturdu. Onun yokluğunda, kardeşi Yüzbaşı Tevfik Bey, Ethem Bey’e vekâleten Kuva-yı Seyyare’nin başında komutanlık ediyordu.


Durumu gerektiği gibi aydınlatabilmek için, bir olaylar zincirinin bazı ana noktalarına işaret etmek uygun olur. Kuvve-i Seyyare Komutanlığı, Karacaşehir’de, kendisine bağlı olmak üzere, gizlice Karakeçili adında bir birlik kurmuştu. Bu kuruluş hakkında Batı Cephesi Komutanlığı’nın bilgisi yoktu.


Böyle bir birliğin varlığı 17 Kasım 1920’de tesadüfen öğrenildi. Cephe Komutanlığı’nın bu birliğin varlığı hakkında bilgi istemesi ve birliğin teftişe hazırlanması emri Ethem Bey tarafından yerine getirilmedi. Cephe Komutanlığı’nca, sivil işlere ve geri hizmetlere karışılmaması için verilen genel emre aykırı olarak, Kuvve-i Seyyare Komutanlığı, Kütahya bölgesinde, her şeyde gösterdiği müdahale ve zorbalığını daha da artırdı.


Cephe komutanı, Ethem Bey Kuvve-i Seyyare’sinin, öteki gezici kuvvetlerden ayrılması için «Birinci Kuvve-i Seyyare» diye adlandırılmasını emrettiği halde, Ethem Bey ve kardeşi, bunu dikkate almak şöyle dursun, bu emre rağmen kendi kendine «Umum Kuva-yı Seyyare ve Kütahya Havalisi Komutanı» şeklinde bir komutanlık durumu ortaya çıkardı.

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG