17 Kasım 1921

Malta'dan dönüp önceki gün Meclis'e takdim edilen Rauf Bey, istemediği halde 84 oyla Bayındırlık Bakanlığı'na seçildi. 1 1 Aralık'ta Müdafaa-i Hukuk Grubu İkinci Başkanlığı'na da seçilecek olan Rauf Bey, 7 Ocak'ta Nafıa Vekilliği'nden ayrılacak, 1 Mart 1 922'de Meclis İkinci Başkanlığı'na, 1 2 Temmuz'da da

Başbakanlığa seçilecektir.(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Fransa, İngiltere'nin 5 Kasım'da verdiği, Türk-Fransız Anlaşması'nı kınayan muhtırasına cevap verdi: Türkler şimdi çok kuvvetlendi, Güney'de yüz bin kişilik bir ordu bulunduramayız. Ankara ile yapuğımız barış, Müttefiklerle tam işbirliğini bozmaz. Eğer Türkiye, Bağdad demiryolundan Irak'a asker gönderirse, demiryolunun Suriye'den geçen kısmında bunu engelleyeceğiz.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey, Yüksek Komiserlerin Samsun İstiklal Mahkemesi'nin Pontosçu Rumlar hakkında ölüm cezası vermesi üzerine gönderdikleri 21 Ekim tarihli notalarına verdiği cevapta, Türkiye'yi parçalamak isteyen herkese aynı cezayı verdiklerini belirterek tekrar Yunan zulümlerinden şikayette bulundu

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

İttihatçıların yurt dışındaki çalışmaları: 1) Enver Paşa'nın kaulmadığı Batum Konferansı (jaeschke 1: 1 67) . 2) Enver Paşa'nın Buhara yakınlarında tuttuğu not defteri: Sitare kışlağı. Hedefim olan isyan bölgesine girmeğe az kaldı. Şimdiye kadar Ruslarda bir hareket yok. (Aydemir 3, III: 664) 3) Cemal Paşa, Afganistan'dan 5 hafta kadar önce geldiği Moskova'dan, Almanya, Fransa ve İtalya'da Afganistan için görüşmeler yapmak üzere Berlin'e hareket etti (Karabekir 2: 217, 259) . 4) İstanbul eski Polis Müdürü Azmi Bey'in Batum'da bulunan Küçük Talat'a mektubu (Jaeschke 1: 1 66) . 5) Trabzon'da 1 3. Tümen Kumandanı Sami Sabit Bey, Doğu Cephesi Kumandanlığı'na hitaben kaleme aldığı (yarın göndereceği) raporda, Ardahan Mebusu Hilmi Bey'in Enver Paşa ile görüşmek üzere Mustafa Kemal tarafından gönderildiğini ve Trabzon'a geldiğini, Mustafa Kemal'in Enver Paşa'ya şu üç şartı ileri sürdüğünü yazdı: Savaş devam ettiği sürece Arıadolu'ya geçmemek, Türkiye İngiltere ile barış yaptığı takdirde, İslam dünyasında İngiltere aleyhinde girişimde bulunmamak, barıştan sonra da bir süre Türkiye'yi rahat bırakması. .. Rapora göre Hilmi Bey, Meclis'te 40 İttihatçı bulunduğunu, Mustafa Kemal'i devirmenin mümkün, ancak durumun elverişli olmadığını söylüyor ve Enver Paşa'nın Arıadolu'ya gelip başa geçmesini istiyor. Karabekir, yarın bu bilgileri Genelkurmay'a aktararak kendisinin bu işten haberdar edilmeyişinden sitem edecek, Fevzi Paşa da "Haberim yok" cevabını verecektir. Mustafa Kemal, 2 1 'de Hilmi Bey'in görevine son verecektir. (Karaman: 42, 43; Karabekir 3: 1 94-198; Tevetoğlu: 358)

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Tercümanı Hakikat: İngiltere Kralı "Şark sulhu elzemdir" diyor. -Mustafa Kemal Paşa bir beyanname neşrederek tahriklere aldanılmamasını istedi (Bosfor'dan ) .

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Güleryüz: Ali Kemal, milliyet deresinden geçerken sırtındaki Refik Halit'e yakınıyor: "Bu dere bana pek soğuk geliyor. Ayaklarıma kum batıyor". "Ne yapalım, ya bu dereden geçeceksin, ya bu diyardan gideceksin! "

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Hakimiyeti Milliye: TürkiyeFransa İ tilafı ve tezahürau. -İrlanda meselesi ve İngiltere'nin endişesi

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

İleri: Yunanlılar yeni bir kış harbine dayanamazlar. Anadolu'da barınamazlar. Onun için bir an evvel sulh istiyorlar. Sulha hasıl kavuşacaklar? Boşluğunu anladık.lan hülyalardan vazgeçerek, topraklarımızı tahliye etmekle.

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Nutuk’tan/

Malta’dan yeni dönen Bayındırlık Bakanı Rauf ve Kara Vasıf beyler izlenen askeri siyaseti öğrenmek istiyorlardı

Rauf Bey 15 Kasını 1921’de Ankara’ya gelmişti.

Rauf Bey’i, 17 Kasım 1921’de boşalan Bayındırlık Bakanlığı’na seçtirdik.

Rauf Bey’in ardından gelen Kara Vasıf Bey’i de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu Yönetim Kurulu üyeliğine seçtirdim. Bu iki kişinin birinden hü­kümette, diğerinden grupta yararlanmanın faydalı olacağını düşünmüştüm. Çok geçmedi, bir gün Rauf Bey’in Bakanlar Kurulu’nda bir konu hakkında açıklama istediği haber verildi. Aynı günde, Kara Vasıf Bey’in de, grup yönetim kurulunda aynı konu hakkında açıklama istediği bildirildi. Bu iki kişinin, önceden araların­da kararlaştırdıkları anlaşılan konu şuydu:

“İzlenen askeri siyaset nedir?”

Bu sorudan çıkarılabilecek anlam ne olabilirdi? Neyi anlamak istiyorlardı? Bizim izlediğimiz siyasi ve askeri politika biliniyordu. Tam bağımsızlığımız sağ­lanıncaya kadar düşmanlarla vuruşmak ve onları yeneceğimize ilişkin kesin inançla savaşmaya devam etmek... İşte söz konusu edilen soruyla demek isteni­liyordu ki, ne olursa olsun savaşmaya devam ederek sonuç almak mümkün mü­dür? Mümkün olmadığı olasılığına göre, daha şimdiden başka önlem ve yollara -ki anlatmak istediklerine göre siyasi yollardır- başvurarak içinde bulunduğu­muz tehlikeli duruma son vermek uygun olmaz mı?

Elbette, ne Bakanlar Kurulu’nda ve ne de grup yönetim kurulunda böyle bir konunun görüşme ve tartışma konusu olmasına izin vermedim. Bunun üzerine, Rauf Bey bakanlıktan, Kara Vasıf Bey de grup yönetim kurulundan istifa ettiler. Rauf Bey in istifası, 13 Ocak 1922 tarihinde Meclis’te okunurken, aynı tarihli bir istifa mektubu da okunmuştu. Bu istifa mektubu, Milli Savunma bakanı olan Refet Paşa’nm idi.

Ertesi günü şiddetli nezleden muztarip olarak, odamdan dışarıya çıkamadım. Mecliste Umumî Heyet top­lanmış ve gizli celse yapılmış.

Ankara'ya geldiğim günden beri Meclis Grubu Başkanlı­ğına seçilmem için yapılan tekliflere, "henüz yorgun bulun­duğumu ve umumî vaziyetle, Meclisin zihniyetini tetkike muhtaç olduğumu" ileri sürerek, bundan vazgeçilmesini rica etmiş olmama rağmen, bugün istif a. eden Ömer Lütfü Bey'in yerine, benim Nafıa Vekâletine ve aynı zamanda grup ikinci başkanlığına seçilmiş olduğumu, akşam daireme gelen Mus­tafa Kemal Paşa ile Fethi (Okyar) Bey söylediler. Hâlbuki, her ikisine de dün akşam bu hususta itizar etmiştim (özür dile­miştim).

Ben, daha yıllarca evvel, bir millî hareketin başında, bu memleketi behemehâl kurtarıp şerefli bir sulh ve sükûna ka­vuşturacağına kanî bulunduğum ve milletin istikâl içinde hür yaşamak mefkûresini hakkıyla temsil ettiğine inandığım Mustafa Kemal Paşa ile işbirliğine karar verip, bunu ta o za­man ilân da ettiğimden, şimdi istemediğim hâlde getirildi­ğim bu vekâlet dolayısıyla da, kendisine azamî gayret ve sa- mimîyetle yardımı bir memleket vazifesi sayıyordum.


(Kaynak: Siyasi Hatıralarım / Rauf Orbay / Syf 478)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG