17 Mart 1921


Doğu Anadolu'dan TBMM'ne Türk ve Kürtlerin kardeş oldukları ve Londra Konferansı'ndaki Ankara Hükümeti delegelerinin aynı zamanda Kürtleri temsil ettiğini bildiren telgraflar gelmeğe başladı. Bugünkü oturumda okunan telgraflardan biri İzoli, Bariçkan, Bühler, Zeyve, Aluşlu, Cürdi, Deyükan Aşiretleri başkanlarıyla bazı Kürt ulema ve eşrafının imzasını taşıyor ve şöyle deniyor: Kürtler küçük lokmanın kolay yutulacağını anlamışlardır. Kürtlerin kaderi Türklerle birleşmiştir. İtilaf Devletleri'nden merhamet dilenmiyoruz..."


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Meclis'in gizli oturumunda Bekir Sami Bey'in Fransızlarla yaptığı ı ı tarihli anlaşma metni okundu. Mebuslar, bu anlaşmanın yırtılıp atılmasını ve Misak-ı Milli'de ısrar edilmesini istediler ve Londra'ya gönderilen kurulun milli haklan savunmada zaaf gösterdiğini belirttiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Kral'ın Genel Yaveri Dusmanis, Savaş Bakanlığı'na verdiği raporda, Yunan ordusu takviye edilmezse zaferin şüpheli olduğunu, Anadolu halkının istilacı Yunanlılara karşı savaşacağını, halka boyun eğdirmek için Mustafa Kemal anlaşmayı kabul edene kadar işgal edilmiş alanın güvence altına alınması gerektiğini bildirdi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Ziya Gökalp'in Malta'dan kızı Seniha'ya mektubu: Burada serbestliğimizi artıracaklarmış, biz ise büsbütün yakamızı bırakmalarını istiyoruz. Cehennem içinde cennet hayatı ne kadar mümkünse esaret içinde serbestlik de o kadar mümkündür. Milletlerin hakkı istikbal, fertlerin hakkı hürriyettir. Bunlara mugayir her şey zulümdür. Zulüm devam edemez.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Hakimiyeti Milliye'de Eşref Edip: Anadolu'da İslam Kongresi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan)


Kuzey cephesinde bulunan Refet Paşa II İnönü Savaşı'ndan sonra Batı Cephesi'nde İsmet Paşa'ya iltihak etmişti. Refet Paşa daima birleşmeye taraftar, hiçbir şahsi ihtirası olmayan bir adamdı. Bundan sonra Milli Müdafaa Vekili oldu. Ordu şimdi gruplara ayrılmıştı. Her grup üç fırkalıydı ve İsmet Paşa'da hepsinin başında kumandandı.


Türk ordusunun bu çeşit savaş günlerinde, köylerde çok yardıma ihtiyacı vardır. Bu yardımı da sade Ankara'da bulunan Hilal'i Ahmer den görebiliyordu. Bunu Ankara kadınları hazırlamışlardı. Ankara kadınları beni bu işin başına geçirmek istedilerse de, ben sade bir aza olmakla yetindim. Çünkü hala sıtma nöbetleri geçirmekteydim.


Bu Aralık, İstanbul ile Ankara kadınları arasındaki farkı görüyordum. Ankara'daki İstanbul kadınları umumiyetle memur ya da mebus karısı idiler. İyi tahsil görmüş modern ve her işe atılmaya hazır kimselerdi. Ankara kadınları İstanbullulardan uzak duruyorlardı. Anadolu kadınlarının çekingenliği belki tahsilleri olmadığından ileri geliyordu. İstanbul kadınları ise şuuraltı bir yükseklik duygusu taşıyorlardı. Bunlardan bir tanesi bir istisnaydı.. Kendisi Cemil Bey adında bir adamın karısıymış. Güzel, alçak gönüllü bir kadındı herkesin yardımına koşardı. Kendisi duldu. Ankara'da yerleşmişti. Bütün Ankara kadınlarının sevdiği diğer bir kadında Miralay Nuri Bey'in karısıydı. O hilal-i ahmer'in başındaydı. Ankara Hilal'i Ahmer kadınlar kısmının iki Anadolulu kadın tarafından idare edilmesini teklif ettim. Bir tanesi belediye başkanının karısıydı. Belki kocasından daha iyi bir belediye reisi olabilirdi Zehra Hanım adını taşıyan öteki de gençliğinde İstanbul'da evlenmiş bütün İmparatorluğu dolaşmış, iyi Arapça ve Farsça bilir bir kadındı. Çok samimi dindar, eski zamanın fena adetlerine muhalif olmakla beraber. ani değişimleri de pek sevmezdi. Kudret'le vuzuhla ve vekarla konuşurdu. Hilal'i Ahmer’in bu kadınlar şubesi kız Muallim Mektebi’nde faaliyete bulunuyordu.

Mektebin başıdan çok becerikli cazip bir kadın vardı. Fakat iki defa toplandıktan sonra iş karıştı Sabah erkenden ilk İstanbullu kadın bana gelerek bütün Ankara kadınlarının toplantıyı terk ettiklerini ve İstanbul kadınlarıyla çalışmak istemediklerini söyledi. Sebebini sorduğum zaman şöyle anlattı:


toplantı yapmayı ve bana Ankara kadınlarını gazetelere ilan vererek davet etmeyi düşünmüşler. Ankara kadınlarıysa okuma bilmedikleri için bir bekçi vasıtasıyla her eve haber vermeyi teklif etmişler. Anlaşılan İstanbullu kadınlardan biri gazete okuyamayacak derecede olanları aralarında istemediklerini söyleyince. hepsi birden toplantıyı terk etmişler...


Benim bu işi yoluna koymamı istiyorlardı. İki tarafında görüşlerinde ki makul tarafları takdir etmekle beraber, Ankaralıların teklifini daha uygun buldum.


Mektebin müdürü ile konuştuktan sonra dört Ankaralı kadını davet ederek bu meseleyi açtım. Onlara münevverliğin sırf okumakla elde edilmediğini anlatmaya çalıştım. Kadınlığa karşı vazifelerinden bahsettim. Kadınlar arasında ayrılıklara erkeklerin güleceğini söyledikten sonra , nihayet lafı vatanseverlik meselesini getirdim. Bundan sonra birlikte çalışmayı kabul ettiler. On iki icra komite azasının altısı İstanbullu, altısı da Ankaralı olacaktı. Namzetlerin isimlerini tespit ettiğimiz zaman altı İstanbullulardan birine itiraz ettiler. O da son toplantının dağılmasına sebep olan kadındı. Fakat ona da oylarını vereceklerini söylediler. Nihayet, beni ısrarla reis seçerek Zehra Hanım'ı da ikinci başkan yaptılar.


Tabii bu teşekkürün paraya ihtiyacı vardı. Bunun için benim hayırsever kadınlara mektup yazmamı istediler. Mısırlı Prenses İffet Hasan büyükçe bir para yolladı. Ankara kadınları ara meselesinde çok sıkı oldukları için 100 liradan çok toplanamayacağını sanıyorlardı. Hazırlık çabucak yapıldı Cuma günü toplanılacaktı. Ben de bir gün sonra ameliyat olacaktım. Bu toplantı önümüzdeki cuma günü olacak ve ben de ertesi sabah Didar'ın evinde ameliyat edilecektim.


Ankara'nın en büyük salonu Erkek Muallim mektebinde olduğu için, orada toplanacaktık.. O akşam Kız Muallim mektebine giderek müdüre ile konuşurken beni bir hanımın görmek istediğini haber verdiler. Pencerenin ışığı altında, güzel ve ince yüzlü bir kadınla karşılaştım. Ellerini uzatarak bana geldi. Bunun bir defa Mustafa Kemal Paşa'nın arabasında gördüğüm yeğeni Fikriye Hanım olduğunu anladım. Bu güzel kadın her türlü yardıma hazırdır. Çok tatlı ve mahzun bir sesi vardı. Epeyce konuştuk. Her halde Mustafa Kemal Paşa'ya çok derin bir suretle bağlıydı. Onun kadın dostlarından çekiniyordu. Bu kadın Mustafa Kemal Paşa'nın evini gayet iyi idare ediyor ve hemen herkesin saygısını kazanıyordu. Kendisini almak isteyen birçok adamakıllı erkek olmasına rağmen kabul etmiyordu. İnanıyorum ki Mustafa Kemal Paşa'nın anası müstesna kendisini mevki için değil, şahsı için bağlı tek kadın bu idi. Ne var ki kendisini nikahla aldıracak kadar becerikli değildi. Bununla beraber bir gün alacağını inanıyordu. Ömründe tek bağlandığı erkek Mustafa Kemal Paşa idi. Onu kaybederse insan hissediyordu ki hayatını da kaybedecekti. Gözlerinin ve ağzının garip cazibesi hala hayalimdedir.


TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI / HALİDE EDİP ADIVAR / 205-206-207208


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG