17 Temmuz 1920 Cumartesi

Batı Cephesi Komutanlığı, her yandan Yunan kuvvetlerine saldırılmasını emretti. Emirde Yunanlıların Anadolu'dan Trakya'ya asker taşıdıkları, şimdi zayıf bir durumda bulundukları, saldın ile Trakya'daki Türk birliklerine de yardım edilmiş olacağı bildirildi. 20 Temmuz'da Tekirdağ'da karaya çıkarılacak olan Yunan İzmir Tümeni, Bandırma'da gemiye bindirildi. 29 Haziran'da işgal altına girmiş olan Sındırgı, Yunanlılardan geri alındı. Kasaba, 22'de yeniden işgal edilecek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 130)


Spa'da İtilaf Devletleri adına Millerand'ın imzası ve dünkü tarihle kaleme alınan cevap metni, İçişleri Bakanı ve Hükümet temsilcisi Reşit Bey'e verildi. (Reşit Bey, anlaşmayı imzalamadı ve hem bakanlıktan hem delegelikten istifa etti). Reşit Bey, İstanbul'a çektiği telgrafta, durumu anlatarak "Yunanlıların İstanbul'u işgal edebileceğinden korkulur" dedi. İstanbul Hükümeti, anlaşmayı 10 Ağustos'ta imzalayacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 130)


Spa Konferansı’nda 17 Temmuz’da Paris’te Osmanlı Hükumeti İçişleri bakanı Reşit Bey’e verilen notanın özeti şöyleydi:


‘Osmanlı Devleti kendisine dostluklarını birçok kez ortaya koymuş olan devletlere karşı ihanet etmiştir. Türkiye 2 sene savaşın uzamasına, milyonlara ulaşan insan yaşamının son bulmasına ve yüzlerce milyarlık zarara neden olmuştur. İtilaf Devletleri, Türklerin öteki uluslar üzerindeki egemenliklerini sonsuza değin kaldırmanın zamanı geldiğini kabul ederler… Son 20 yıl içinde Ermeniler katledilmişlerdir. 1914’den beri de Osmanlı Hükumeti 800 bin Rum ile 200 bin Ermeni’yi yurtlarından sürmüştür. İtilaf Devletleri, anlaşmanın Trakya ve İzmir’in Osmanlı Hükumeti’nden ayrılmasını içeren koşullarında hiçbir değişikliği uygun görmezler. Çünkü bu adı geçen topraklarda Türkler azınlıktadırlar. Ermenistan’ın kurulmasına ilişkin maddeleri de hiçbir nedenle değiştiremezler. Devletler, Boğazların yönetimini düzenlerken herhangi bir Türk hükumetince uygarlığa karşı yeniden ihanet edilmesini önlemek için önlemler alınmasından geri duramazlar. Boğazların açıklığı konusunda hiçbir maddeyi değiştiremezler. Osmanlı Devleti’nin de Boğazlar Komisyonu’na bir temsilci göndermesini benimsemişlerdir. Türkiye’ye geniş toprak bırakılmıştır. Eğer Osmanlı Hükumeti antlaşmayı imzalamaktan çekinir ve hatta imzaladıktan sonra Anadolu’da antlaşma koşullarını uygulamada yetersiz kalırsa, İtilaf Devletleri bu kez kesinlikle Türkleri Avrupa’dan atmak görevini yerine getireceklerdir. İtilaf Devletleri Osmanlı Hükumeti’ne antlaşmayı kabullendiğini ve imzalamak isteğinde olduğunu bildirmek için on günlük bir süre tanıdıklarını bu yanıt ile bildirir. Söz konusu süre Temmuz’un 27.gece yarısı son bulacaktır. Bu süre içinde antlaşma imzalanması İtilaf Devletleri gereken önlemleri alacaklardır.’


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Türk Basını / Dr.İzzet Öztoprak / Syf 197)


Cami Bey'in 14'te istifasıyla boşalan Ankara içişleri Bakanlığı'na Maliye Bakanı Hakkı Behiç Bey seçildi. Hakkı Behiç Bey, 192 mebustan 112'sinin oyunu aldı. Ondan boşalan Maliye Bakanlığı'na da 126 mebustan 109'unun oyunu alan İstanbul Mebusu Ferit Bey seçildi. Meclis, Mustafa Kemal ile birlikte cepheyi ziyaret edecek 10 mebusu ad çekme yoluyla belirledi. Mebuslar, askerlere hediyeler de götürecek. Mustafa Kemal, mebuslarla birlikte cepheye gitti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 130)


Çerkez Ethem, 20 kişilik maiyetiyle Yozgat'tan Ankara'ya geldi. Mustafa Kemal'in emir subayı Hamit Tekçe, Ethem'in, muhafızlarını kapıya dikip Mustafa Kemal'in odasına girdiğini, bu olaydan sonra bir muhafız birliği kurmaya karar verildiğini ileri sürmektedir. Başka kaynaklarda Ethem'in Yozgat dönüşü Ankara'da Mustafa Kemal'le karşılaşmadığı belirtilmektedir. Aynca karşılaştır: 12 Temmuz, Yozgat dönüşünde Ethem için Ankara' da şenlikler yapıldığı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 130)


İsmet İnönü anlatıyor:


Ethem Bey Yozgat isyanını bastırdı ve Ankara’ya döndü. Yozgat isyanı çok kanlı bir şekilde bastırılmış ve Yozgat yağma edilmiştir. Ethem Bey’in kuvvetleri Yozgat’tan Ankara’ya geldikten sonra, Ankara çarşısında ve Ankara’nın etrafında büyük panayırlar kuruldu. Bizim Kuvayı Milliye, Yozgat’tan sürdükleri koyunları halkın gözü önünde satmaya başladılar. Olup bitenleri hüzünle seyrediyoruz, fakat bir şey yapamıyoruz.


Ethem Bey’in Yozgat’tan dönüşü üzerine kendisini istasyonda karşıladığımızı ve Atatürk’le beraber müfrezesini teftiş ettiğimizi hatırlarım. Müfrezeyi teftiş ettik, muvafakkiyetlerini selamladık. Oradan ayrılırken Atatürk’e sordum:


‘Her biri pürsilah, tepeden tırnağa silahlı. Bunun kendilerine verdiği güven ve büyüklük duygusu ile herkese tepeden bakıyorlar. Bugün memlekete hakim olan kimdir? Bunlar mı? Biz miyiz?’


Beraber yürüyoruz, Atatürk biraz durdu, düşündü ve şu cevabı verdi:


‘Biziz’ dedi, ‘Akıl bizdedir.’


(Kaynak: Hatıralar / İsmet İnönü / Syf 199)


Alemdar gazetesinde bugün yayımlanan açıklamaya göre, İngiliz Muhipler Cemiyeti, 1920 yılı kongresini yaparak yeni yöneticilerini seçti. Sait Molla başkan oldu. Daimi üyeliklere Rıza Tevfik, Vasfi Efendi, Refik Halit, Nazım Paşa, Reşit Bey, Seyfettin Bey, Salim Paşa, Hafız İsmail Efendi, Leon, Nebil, Ahmet Rıfat Beylerle Hoca Münir Efendi, Sermet Bey getirildiler. 20 Mayıs 1919'da kurulan derneğin Cağaloğlu'nda Hasan Fehmi Konağı'nda çalıştığı ve önemli devlet görevlerinde bulunmuş ve bulunmakta olan Aristidi, Azeryan Efendiler, Ali Kemal, Mehmet Ali Bey, Hamdi Paşa, İstanbul Valisi Abdullah Bey gibi fahri üyeleri de olduğu açıklandı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 130)


İngiliz Bakanlar Kurulu'nda Savaş Bakanı Churchill, yargılanmayacak olan Malta sürgünlerinin Anadolu'daki İngiliz rehinelerle değiştirilmesini istedi. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, 1921'e kadar bu isteklere karşı çıkacaktır. Lozan'da bulunan Cavit Bey'in not defterinden: Borçlanın 17.000 liraya baliğ oluyor. Milyonlarımızdan çiftliklerimizden bahseden reziller, namusun altınla ölçülemeyeceğini bilmiyorlar. Bedbaht memleket ki her türlü levs ile şaibedar olanları başında taşır ve en temiz evlatlarına iftiralar, nefretler gönderir!...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 130)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG