17 Temmuz 1921

Eski Frigya'nın başkenti, 40.000'e yakın nüfusu olan Kütahya, Albay Çuroyanis kuvvetleri tarafından ele geçirildi. Evlere beyaz bayraklar, Belediye binasına ise Yunan bayrağı çekildi. Yunan Veliahtı ve kurmayı Kütahya'ya girdiler. Hıristiyan azınlık tarafından gösterilerle karşılandılar. Papulas, tam itaata karşılık halka güven ve özgürlük vadetti. Albay Büjak'a göre Yunanlılar Kütahya'da 5.000 esir, 168 top ve cephane arabası ve 2.000 deve ele geçirdiler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yunan ordusuna Türk ordusunu imha etme emri verildi. Akın savaşları yeniden başladı. Türkler, karşı saldırılarla Yunan mevzilerini sökemediler. İsmet Paşa, ne yapması gerektiğini Genelkurmay'dan sordu. Seyitgazi doğusuna geçmeye izin istedi. Fevzi Paşa en zinde kuvvetlerle Eskişehir-Ayvacık doğusunda toplanılmasını emretti. Kütahya ile birlikte bütün savunma mevzileri Yunanların eline geçti. Batı Cephesi Komutanlığı bunalım içinde. Yunanların aldığı rapora göre Türk askerler isyan etmiş, çadırına bomba atıp Başkomutanı yaralamışlar, kurmay başkanını da öldürmüşler...


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Mustafa Kemal, Batı Cephesi Karargahı'na gitmek istediğini İsmet Paşa'ya yazdı ve trenle Eskişehir'e hareket etti. Oradan cephe karargahına gitti ve düşmanı alt etmek için zaman kazanmak gerektiğini söyledi


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)



Eskişehir Karacahisar’daki Batı Cephesi Komutanlığı karargahında iki kişi bir köy odasına kapanmış önlerindeki haritalara bakarak konuşuyorlardı. Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa baş başa vermiş Eskişehir’e doğru akan Yunan tümenlerini nerede ve nasıl durdurabileceklerini tartışıyorlardı. İkisi de Türk tarihinin en karanlık günlerinden birini yaşadıklarının bilinci içindeydi. Koşullar son çare olarak geri çekilmeyi gerektiriyordu. Mustafa Kemal Paşa geri çekilme nedenlerini şöyle açıklıyordu:


İkinci İnönü yenilgisinden sonra Yunanistan genel seferberlik yaparak Anadolu’daki ordusuna insan tüfek top ve öteki gereçler sayısı yönünden büyük üstünlük sağlamıştır. Buna karşılık Anadolu’nun bugünkü durumu genel seferberlik yapmamıza ve böylece ulusumuzun tüm kaynaklarını başka hiçbir koşula bağlı olmaksızın düşman karşısında toplamamıza elverişli değildir. İki ordu arasındaki kuvvet araç ve gereç dengesizliğinin başlıca nedeni budur.. Bunun sonucu olarak biz tümenlerimize gerekli taşır araçları sağlayamadığımızdan hareket yetenekleri yoktur. Yunan ulusunun bütün gücüyle yaptığı bu saldırı karşısında kaldıkça bu saldırıyı direnme ve uygun hareketlerle durdurarak geçersiz kılmak ve yeni orduyu kurabilmek için zaman kazanmak gereklidir.


Bu görüşün ışığında tüm sorumlulukları üstlenen Mustafa Kemal Paşa İsmet Paşa’ya şu tarihsel emri verdi:


‘Orduyu Eeskişehir’in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra düşman ordusu ile araya büyük bir mesafe koymak gerekmektedir ki ordunun yeniden düzenlenmesine olanak bulunabilsin. Bunun için Sakarya’nın doğusuna çekilmemizde bir sakınca yoktur. Düşman durmaksızın izlerse hareketini destekleyen üslerden uzaklaşacak ve yeniden menzil hatları kurmak zorunda kalacak ve ummadıkları birçok güçlülükler karşılaşacakladır. Buna karşılık bizim ordumuz toplu bulunacak ve daha uygun koşulara sahip olacaktır. Bu tür davranışımızın en büyük sakıncası Eskişehir gibi önemli kendimizi ve çok miktardaki toprağımızı düşmana bırakmaktan dolayı halk oyunca doğacak moral sarsıntısıdır. Askerliğin gereğini durmaksızın uygulayalım, öteki sakıncalara karşı koyarız.’


Mustafa Kemal Paşa bu emirden sonra Ankara’ya dönecekti. Cephenin bu kritik durumunda ve büyük geri çekilişte Ankara’da bulunmak istiyordu. Ankara’nın yılgınlığa düşmesi her şeyin sonu olabilirdi. Ankara’ya yılgınlığı yenmeye gidiyordu.


(Kaynak: Sakarya 1/Alptekin Müderrisoğlu/Syf 23)


İkdam'da Yakup Kadri, "Mustafa Kemal Paşa" başlıklı yer yer sansür edilmiş yazısında, Çankaya'da onunla görüşmesini anlatıyor. Sebilürreşat: Zafer müminlerindir.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Selim Erdoğan Sakarya kitabında anlatıyor:


Sabah gün doğmadan Eskişehir’e inen Mustafa Kemal Paşa buradan Batı Cephesi Komutanı ile birlikte Karacahisar’daki Cephe Karargahı’na geçer. Burada muharebeler ve son durum hakkında uzun uzun bilgi aldıktan sonra genel düşüncesini açıklar: ‘Asli görevimiz her Yunan taarruzu karşısında kaldıkça, bu taarruza direnmek, uygun hareketlerle durdurmak, etkisiz hale getirmek ve yeni orduyu meydana getirmek için zaman kazanmaktır. Bu düşman taarruzunda da bu ana düşünce gözden uzak tutulmamalıdır.’


Mustafa Kemal Paşa bu ordunun gerçek anlamda muharebeye girecek seviyeye gelmeden, aylardır tam teşekküllü bir orduyla dövüştüğünün farkındadır. Bu nedenle aslolan ordunun ayakta kalmasıdır. Ordu elde kaldığı sürece önünde sonunda düşmana kafa tutacak seviyeye gelecektir.


İşte bugün bütün öncelik orduyu elde tutmak üzerinedir. Zamana karşı yarış başlar.


Batı Cephesi Komutanlığı’nın 17 Temmuz sabahı en büyük endişesi düşmanın daha önce Seyitgazi yönünü kapatmasıdır. İsmet Paşa, Ilgaz Boğazı’nı 11.tümenle tutması için Halit Bey’e emir gönderir. Tek tümenle Yunan 12.tümeninin durdurulamayacağını düşünen Halit Bey, İsmet Paşa’nın da onayını alarak, yanına aldığı 57.tümenin diğer iki alayıyla birlikte Ilgaz Boğazı’na doğru yola çıkar.


Yunan 12.tümen komutanı Prens Andreas çekilen 4.Grubun önüne çıkabilmek için yürüyüş hızını artırır. Akşama doğru Ilgaz Boğazı’na ulaştıklarına tümenin öncü süvarilerine ateş açılır. Bu zayıf taciz ateşine aldırmayan tümen, piyadesiyle dar vadiye girer. İşte o sırada gök gürültüsüne benzer bir ses boğazda yankılanır. Yerden havalanan insan boyunda kayalar, etrafı kaplayan kesif bir toz ve tekrar bir gök gürültüsü. Sonra bir daha, bir daha…


Tümen öncüsü ilk şaşkınlığı attığında neye uğradıklarını anlar: ‘Türk topçusu!’


Vadi içine iyice yayılmış olan tümen açığa çıkmamak için geceyi boğazda geçirmek zorunda kalır. Canı sıkıldıkça boğazı yoklayan Türk 11.Tümen topçuları sabaha kadar Yunan tümenini ciddi şekilde eksiltir.


Ertesi sabah ise ‘Deli’ Halit Bey, ekselansları Prens Andreas’ın karşısındadır.


Namının hakkını verecektir.


(Kaynak: Sakarya / Selim Erdoğan / Syf 95)


Kılıç Ali anılarında anlatıyor:


Başyaver Salih Bey, Eskişehir bozgunu üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın ani olarak oraya gidişini ve oradaki durumu da şöyle anlattı:


‘Mustafa Kemal Garp Cephesi Karargahı’ına gitti. Önce cephe kumandanının moralini düzeltmek istedi ve ona hiç beklemediği bir şekilde hitap ederek, ‘Tebrik ederim, tebrik ederim. Deja başarılısın!’ diyerek elini sıktı. Kumandan ‘Ben ne zaman güç durumda kalsam, elimden tutar beni kaldırırsın! Fakat bu kez durum ağırdır’ dedi. Paşa’nın cevabı şu oldu ‘İsmet, yaptığın muharebe Eskişehir muharebesi değil, istiklal muharebesidir. Muhakkak muvaffak olacaksın!’ Sonra Harekat Şubesi Müdürü Tevfik Bey’e bazı emirler verdi ve ‘Bu önlemleri aldıktan sonra Eskişehir’in boşaltılması işlemine başlarsınız.’ Dedi. Mustafa Kemal Paşa’nın not ettirdiği emir şuydu: ‘Dağılan ordu, Eskişehir’in kuzey ve güneyinde toplandıktan sonra Sakarya’nın doğuruşuna kadar çekilecektir.’


(Kaynak: Kılıç Ali’nin Anıları / Hulusi Turgut / Syf 146)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG