18 Eylül 1919 Perşembe

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Kastamonu’da şubesi açıldı. Temsil Kurulu, Çorum’un İstanbul’a tel çekerek milli harekete katıldığını bir genelge ile duyurdu. Kastamonu Vali Vekili Ferit Bey, Mustafa Kemal’in dünkü isteği üzerine Sinop Mutasarrıflığı’na İstanbul’la ilişiğin kesilmesini emretti.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 115)


Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal, Temsil Kurulu’nun dünkü kararına dayanarak yaptığı genelgede ‘Millet ve vatan haini’ Damat Ferit’in Anadolu hareketini yağmacı ve kaybolmaya yüz tutmuş gösterdiğini, yabancı kesesinden biraz daha para almak kaygısıyla yalan söylemekten utanmayan bu ‘hain’ lerin, ‘Alçak’ ları, Padişah’ı aldatarak bir bildiri çıkarmaya çalıştıklarını bildirdi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 115)


Journal Des Debats muhabiri, Padişah ve Damat Ferit Paşa tarafından kabul edildi. Padişah’ın sözleri: Damat Ferit’i barış için tahta çıktığımda görevlendirmiştim. Bazı güçlükler engel oldu. Savaşın suçluları bir avuç mücrimdi. Barış Konferansı’nın bizimle ilgilenmesine şiddetle muhtacız. Hatalarımızı tamire hazırız. Fransa, İngiltere ve Amerika’nın yardımlarına nail olacağımızdan ümitliyiz.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 116)


Hindistan kaynıyor. Bombay’da Hilafet Komitesi’nin düzenlediği mitinge 10.000 kişi katıldı. Toplantı’da Gandi de bir konuşma yaptı ve Türkiye’yi savundu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 116)


Peyam Gazetesi’nde Ali Kemal: Geleceğimiz kararlaştırılmak üzere iken, Anadolu’yu kargaşalığa boğanlar, şu bin yerinden zaten yaralanmış Türklüğe , bir öldürücü darbe daha vururlar, başka bir iş göremezler.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 116)


Halide Edip’in başyazarı olduğu 15 günlük edebi, ilmi Büyük Mecmua’nın 11.sayısı: Verem Kurbanları-Zavallı Kadınlarımız- Türk kadınlarının hayat şartları ıslah edilmelidir. Irkımız harap olacak.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 116)


Mütareke yıllarında bütün ümitsizliğe rağmen yanan meşalelerden biri olan, ilk nüshası 6 Mart 1919 günü yayınlanan Büyük Mecmûa gayesini şu ifadelerle açıklar:


“Mütarekeden beri ruhlarda nihayetsiz bir bedbini var. Henüz mefkuresini aramakla meşgul olan temiz gençlik birden bire derin ve karanlık bir geceye girdi. Etrafında belirir gibi olan ışıklar bütün söndü. Ruhlar serseri, müte’ezzi (eziyet çeken) ve na-ümid kaldı. Ne tarafa baksa korkunçluğu nâ-ümid ü bedbinliye sürükleyen sihirkâr ve meşum bir elin mütemadiyen çalışmakta olduğunu görürsünüz. Halbuki asıl endişe edilecek şey hepimizi bedbin yapan hadisat değil, gençliğin na-ümidinin önüne geçmektir.


Bir millet olarak ya varız, ya yokuz. Var isek bedbinliye hiç mahal yoktur. Çünkü var olan ve yaşamak hakkına malik olan bir millet ne kadar büyük felaketlere maruz kalırsa kalsın onu kimse öldüremez.” (Büyük Mecmûa 1:1)


Millet olarak var olma mücadelesi verdiğimiz bir zamanda büyük bir heyecanla yayın hayatına başlayan Büyük Mecmû’a üstlendiği fonksiyonun farkındadır.


“Na-ümid olup etrafa zehir saçacağımıza yahut herkese milletin ateşinden ümit kalmadığını neşredeceğimize, “Oturup el birliği ile çalışmak ve milletin hars itibarıyla yükselmesine ve hakiki bir millet olmasını temine gayret etmek icap eder.” (Büyük Mecmûa 1: 1)


Muhtevasının bu amaca uygun olmasına çalışacak olduğunu ilan eden Mecmû’a yöneticileri “ Memleket en felaketli dakikalarını geçirirken bu dünyada yaşamıyormuş gibi Lale Devri’ne yakışan hafif meşrepliklerle sahifeleri dondurmayacaktır. Herhalde Büyük Mecmua hacmi itibariyle değilse bile muhteviyat ve zarafet noktasından bu isme layık olmağa çalışacaktır.” diyerek ne yolda yazılar yayınlayacağının ilkelerini de ortaya koymuştur.


“Edebî ve ilmî” dergi olan Büyük Mecmu’a edebî yönü ağır basan bir dergi olmuştur.


Sonradan “Beş Hececiler” diye ünlenecek olan Faruk Nafiz ve Orhan Seyfi, Milli Edebiyatın en güçlü kalemlerinden olan Halide Edip ve Yakup Kadri derginin ilk sayılarından itibaren yazıları görülen isimlerdir. Bunların yanında Mehmet Fuat Köprülü, Mehmet Emin ve daha sonraki sayılarda Ömer Seyfettin, Reşat Nuri Beyler dikkat çeker.


Yusuf Ziya’nın Medine Kahramanına yazdığı “Dini Efsane” adlı şiirde bayrağa, peygambere saygı teması işlenmektedir ve bayrağa dua edilerek şöyle denilmektedir:


“Günden güne kuvvetimiz azalsa bile

Cenk ederiz hiç yılmadan aynı kalp ile,

Çöller kandı bağrımızdan akan sebile,

Ay yıldızlı bayrağımız zeval bulmasın!


Bir ses diyor: Ey Türkoğlu, inme atından,

Vazgeçme yeryüzündeki saltanatından!

Baştanbaşa Anadolu aynı batından!

Ay yıldızlı bayrağımız zeval bulamasın”


17 sayı olarak basılan ve gerek edebî gerek siyasî yazıları ve gerek coşkun şiirleriyle zamanın nabzını tutan, halkımıza dayanma gücü aşılayan, dergilerden biri olmuştur.


(Mütareke Yıllarında Yanan Bir Meşale – Büyük Mecmua –Doç. Dr. Mesut Tekşan - Ordu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü Başkanı)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG