18 Eylül 1921

Yunanlar, Sakarya batısındaki geçici mevzilerinden Eskişehir yönüne çekilmeye devam ediyor. Türk ordusu, etkili bir takip yapamadı


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Türkiye, Rusya'daki açlık kurbanlarına yardım için 80 ton mısır, vergi toplandıktan sonra da 800 ton tahıl ve baklagiller vereceğini bildirdi. Sovyet Elçisi buna teşekkür ederek "Bu, Türk milletinin kahramanca mücadelesine sempatiyi artıracaktır" dedi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yenigün: Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin Ankara muhabirimize beyanatı: Milletimizin azim ve iradesini temsil eden ordumuzun kahramanlığı, bu defa azami kuvvetle gelen düşmanı bir

daha mağlup etti. Zafer-i kat'i yolundayız


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Açıksöz'de l. Habib, Kral Konstantin'in Eskişehir' de bir İngiliz gazetesine "Bu ordu ile cehenneme kadar giderim" sözlerini ele alıyor: "Çok doğru söyledin Onikinci Konstantin. Ordun cehennemin içine girdi ve şimdi çıkamıyor.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Harpten sonra Ankara’ya gelmiş olan Yunan ateşemiliterinden dinledim. Ben Başbakanım, ateşmiliter ile muharebe hatıralarını konuşuyorduk, Ateşmiliter, Eskişehir – Kütahya muharebelerine ve Sakarya Muharebesine iştirak etmiş. Kendisine;

“ Demek Eskişehir muharebesinden sonra Sakarya’ya doğru harekette bulundunuz” dedim.

“ Evet bu harekata iştirak ettim” dedi.

Yunan ateşmiliterinden intibalarını dinlemek istedim. Bana çok enteresan şeyler anlattı. Şimdi bunu anlatacağım. Muharebeler esnasında başvekil olan Gonaris benim konuştuğum ateşmiliterin dayısı oluyormuş. Kütahya – Eskişehir muharebelerinden biz çözülüp Sakarya’ya çekildikten sonra, 23 Temmuzda Kütahya’da Yunan Kralının başkanlığında bir harp meclisi toplanarak, bizi sulhe mecbur etmek için Ankara ve Kızılırmak’a kadar ilerlemek lazım geldiğine karar vermişler. Bu toplantıda Yunan ordusu Başkumandanı Papulas ve diğer generallerden başka, Başbakan Gonaris ile Savunma Bakanı Teotokis de hazır bulunmuşlar. Hatırladığıma göre Yunan ateşmiliteri o tarihte bir tümenin kurmay başkanlığını yapıyormuş Harp meclisi dağıldıktan sonra ateşmiliter dayısı olan başbakana hususi surette sormuş. Bu karar niçin verildi demiş. Yunan ateşmiliteri dayısı ile aralarındaki konuşmanın bundan sonraki kısmını bana şöyle hikaye etti:

“ Dayımın bana söylediğine göre, harp meclisinde tespit edilen durum ve varılan kanaat şudur; Düşman Eskişehir muharebelerinde tamamıyla bozuldu. Karşımızda artık düşman ordusu kalmamıştır. Çekilen birlikler bir sürüden ibarettir. Zaten seferber olmamış bir ordu idi. Şimdi dağıldı. Artık fırsat vermeden bunu gidip Sakarya’da bastırmak lazımdır.

Dayıma karşımızda bir ordu bulunmadığı hükmüne nasıl varıldığını sordum. Generallerin hepsinin kanaati bu, dedi. Bunun üzerine ben dedim ki:

“ Biz Eskişehir’de, Kütahya’da bu kadar muharebe ettik. Düşman muharebeden sıyrıldı, gitti. Takip ettik. Fakat düşman, sonuna kadar hem ordusuna, hem vaziyete hakim bulundu. Biz bir araba almadık. Düşman çekilirken bize bir araba bile bırakmadı. Böyle bir ordudan, nasıl oluyor da bozulmuş, dağılmış bir ordu diye bahsediyorsunuz? Aksine hiç yıpranmamış, bozulmamış bir ordu var karşımızda. Henüz teşkilat içinde bulunan bir ordu karşısındayız”

Dayım. ‘ Generallerin verdiği karar bundan ibarettir ‘ dedi.

Yunan yüksek sevk idaresi her muharebeden sonra fırsat verdiği için daha çok kuvvetlendiğimiz kanaatinde. Birinci İnönü Muharebesinde, İkinci İnönü Muharebesinde, her muharebeden sonra çok fırsat verdikleri için Türk ordusunun yeniden hazırlandığını düşünüyor. Bu defa, Eskişehir Muharebesinden sonra fırsat vermeyerek muharebeye devam etmek ve Türk ordusu teşkilatlanmadan, ilerisi daha fena olacaktır diye, bu seferi bitirmek için kararını vermiştir.

Sakarya Muharebesinden sonra, artık bizim mukabil büyük taarruzumuzun devri gelmiş oluyor kanaatindeydik. Buna karşılık Yunan ordusu, bizi söktüremeyeceğini anlayıp Sakarya gerisine çekildikten sonra, haydi bakalım düşman ordusu bizi Anadolu’dan çıkarsın, nasıl çıkaracakmış, bunun imkanı yoktur, diyerek Eskişehir ve Afyon mıntıkasına geldi ve bizim taarruzumuzu beklemeye başladı.


İSMET İNÖNÜ HATIRALAR / 255 - 256


Tutsak alınan bir Yunan onbaşısı sorgusu sırasında önemli bir açıklamada bu­lundu : Yunan Ordusunda İngiliz topçu subayları vardı ve çarpışmalara katılmış­lardı.

İngiliz subaylarının Yunan Ordusunda gözlemci olarak bulundukları biliniyor­du. Kurmaylık hizmetlerine katıldıkları, akıl öğrettikleri de öğrenilmişti. Şimdi, ateş alanında çarpıştıkları da ortaya çıkıyordu. Topçu olduklarından Yunan piyade­sinin epeyce gerisinde bulunuyorlardı. Bu yüzden tutsak alınamamışlardı. Eğer cephede bir tek İngiliz subayı ele geçirebilseydi, bu çok işe yarayacak, yansız ol­duğunu ileri süren İngiltere’nin ne derece yansız olduğu dünyaya duyurulacaktı.

Bundan iki ay önce böyle bir fırsat ele geçmiş, fakat değerlendirilememişti. Türk süvari akıncı kolu Kütahya yakınlarında bir Yunan birliğine baskın yapmıştı. Kısa bir direnişten sonra, büyük yitikler veren Yunan birliği tutsak edilmişti. İsmet Paşa, yapılan baskına ilişkin raporla yetinmemiş, kızgın sormuştu :

«Verdiğiniz raporda bir eksiklik var. Yunan ölü ve yaralıları ile tutsaklarını sayıp döküyorsunuz. O birlikte bir İngiliz subayı olacaktı. Hani o nerede?»

Akını yöneten Üsteğmen Selim (Örsel) şaşırıp kalmıştı. Böyle bir İngiliz subayından hiç haberi yoktu. Ölüler arasında olmalıydı. Bilseydi, diri ele geçirmek için elinden geleni yapardı. Ama olan olmuş, fırsat kaçırılmıştı bir kez...


(Kaynak: Sakarya / Alptekin Müderrisoğlu)


GUN GUN KUTULUS yazi.JPG