18 Kasım 1921

İstanbul ve çevresi ilkokul öğretmenlerinin yıllık kongresi, yağmur nedeniyle üyelerinin yansından çoğu gelemediği için yapılamadı ve haftaya ertelendi. Başkan, İkdam gazetesine verdiği demeçte, ilkokul öğretmenlerinin aruk diğer memurlar gibi maaş aldıklarını, öğretmenlerin özlük haklan için çeşitli çalışmalar yapuklannı anlatu ve Muallimler Cemiyeti'nde çoğunlukla Sultani ve yüksek okul öğretmenleri bulunduğu için "Mekitib-i İptidaiye Muallime ve Muallimleri Cemiyeti'ni kurduklarını, bu iki derneğin aynı amaçlar doğrultusunda çalışuğını söyledi. llkokul öğretmenleri, maaşlarını genel bütçeden değil, özel idarelerden ve pek geç alıyorlardı ve bu nedenle 1 920 Marunda 1 5 gün grev yapmışlardı. (İkdam: 19)

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Birkaç gün önce Malta'dan Ankara'ya dönmüş olan Yakup Şevki Paşa, Bau Cephesi'nde İkinci Ordu Kumandanlığı'na atandı. Yakup Şevki Paşa, ateşkes imzalandığında 9. Ordu kumandanıydı. (Komutanlann Biyografileri: 67)

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

İstanbul Hükümeti Muhacirin Müdürü Hamdi Bey, bir Ermeni gazeteci ile yapUğı mülakatta, Türk evlerinde 30.000 Ermeni kadın ve pek çok çocuk bulunduğu iddiasını reddetti. Ermenilerin 350 Türk çocuğunu gasp ettiğini, Hükümet'in ateşkesten sonra göçmen Ermenileri yerleştirmek için 1 ,5 milyonlira sarf ettiğini, Diınya Savaşı'ndaki olaylar sırasında Ermenilerin 50.000 Tiırk'iı öldiırdiıklerini söyledi. Barış anlaşması imzalanınca bu iki millet arasında eski samimiyetin kurulacağı umudunu dile getirdi. (İkdam: 1 8)

(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

Ezerbaycan Elçiliği'nde tören yapıldı, ziyafet verildi. Elçi Abilof ve Mustafa Kemal, karşılıklı söylevler verdiler. Mustafa Kemal, Azerbaycan sancağını göndere kendisi çekti. (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Amerikalıların Haberalma raporu: Kemalist ordusunun yiyecekleri çok kötiı. Bir avuç tahıl ve ekmek. Askerler, askere alındıkları elbiselerle cepheye gönderiliyor. Yeteri kadar tiıfek, fişek yok. Ordu, Sovyetler ne vermişse onunla yiıriıyebiliyor. Orduda Kafkasya'd.an gelen Miısliımanlar var. (Duru: 1 34) (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yoldaş-İntibah'ta Yunan Bursa Askeri Bölge Komutanı Hacıkoyanis'in emri: Sansiırden geçmeyen Tiırkçe yayınların Bursa'ya getirilip dağıulması ve okunması yasaklanmışur. Aykın hareket edenler, 5 yıla kadar cezalandırılmak üzere harp divanına verileceklerdir. (Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)

18 Kasım 1921 tarihli bir istihbarat raporu Anadolu’dan gelen bir subaydan alınan bilgiler: “Ordu’da çok sayıda kaçak var. Üniforma yok. Asker ler, askere alındıkları elbiselerle cepheye gönderiliyor. İç]e_ rinde çok azı İngiliz ve Fransız üniforması taşıyor. Yiyecek­leri, Anadolu’dan elde edilebilmesine rağmen kötü, genel­likle bir avuç tahıl ve ekmekten ibarettir.

Teknik malzeme diye bir şey yok. Yeteri kadar tüfek ve fişek yok ve ordu, Sovyet Hükümeti ne vermişse onunla yürüyebiliyor. Birlikler Alman, İngiliz, Türk ve Rus silahla­rıyla donatılmış durumda. Muhbir, üzerinde R.S.F.S.R. ya­zılı vagonlar, 1920-21 modeli dragon tipi tüfekler ve süvari tipi karabinler gördüğünü söyledi. Tüfeklerin dipçikleri za­yıf ve kolaylıkla kırılabiliyor, madeni kısımları ise besbelli ki eski tüfeklerden alınmış.

Kemal Paşa’nın ordusunda Rus yok, gerçekte bunlar alınmamış. Sadece Kafkasya’dan gelen Müslümanlar var. Dağıstan’dan gelen 20 atlı, Ankara’ya subay okuluna gön­derildi. İnebolu’da Sovyet temsilcisi yok.

Sovyet Hükümetiyle ticari ilişkiler düzenlenmişe benzi­yor. Dört taka Batum’a buğday, yulaf ve saman getirdi. Sa­man ve yulaf Bakü’ye gönderildi. Buğday da Tiflis’teki Or­du un fabrikasına.

Ayrıca Kuzey Kafkasya’da Enver’in propagandasının etkisiz kaldığı bildirildi. 300 kişi hizmete gönüllü olmuş, bunlardan 35 i atlı. Atlılar Azerbaycan’a gönderildi, geri kalan Demirhan da eğitim görüyor, ancak 50’si kaçtı.

Azerbaycan da askere alma iyi gidiyor ve bunlar kısa zamanda Anadolu’da bekleniyor.”

(Kaynak: Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye’nin Kurtuluş Yılları / Orhan Duru)

4.37. Amerikalıların Temin Ettiği İstihbarat Raporu

Anadolu dan gelen bir subaydan alındığı belirtilen 18 Kasım 1921 tarihli is­tihbarat raporunda, Ordu’da çok sayıda kaçak olduğu, üniforma bulunmadığı, bazılarının Ingiliz ve Fransız üniforması taşıdığı, yiyeceklerin Anadolu dan elde edilebilmesine karşın bir avuç tahıl ve ekmekten ibaret olduğu, teknik malzeme­nin yok denecek kadar az olduğu, tüfek ve fişek yetersizliği, Türk Ordusunun Sovyet Hükümeti ne vermişse onunla yürüyebildiği, Ordu’da, Kafkasya dan gelen Müslümanların bulunduğu, Sovyet Hükümetiyle ticari ilişkilerin dü­zenlendiği, Türkiye’den Sovyetlere buğday, yulaf ve saman gönderildiği, Kuzey Kafkasya’da Enver’in propagandasının etkisiz kaldığı” 688 hususları yer almak­tadır.

Duruma ilişkin genel izlenimlerin anlatılmasından, Amerikalılar tarafın­dan belirli bir konuda haber toplama talebinde bulunulmadığı söylenebilir. An­cak böyle bir raporun varlığı, Amerikalıların savaş dışında kalmasına karşın, sonuçları içinde var olma gayreti olarak görülmelidir.

(Kaynak: Milli Mücadele Dönemi İstihbarat Faaliyetleri / Serdar Yurtsever)

‘Sakallı’ Nurettin Paşa, Yunanlara nihai darbenin vurulacağı güne sayılı zaman kala, Türk Ordusunun yaşadığı çok tehlikeli bir buhranın sonunda lncı Ordunun kumandasını eline almıştır. Sa­karya Meydan Muharebesi sonrası yeniden yapılandırılan ordu­da önce kolordu düzenine geçilmiş, ancak daha sonra kuvvetlerin daha etkin kullanılması adına Batı Cephesi Komutanlığı altlnda ordu komutanlıkları oluşturulmuştur, ilk olara Malta’dan kaçarak yurda dönen Ali Ihsan (Sabis) Paşanın komutasında 6 Ekim 1921’de lnci Ordu, ardından 18 Kasım 1921 de de Yakup (Subaşı) Paşa nın emrinde 2nci Ordu kurulmuştur.

Devlet-i Aliyye nin son döneminde ordu yönetmiş bu iki tec­rübeli kumandanın varlığı elbette orduya güç katmıştır. Sınıf ar­kadaşı Ali Ihsan Paşa nın dönüşü, diğer güvendiği ancak hayal kı­rıklığına uğradığı pek çok kumandanın aksine, hocam diyerek hitap ettiği Yakup Şevki Paşa’nın hiç sorun etmeden kendisinden kıdemsiz İsmet Paşanın emrinde çalışmayı kabul etmesi Mus­tafa Kemal Paşayı çok mutlu etmiştir. Daha albay rütbesindeki pek çok subay aynı anda birkaç tümene komuta etme, kolordu yönetme tecrübesine sahiptir. Ancak birkaç kolorduyu, hem de taarruz gibi zor bir harekâtta idare etmek başlı başına bir sorun­dur. Neyse ki bu sorun olabilecek en güzel şekilde çözülmüştür.

Ya da çözüldüğü sanılmaktadır...

Ali İhsan Paşa komutayı ele aldığı andan itibaren hem tümen ve kolordu komutanlarıyla, hem de cephe karargâhıyla sorun­lar yaşamaya başlar. Attığı adımlar, uygulamaları, ordunun genel idaresinde ciddi bir düzensizlik yaratır. Birinci Dünya Savaşı yıllarında çok uzun süre birlikte çalıştığı Yarbay Halit (Akmansü) Beyi ordu kurmay başkanı olarak yanma alır ama Ali İhsan Pa şanın tutumuna en büyük tepkiyi gösterenlerden biri de odur i- Odunun y», dernek olun 1- Kolordu’nun kumandanı İzzettin (Çalışlar) Beyle sürekli sürtüşme halindedir. Her tasarrufunda adeta İsmet Paşayı itibarsızlaştırma, zor durumda bırakma çabası görülmektedir. 1921’in kanlı muharebelerinden geçerek gelmiş, kader birliği yapmış kumandanlar astlarının önünde sürekli Ali İhsan Paşa tarafından aşağılanır. Ordudaki hiyerarşik yapı ve disiplin ciddi tehlike altındadır.

(Kaynak: Büyük Taarruz / Selim Erdoğan / Syf 106)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG