18 Mart 1920 Perşembe


Mebuslar Meclisi, yeni katılan Süreyya Bey’in ant içmesinden sonra, 17 imzalı bir önerge üzerine, önceki gün ve dün bazı üyelerin İngilizler tarafından tutuk­lanmasını protesto etti ve oybirliği ile, güvenlik içinde çalışabileceği bir zamana kadar çalışmalarını tatil etti. Mebuslar Meclisi 12 Ocak’ta açılmıştı. Mustafa Kemal, daha önce İstanbul’da toplanacak bir meclisin güvenlik içinde çalışa­mayacağını bildirerek onun Anadolu’da toplanmasını istemiş, bu konuda uzun süren bir mücadele yapılmış, ancak Hükümeti ve bazı çalışma arkadaş­larını ikna edememişti. Padişah da 11 Nisan’da Meclis’i kapattığını ilan ede­cek, yeni Meclis, yeniden seçilenlerle birlikte 23 Nisan’da Ankara’da toplana­caktır.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 434)


İngilizlerin Bombay Gemisi, İstanbul’un işgalinden sonra tutuklananları Malta’ya götürmek üzere İstanbul’dan hareket etti. Malta’ya götürülenler şunlar: Senato üyesi Çürüksulu Mahmut Paşa, Harbiye eski Bakanı Mersinli Cemal Paşa, Genelkurmay eski Başkanı Cevat Paşa, Millî Kongre Başkanı Göz Dokto­ru Esat Paşa, Rauf Bey, Galatalı Şevket Bey, Kara Vasıf Bey, Şeref Bey, Faik Bey, Haşan Tahsin Bey ve Numan Usta. Mebuslardan 1 Tinin Mal'ta’yıgötürülmesine karşılık 69’u Ankara Meclisi’ne katılacaktır. Meclis Başkanı Celalettin Arif, Dr. Adnan, Halide Edip, Çerkez Reşit ve baş­kaları kılık değiştirerek Anadolu’ya geçmeye başladılar. Kuvayı Milliye’ye bağ­lı yeraltı teşkilatlan, İstanbul ve Kocaeli Yarımadası’nda Anadolu’ya kaçanla­rın güvenliği için tedbir almış bulunuyorlar. İngilizler, Yenigün Gazetesi’nde arama yaptılar. Yunus Nadi, İstanbul’dan ayrılma planları yapıyor. Üsküdar’a geçerek Anadolu’ya kaçışları örgütleyen jandarma komutam ile buluştu. Ko­mutan Remzi Bey, Yunus Nadi’ye, Üsküdar-Gebze yöresindeki İngilizlerin Türklerden çok korktuklarını anlattı.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 434)


Ankara’dan gece gönderilen kuvvetler, işgal tehlikesine karşı Eskişehir’i kuşattılar. Tutuklanan 25 kadar İngiliz subay ve eri Ankara sokaklarında gezdirile­cek.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 434)


Mustafa Kemal’le vali ve komutanlar arasında, kurulacak meclisin adı ve biçi­mi konusundaki tartışmalar devam ediyor. Mustafa Kemal kurucu mecliste di­retiyor. Üçüncü Kolordu komutanı ve Sivas valisi, bu adı Sivas aydınlarının bi­le yadırgadığı cevabını verdiler. Mustafa Kemal, Karabekir’in dünkü itirazları­na cevap verdi. Karabekir, meclisin adının “Şura-yı Millî” olmasını önerdi ve bazı yeni itirazlarda bulundu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 434)


Berlin’den Moskova’ya gitmeye hazırlanan Enver Paşa’dan Cemal Paşa’ya mektup: Arkadaşlara yardım vazifedir. İstanbul’da KaraVasıf Bey’den mektup aldım, yüzde doksan beş duruma hakim olduklarını, bütün ümitlerinin Panis: lamizm ve Turanizm’e bağlı olduğunu, teyyare vesaireye ihtiyaçları olduğunu bildiriyor, benim mümkünse Türkistan ve Kafkasya harekatlarını bizzat idareetmemi istiyor. Fena havadisler değil. Ben şimdi bilinen yere (Moskova’ya) gi­deceğim. Sonra arkadaşları aldıracağım.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 2 / Zeki Sarıhan / Syf 434)


Bir gün tebdili kıyafetle meclise geldim. Kapıda İhsan Bey’e tesadüf ettim. Kaçmanın yolu hakkında görüştüm. Bana şu tavsiyede bulundu. ‘Dergah tariki İngilizler tarafından kapatıldı. Şimdi sen hemen Üsküdar’a geç, Jandarma Tabur Kumandanı Remzi Bey’e git. Beni Fatih gönderdi diyeceksin. Remzi ismini telaffuz etme, ismi şimdilik Bülent’tir, o seni kaçırır.’ Dedi. Buna memnun oldum. Ertesi gün Üsküdar’a gittim Bülent beyi buldum, fakat İngilizler Kısıklı’ya asker koymuşlar, o yolu da tıkamışlar, Bülent Bey firar için bana imkan bulamadı. Meyus olarak döndüm. Başka çareler düşünmeye başladım.


(Kaynak: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber 2 / Mazhar Müfit Kansu / Syf 558)


Halide Edip anlatıyor:


İki gün boş yere Anadolu’ya kaçırabileceklerimizle münasebet kurmaya çalıştım. Bir iki gün içinde durum daha da sıkışmış, İngiliz polisi ile bazı Ermeniler bütün vapurları ve iskeleleri nezaret altına almışlardı. 18 Mart’ta harekete karar verdik. Bunun en güç tarafı kıyafet meselesiydi. Dr Adnan tıraş olup kadın elbisesi giymek istemiyordu. Bunu gülünç vaziyete düşmemek için istemiyordu. Nihayet onu bir hoca kıyafetine soktuk. Bende bir hoca karısı vaziyetini almak istiyordum. Belkıs arabayı getirir getirmez, hareket ettik. İlk tehlike ihtimali Babıali’den geçerkendi. Fakat hiç kimse bizi tanımadı. Sirkeci’ye geldiğimizde, çoğu zenci olan Fransız askerleri arabaya doğru gelerek, bize dillerini çıkardılar. Adnan hiç karşılık vermememi söyledi. Nihayet en yüksekte olan tekkeye vardık. Kapının önüne gelince, ipi çekip çıngırağı çaldık. Yukarı ipi çektiler, kapı açıldı. Bizi, bir derviş karşıladı. Orada, Anadolu’ya gitmek isteyen dört tane daha mebus vardı. Celaleddin Arif bir gün önce, Miralay İsmet Bey de (İnönü) iki gün önce birkaç zabitle birlikte hareket etmişti.


Aynı gün, bütün şehirde herhangi milliyetçiye yardım edenin ölüme mahkum edileceğini ilan eden afişler asılmıştı. Eğer sırf bize yardım edecekler ölümle tehdit ediliyorsa acaba bize ne ceza vereceklerdi?


(Kaynak: Türk’ün Ateşle İmtihanı / Halide Edip Adıvar / Syf 75)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG