18 Temmuz 1920 Pazar

Mustafa Kemal'in maiyet subayı İ.Hakkı Bey, 9 manga (81 er, 3 çavuş)'dan meydana gelen bir muhafız takımı kurdu.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 131)


Meclis'in gizli oturumunda mebuslar aylık ve yolluk miktarını tartıştılar. Konu komisyona havale edildi. Rawlinson'un, Malta tutuklularıyla değiştirilmesi yolunda Karabekir'e yaptığı öneri, Meclis'te görüşüldü. Konu, Dışişleri Bakanlığı'na havale edildi.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü 3 / Zeki Sarıhan / Syf 131)


Hakimiyet-i Milliye gazetesinde 23 Temmuz 1920’de ‘İstilaya karşı kadınlarımız ne diyorlar?’ ismiyle yayınlanan ve Bolu Kadınları tarafından TBMM Başkanlığı’na 18 Temmuz 1920’de imzasız gönderilen yazı şöyledir:


‘Erkeklerin acizliği ve uluemre itaatsizliği yüzünden düşmanın Bursa’ya kadar geldiğini, eski padişahlarımızın yattığı mezarları yıktığını, Nilüfer Sultan mezarının hakarete uğradığını yüreklerimiz kavrularak, gözümüzden kanlı yaşlar akıtarak işittik. Erkekler vazifesini yapmayacak, dinlerini ve vatanlarını ve zevce ve hemşirelerini muhafaza etmeyecek kadar aciz ve ilgisiz ise, düşmana karşı koymak için bize izin versin. Yalnız topraklara gömerek paslandırdıkları silahları bize versinler. Irzımızı, namusumuzu, iffet ve ismetimizi biz kendi ellerimiz ile müdafaa edeceğiz. Onlar evlere kapansın da zavallı ve bedbaht hanımlarını korusunlar. Elbette bir gün mahşer gününde kendileriyle yüz yüze geleceğiz. Allah’ın adaletine güvendiğimizi arz ve bir an evvel cepheye sevk edilmekliğimizi istirham ederiz.’


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Kadınları / Zeki Sarıhan / Syf 64)


Serdar Yurtsever ‘Milli Mücadele döneminde İstihbarat Faaliyetleri Örnek Olay İncelemeleri’ kitabında anlatıyor:


Mehmet Faik Paşa’nın oğlu Tevfik Bey, 18 Temmuz 1920’de Ankara’ya gelmiş ve hemen o gün, Milli Müdafaa Vekaleti Levazım Şubesi reisi Lütfi Bey’le, onun vasıtasıyla da Fevzi Çakmak Paşa ile görüşmüştür. İstanbul’dan silah, cephane ve saire askeri malzeme getirip Ordu’ya satmak suretiyle, vatana hizmet maksadıyla geldiğini anlatarak, bir anlaşma zemini aradığını söylemiştir. Levazım Reisi Lütfi Bey de kendisine, memnuniyetle anlaşabilecekleri cevabını vermiş, ancak ağzını biraz arayınca, halinden de şüphelenmiş ve anlaşma için ertesi gün tekrar gelmesini istemiştir.


İstanbul’daki Fransız Deniz Ateşesi’nin, silahların verilmesinde yardımcı olacağını söyleyen Tevfik, bir casusun düşmemesi gereken büyük bir hataya düşmüş ve otel odasında not defterini bırakmıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’daki istihbarat elemanları, Fevzi Paşa’nın talimatı ile otelde arama yapmış ve defteri ele geçirmiştir.


Lütfi Bey tarafından derhal soruşturma emri verilmiş ilgili yerlere araştırma talep yazıları gönderilmiştir. Yozgat Tabur Komutanlığı’ndan gelen ilk sonuçta ‘Faik Paşa’nın oğlu Tevfik Bey’in, Umumi Harp esnasında Mısır’da esarette bulunduğumuz zamanda İngiliz muhibi olup, kampta olup bitenleri daima İngiliz Komutanı’na haber verdiği malumumuzdur. Zaten, Filistin cephesine kaçarak İngilizlere iltihat etmiştir. Oraya hain bir fikirle gelmiş olduğu kati kanaatindeyim. Habis bir casustur, emniyet olunması.’ Hususları bildirilmektedir.


Ele geçen not defteri ve hakkında gelen raporlar çerçevesinde, İstiklal Mahkemesi’ne sevk edilen Tevfik Bey’in yargılaması esnasında, dönemin İktisat Vekili Celal (Bayar) Bey şahit olarak verdiği ifadede, ‘Bu efendiyi tanımam, gazinoda yemek yerken İzmir’den tanıdığım Selanikli bir zat grubu paşazadeyi (Tevfik) göstererek, İngiliz casusudur, sakının dedi. Maruzatım budur.’ demektedir.


Yargılama sonucunda, İngiliz casusu olması sebebiyle idamına karar verilen Tevfik Bey’in cezası 21 Ekim 1921’de infaz edilmiştir.


(Kaynak: Milli Mücadele Dönemi İstihbarat Faaliyetleri / Serdar Yurtsever / Syf 213)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG