19 Eylül 1920 Pazar

Peyamı Sabah'ta Ali Kemal: Hükümet'in istifasını ve yerine Anadolu harekatını bastıracak güçte bir hükümet kurulmasını istedi. Yazı Damat Ferit'i çok kızdırdı. Hükümet yarın basına bir açıklama yaparak Peyamı Sabah'ın yayınını kınayacak. Anadolu harekatını bastırmada Damat Ferit Paşa'yı yetersiz görenler, Mustafa Sabri Efendi'yi başbakan yapmak istiyorlar.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Yenigün: Tarihi bir facia: Edime' de Venizelos'a dua.


(Kaynak: Kurtuluş Savaşı Günlüğü / Zeki Sarıhan)


Nutuk’tan/


Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’nın da, 14 Eylül 1920’de benim telgrafımdan önce yazılmış şifreli bir telgrafını 19 Eylülde aldım.


Bu telgrafta: «Celâlettin Arif Bey’in Rize, Trabzon, Erzurum, Erzincan, Van, Bayazıt illerini ve yüce Meclis’çe uygun görülecek başka bölgeleri de içine almak üzere Doğu İlleri ve Valiliği’ne atanmasını arz ve teklif ederim» denildikten sonra, şu düşünceler ekleniyordu: «Bu teklifin kabul edilip uygulanması halinde, askerî ve sivil her iki görevin gereken önem ve titizlikle yapılmasından sağlanacak yarar dışında, yeri gelince, önemli işleri görüşmek ve gereğini sür’atle yerine getirmek için milletvekili olarak bir zat daha bulunmuş olur.


Yukarıda arz edilen hususun Büyük Millet Meclisi’nce lâyık olduğu önemle dikkate alınarak kabul edilip onaylanacağını umar, bu konuda yüksek şahsiyetlerinin yardım ve himmetlerini istirham ederim. Durum, ana çizgileriyle Celâlettin Arif Beyefendi ile görüşülmüş ve kendilerince de uygun bulunmuş ise de, bu konudaki kararın Millet Meclisi’nin uygun bulmasına ve onayına bağlı olduğu tabiîdir.»


Efendiler, ordudaki yolsuzluktan, halktaki kaynaşmadan, Erzurum’a halkın oyu ile vali seçiminden ve acele olarak olumlu cevap verilmezse Ankara’ya karşı güvensizlik doğacağından söz eden Celâlettin Arif Bey, ordunun komutanı ile görüşüyor ve kendisini geniş yetkiyle Doğu İlleri Valiliği’ne teklif ettiriyor.


Ordu Komutanı da, Celâlettin Arif Bey’in, sonuç olarak kendi aleyhindeki şikâyetlerinden habersiz görünüyor. Durumu, özel maksatla düzenlenmiş bir oyun ve aynı zamanda bir gaflet manzarası gibi kabul etmemek mümkün değildi.


Kâzım Karabekir Paşa’nın 16/17 Eylül tarihli telgrafıma, 18 Eylülde verdiği cevapta: «Celâlettin Arif Bey’in bildirdikleri, birkaç kişinin, Vali Vekili Albay Kâzım Bey’i sırf Erzurum’dan uzaklaştırmak için yaptıkları dedikoduya dayanmaktadır. Halktaki kaynaşma ve halkın oyları ile vali seçimi hususları, ne yazık ki, Celâlettin Arif Bey’in yanlış bir yol tutmalarından başka bir şey değildir sanırım.


Küçüklerinden büyüklerine bütün Doğu’nun pek çok saygı ve güvenini kazanan bendenize, söz konusu şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin başarılı olamayacaklarını bilmeleri sonucudur…


Celâlettin Arif Bey, Albay Kâzım Bey’in, Vali Vekilliğinden ve Kolordu Komutanlığı Vekilliğinden alınarak Erzurum’dan uzaklaştırılmasını bendenize teklif etti. Vali Vekilliğinden alınmasının İçişleri Bakanlığı’nın emriyle ve Vali Vekilliğini kendilerinin yani Celâlettin Arif Bey’in üzerine almasıyla mümkün olabileceğini bildirdim.


Celâlettin Arif Bey’in, Erzurum’daki gayri resmî durumunun, nüfuzunu kırabileceğini zannederim. Başladıkları işin sükûnetle ve başarıyla sona erdirilmesi için, derhal Erzurum Vali Vekilliğini üzerine alması şarttır. Uygun görülürse, daha sonra Doğu İlleri Müfettişliği’ne veya valiliğine atanır.


Herhalde bahis buyurdukları kaynaşma ve gerginliğin kendi teşrifleri üzerine şimdilik yatıştığını kabul etmiyorum. Böyle bir sözü, kendisine pek önem verildiğini gören bir kimsenin cür’etli ifadeleri diye kabul ediyorum…»


1920 yılı içinde Padişah’a fazlaca saldırmayan, saldırılarını daha çok Damat Ferit üzerinde yoğunlaştıran Yeni Gün, Padişah’a Zat-ı Şahane diye hitap etmekteydi. O2nu kandırılmış ve esir biri gibi sunmaktaydı. Damat Ferit, Zat-ı Şahaneye giderek İngilizler ile Anadolu’ya karşı askerlikçe işbirliği yapılması kararlaştırıldığını söylemiş ve O’nu kandırmıştır” haberi bunu doğrulamaktaydı. Tevfik Paşa’nın İngiliz’lerle teması sırasında böyle bir kararın alınmadığı ortaya çıkınca Padişah ve İngiliz’ler bu işe şaşırmışlar ve yeni hükümet arayışlarına girmişlerdir.


Halife Ordusu’nun İngiliz gemilerinden atılan mermilerin korumasında ilerlediğini, askerlerin çoğunun Rum ve Ermeni olduğunu, İngiliz askeri ve haydutların bulunduğunu haber vermekteydi.


“Tarihi bir facia. Edirne’de Venizelos’a Dua” başlığı ile kamuoyunu uyaran Yeni Gün, Edirne’de Sultan Selim Camii’nde Venizelos için özel tören yapıldığını yazmakta ve buna isyan etmektedir. Hiçbir Türk ve Müslüman’ın katılamayacağı bir rezalet olarak nitelendirmekte ve Türk’leri iç ayrılıklara düşüren düşmanların Türk’lere hazırlayabilecekleri sonuçlar hakkında tereddütlü olanları bu faciayı düşünmeye çağırmaktadır.


Damat Ferit ve Mustafa Sabri gibi Hürriyet ve İtilaf kodamanları bir taraftan Edirne’nin direnişsiz teslim edilmesini, karşı koyanların şiddetle cezalandırılmasını ilan ederek, gerçekten de işgale karşı direnecek olan Edirne mebusları Şeref ve Faik Bey’leri Malta’ya sürmüşlerdir. Edirne Selimiye Camii’nde töreni yapan Edirne Müftüsü Hilmi Bey’i ise “ Köpekten daha alçak“ diye vasıflandırmıştır.


(KURTULUŞ SAVAŞI'NDA ANADOLUDA YENİ GÜN / NURETTİN GÜLMEZ / 302)

GUN GUN KUTULUS yazi.JPG